“Artık Denktaş dönemi yok”

Şu bir gerçek ki, Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası siyasette sular ısınacak.

Şu bir gerçek ki, Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası siyasette sular ısınacak.
Siyasi partilerdeki iktidar ve değişim sancısı, kendini daha bir belli edecek.
CTP içinde birçok konu sorgulanıyor.
Aynı durum UBP için de geçerli, 19 Nisan seçiminin sonucu ne olursa olsun, UBP ve sağda yeni bir isim, yeni bir vizyon kaçınılmaz.
Olması gereken de elbette budur, bu ülkeyi kırk yıldır yöneten insanlar, hala daha aynı mantık, aynı anlayış ve aynı siyasi yöntemlerle yönetmeye çalışıyor, direniyor.
Siyaset kurumu toplumun çok gerisinde kaldı.
Beklenen, yenilenme ve günü yakalama anlamında radikal değişimler, söylemlerden öte, politikaların ve siyasetin kendi önceliklerinden arınarak toplumsal çıkarlara öncelik vermesi.

Siyasi partiler, seçim sonrası oluşacak sonuçlara göre kendi içinde hesaplaşırken, beklenti, seçim sonuçlarının değerlendirilmesinden ve suçlu aramaktan çok, topluma verilemeyen cevapların muhasebesini yapmalarıdır.
Son seçimlerde yaşanan toplumsal değişimin ve değiştirmenin mesajlarını almak siyaset kurumunun birinci önceliği olmalı.
Hele anayasa değişikliğinde toplumun ortaya koyduğu “güvenmiyorum” yaklaşımı, belli ki gereken yerlere, gereken sinyali gönderememiş.
Sinyal verilmiş ama alan olmamış, hala daha bu hezimetin sorumluluğunu alan yok.
İhale tüm siyaset kurumuna değil de bu değişiklikleri yaratan komiteye kalmış, görünen o.
Asım Akansoy’la Cumhurbaşkanlığı seçimini, CTP ve siyasetteki değişim ihtiyacını konuştuk.
Cumhurbaşkanlığı seçimi için ikinci turun ve ikinci turda yarışacak olanların Sibel Siber ve Derviş Eroğlu olacağını söylüyor Asım bey.
Ve devam ediyor;

“Artık Denktaş dönemi yok. Tek başına her şeyi yönetme dönemi bitti. Nesiller değişti ve farklı beklentiler var. Siyasette yeni bir soluk gerek. Bu CTP için de geçerli, UBP için de, diğer siyasi partiler içinde. Ben makam, mevki düşünmeden bu değişimi işaret etmeye çalışıyorum. Bu anlamda Kudret Özersay’ın adaylığını, çalışmalarını, çabasını önemsiyorum. Özersay sağ adına umut veriyor. Daha mutlu bir toplum için siyasetin yenilenmesi, farklı düşüncelerin gelişmesi şart. Derviş beyin bir adım önde görülmesinin sebebi sağda tek aday olması. Solda oylar özellikle ilk turda bölünecek.”

ADA TV’deki program bu konularla devam ederken, yayına bağlanan bir izleyicinin cümleleriyle farklı bir nokta çıktı ortaya.

Haspolat’tan Salih Saadetoğlu;

“Ben CTP’nin kurucularındanım. Belki iki, belki üçüncü isim bendim. CTP bu değil, üzülüyorum. Emeğin partisi artık gitmiş, zenginlerin partisi gelmiş. Biz kendi cebimizden para koyarak çalışırdık, bugün siyasi partiler devlet bütçesinden milyonlar alıyorlar. Ben hastayım, eşim hasta, hastanede ilaç bulamıyoruz. Bunlar varken, insanlar geçinemezken bunca afiş, reklam, siyasi partilere ödenen paralar, müşavirler, yazık. Bu paraları bıraksınlar, insanlara harcasınlar. Ben CTP den bunları düşünmesini beklerdim.”

Özelde CTP’ye, genelde tüm siyasi yapıya yapılmış bir eleştiri.
Siyasi partilere yılda altı buçuk milyon, yani eski parayla altı buçuk trilyon devlet katkısı yapılıyor.
Kaynak bulamazken, hiçbir yatırım yapılamazken, kamu çalışanlarına yıllarca maaş artışı yapılamazken, siyasi partiler kendi paralarından vazgeçemiyorlar.
Böyle bir noktada nasıl inandırıcı, nasıl güvenilir ve doğrucu olacaksınız?
Haksız mı bunları söyleyenler, peki, nereye kadar?

Bu haber 751 defa okunmuştur
  • LONDRALI  U.K - 08.04.2015 SERDAR , OZGURGUN , YORGANCI . PARTILERINE VE GELECEGE FAYDALARI OLMAYAN 3 KISI .

:

:

:

: