Yeni Umutlarla Yeni Bir Güne…

“ Bizler yaşadıklarımızla hayata bir anlam katmaya çalışırız. Mutluluğumuz, bu uğraşımız içinde zaman zaman sekteye uğrar, kırılırız. Ama yine de ararız mutluluğu... Seçtiklerimizden bir gün bile olsa ders almayı düşünmeyiz. Kimi zaman sahip olmamız gereken her şeye sahip olsak da, bu defa da yaşamın gerisinde kaldığımızı düşünürüz...”
“ Bizler yaşadıklarımızla hayata bir anlam katmaya çalışırız. Mutluluğumuz, bu uğraşımız içinde zaman zaman sekteye uğrar, kırılırız. Ama yine de ararız mutluluğu... Seçtiklerimizden bir gün bile olsa ders almayı düşünmeyiz. Kimi zaman sahip olmamız gereken her şeye sahip olsak da, bu defa da yaşamın gerisinde kaldığımızı düşünürüz...”

GÖZÜMDE İNCİ TANESİ

bu sabah
saatimi çalmış martılar
dalgalarda
saçlarının kokusu yok
yüreğine perdeler çekmişsin...

solgun gül yaprakları
bi-haber dudak büküşümden
gözümde iki inci tanesi...
Ayşe TURAL

BAZEN ERKEKLER DE SESSİZCE GİDER...

İster eşiniz, ister arkadaşınız, isterse sevgiliniz olsun ona ne kadar iyi davranıyorsunuz?
Düşünün....düşünün...bir daha düşünün...
Büyük bir aşkla, duygularının en derin haliyle kadınları seven erkekler vardır:
bağışlayıcı... sevgi dolu... özverili...
Ya kendilerini rahat ifade edemediklerinden ya da kendilerine yakıştıramadıklarından sakindirler... Bu da onların ezilmelerine, hor görülmelerine yol açar, karşılarındaki kadınlar tarafından...
Bakın çevrenize... ezik görünüşlüdürler... eşleri ne isterse onu yaparlar... pek sesleri çıkmaz... ne denirse boyun eğerler... aslında hep sevgiye bağlılıklarındandır...
Onlar sustukça, karşılarındaki kadınlar daha bir otoriter olurlar... yapma... gitme... söyleme...
- Karıcığım bir sigara yaksam?
- Bir kahve de ben içsem?
- Bu hafta sonu da buraya gitsek?
Kadın öyle alışmıştır ki bayrak açmaya, ağzından HAYIR'dan başka söz çıkmaz...
Bir gün erkek sessizce gider... bazen iki satır karalar bazen de onu bile yapmaz...yok olur... kaybolur... hatta ebediyen gider...
Böyle erkekler arkalarında DAHA BÜYÜK BİR BOŞLUK bırakarak giderler... Ömrünüzün sonuna kadar da o boşluğu dolduramazsınız...

BAŞKA BİR SEN BULURUM...

bir gün
gönül kapımı çalmazsan eğer
seni
bir aynadan
başkasına bakarken yakalarsam
ruhuna gri perdeler çekmişsen...
işte o zaman
başka bir SEN arar
başka bir SEN bulurum
haberin olsun....
Ayşe TURAL


TEMELDEKİ KÖLELİK...

İnsanı elinden geldiğince CAHİL ve ŞAŞKIN bırak ki kolaylıkla kandırabilesin. Eğer bir tür APTALLIK yaratmak istiyorsan- ki bu politikacı ve din adamları için ön koşuldur- o zaman en iyisi insanın AŞKI ÖZGÜRCE yaşamasını

YASAKLAMAKTIR.

Aşık olmayınca insan ZEKASI azalır. Bunu hiç izlemedin mi? Aşık olduğunda tüm kapasitelerin doruğa ulaşır. Bir an evvel gayet RUHSUZ şekilde dururken aniden hayatının kadını ile karşılaşıyorsun ve içinden müthiş bir coşku yükseliyor; her yerin ALEV alıyor. İnsanlar aşık olduklarında maksimum performans sergilerler. Aşık olmadığında minimum düzeyde iş görürler.
En akıllı insanlar cinselliği en gelişmiş olanlardır. Bunu iyi anlamak lazım, çünkü aşk enerjisi temelde zekadır. Eğer sevemezsen içine kapanırsın; dışa akamazsın.
Aşıkken insan akar gider. Aşıkken insan öylesine kendine güvenir ki yıldızlara dokunabileceğini hisseder. O yüzden SEVGİLİ insanın en büyük ilham kaynağıdır...
(Aşk, Özgürlük, Tekbaşınalık/ OSHO)
UNUTMA BAHÇESİ

hayatın içindeki
yaban otlarını
ayıkla ayıklayabilirsen...

köhne değerlere
sırtını dön
istediğin kadar...

sığ iletişimlere
öfkelen öfkelenebildiğince...

çünkü
direnç göstermenin
ilk adımıdır
unutmamak...

sen UNUTMA bahçelerine
ara sıra da olsa
uğramalısın...

Ayşe TURAL

( şiir sevgili öğrencim İlknur Genç Kuzuca'ya ithaftır...)
AŞKA NEDEN GEÇ KALIRMIŞIZ?
' Aşkı gündeliğe düşüncesizce feda ettiğimiz için GEÇiz...
Aşkı da, tıpkı geçmekte oluşumuza dayandırdığımız BAHANELER nedeniyle geçiştirmeye çalıştığımız için GEÇiz...
Aşkı, sadece AŞK için yaşamayı beceremediğimizden GEÇiz...'
Adnan GERGER (alıntı)

AÇ KAPIYI BEZİRGANBAŞI…

Çocukluğumuzda zevkle, keyifle oynadığımız, grupça oynanan bir oyunun adıdır bu... Bizim kuşaktan olanlar bilirler... Elbette büyüdük, oyunlarımız da dünlerde kaldı. Bana göre hayat da bir oyun aslında... Gerçekleriyle, dalavereleriyle oynanan acımasızca bir oyun hem de...

Son yıllarda en büyük sorun, hesapsızca, kitapsızca, akın akın gelenlerle artan nüfus... Kapısız, penceresiz hatta bacasız kocaman bir eve benziyoruz. Durun durun Nasreddin Hoca’nın mezarındaki espri aslında bu... Akşehir’de Hoca’nın mezarının çevresi açıktır ama kocaman bir demir kapıda, kocaman da bir kilit asılıdır. Biz nasıl bir ülkeyiz ki herkes elini kolunu sallayarak, sorma gir hanı gibi içeri dalıyor. Haydi geldi diyelim, canı istediği kadar, kimseye hesap vermeden kalabiliyor. Kardeşim burası bir ada... Yani bir otobüs diyelim mesela... 50 kişilik otobüse 60 kişi alabilirsiniz. Haydi 70 kişiyi de tıktığınızı düşünelim. Ama 100 ya da 150 kişi ASLA olmaz... Hesap kitap belli... Bir ekmekle kaç kişinin karnı doyar? Sorusu gibi bir şey... Bu hesabı yapmak için allame-i cihan olmanıza da gerek yoktur. Her şey meydanda... Daha ne kadar kıvırarak bu işleri, “ Pekala oluyor...” la halletmeyi düşünüyorsunuz.
SANA BIRAKACAĞIM

Bir gün

Çekip giderken
Ellerimi sana bırakacağım
Umutlarınla asıl diye....

Soğuk kış rüzgarları
Ruhunu titretirken
İliklerine işlemiş yağmurlarla
Saçlarındaki kar taneleri
Ölmesin diye
Gözlerimi sana bırakacağım....

Ardımdan sen
Ayrılık mumları yakarken
'Elveda' deyip
Yüreğimi sana bırakacağım...

Günlerden bir gün,
Apansız
Demirlemek için limanına
'Seni seviyorum' larımı
Sana bırakacağım....

Ayşe TURAL

KENDİMİZE YABANCIYIZ...

Kendimize yabancıyız mı dedim. Evet hem de çoook... Kendimizi bir iyice tanımadan, başkaları için ahkam kesmeye (hüküm vermek) başlarız.
Bana, özellikle röportajlarda ' Kendinizi tanıtır mısınız?' sorusu zor gelir. Doğduğunuz yer, okuduğunuz okullar, eserleriniz, neler yaptığınız?
Oysa ben bu değilim ki!
Ben nelerden hoşlanırım?
Nelere kızarım?
Alışkanlıklarım nelerdir?
Biriyle olduğumda nasıl biriyim?
Pek çok insan maskeleriyle dolaşırken, olduğum gibi olabiliyorsam işte o BENim...
Siz kendinizi ne kadar tanıyorsunuz?
Nilüfer Beyazı

yüreğimin
nilüfer beyazına
dokundur
dudaklarını...

sana adasam
göçebe akşamlarımı...
birlikte
koşar mı
nefes
nefese
atlarımız...
Ayşe TURAL

Yaşam yolculuğunuzda her gelen gün, size yepyeni, taptaze ve pırıl pırıl umutlarla eşlik etsin…
Yaşam hem çok kısa hem de çooook uzun bir zaman dilimi… Mutluluk ve sevinçlerle geçerken çok kısa geliyor insana… Ama aşılması güç sorunlarla boğuşurken de geçmek bilmiyor sanki…
Her şekli de hayatın bir parçası aslında. Marifet kötü zamanları kolay atlatmaya çalışmak… Olabildiğince yıpranmadan, belki kabullenerek…
Güzel şeyler getirelim aklımıza… Sağlıkla geçen her saatin değerini bilelim ve küçük şeyleri dert etmeyelim… İncir çekirdeğini doldurmayacak konularla da birbirimizin başının etini yemeyelim diyorum, sözün özü…



GÖZÜ KARA

bugün
kendi öyküme
sırtımı dönüyorum...
büyük coşkularda
sınırsız hayallerde ben...
çizgi dışı düşlerde gözüm
ben ben olalı
böylesi gözükara olmadım.

öykünmedim kimsesizliğime
çığlıklarımın sessizliği
beni
bir başka çevirdi yörüngemde
şimdi her türlü çılgınlığa
açık yüreğim...
ben ben olalı
böylesi gözü kara olmadım...

Ayşe TURAL

BİLİNÇLİ TÜKETİCİ OLMAK...

Yaşam kalitenizi elinizde tutmanın bence ilk şartı ne yiyip içtiğinize dikkat etmek... Gülümsediğinizi görür gibiyim....

İlahi Ayşe Hanım, bu çağda, bu ortamda, millet daha çok ve kolay kazanmanın peşindeyken siz ne demek istiyorsunuz? Pazarlar organik diye satılan ama araştırıldığında % 80 inin inorganik olduğu bilinen yiyeceklerle dolu...Hem de çok yüksek fiyatlarla satılıyor ve alıcı buluyor...

Zaten siz tarlanızı, bahçenizi doğal yapmaya çalışsanız da GDO lu yan tarladan ya da bahçeden size de geçtiğini bugün ilkokul çocukları bile öğrendi...

Neyse konumuza dönelim. Ben kolay kolay alıştığım ürün ve markadan vazgeçmem. Denemişimdir, damağım alışmıştır vs.

Bir gün yıllardır aldığım yufkaların eskisi gibi olmadığını, düzgün yufkaların arasına parçalanmış olanların saklandığını görüp poşet üstünde yazılı numarayı arayıp yetkiliye bildirmiştim. Teşekkür edildi, hatta benzer bir durumda aramamı istedikleri numara ve isim bile verildi...Belli ki ilgilenildi. Üç gün sonra markete gelen yufka eskisi gibi, aynı kalitedeydi...

Ben doğru yapılan işleri de takdir eden bir tüketiciyim. Bir yoğurt markası tam damak zevkime göredir. Börek hazırlarken, üşenmedim /bana göre bilmek haklarıydı/ telefonla arayıp kaliteli yoğurt sundukları için teşekkür ettim. Kalitelerini bozmamalarını rica ettim...

Ben üretici olsam böyle tüketiciler isterdim. Yoksa şu marka çok berbattı diye arkadan konuşulmasından hoşlanmazdım...

Bunların vatandaşlık görevim olduğunu düşünenlerdenim ben... (Çay hikayemi başka yazıya saklamak isterim... Bu sayede çok şeker bir arkadaşım oldu....)


BİTİŞ

su
taşı bitiriyor
güneş suyu...

zaman
güneşi bitiriyor
aşk zamanı...

söz
aşkı bitiriyor
ben sözü...

Ayşe TURAL
DOĞAL OLMAK...

Doğal olmak, olduğunuz gibi görünmek... Saklanmadan, rol yapmadan...

Uzattığınız her el, söylenen her merhaba, hayatınıza birilerini getirir. Bildiklerinize birilerini daha katar... Öyle ki gelenler bir daha hayatınızdan çıkmaz... Hayatınıza güzellikler ve iyilikler getirir...
Bu yüzden değil midir ki, her merhaba diyeni gönülden selamlayışım...

Çoğunu nereden tanıdığımı unuturum. Sadece öğrencilerimle ilgili ayrıntıları, yıllar geçse de üstünden, sevgiyle hatırlarım. Ne mutlu bana ki onların yüreklerinde parmak izim kalmış...

Eğer siz siz olursanız...
Maskeler kullanmadan,en duru halinizle ve doğal görünürseniz...
İçten gülümseyişleriniz yürekleri ısıtacaktır...

'MERHABA'
dediğiniz yürekler de sevgiyle size kapılarını açacaktır...
Merhabalarınız hiç eksilmesin efendim...







Bu haber 235 defa okunmuştur

:

:

:

: