Son birkaç gün…

Cumhurbaşkanı seçimi yarışının sonuna gelindi.
Cumhurbaşkanı seçimi yarışının sonuna gelindi. Haftaya bugün bu yarış sona erecek. Gerçi bu seçimlerde fazla gerginlik yaşanmadı ama, son sandığın sayılmasının, kimin seçimi göğüslediğinin belli olmasının ardından, seçim süreci de kapatılmalı, geride bırakılmalı. Yok, seçim sonuçsuz olur halkın kararı haftaya kalır ise, o zaman da iki önde gelen aday bir hafta daha bu süreci götürürler, 26 Nisan’da bu yarışa nokta konulur.
Seçimler tabii ki tek başlarına demokrasiyi oluşturmazlar ama seçimler de demokrasilerin olmazsa olmazlarıdır. Seçimlerin düzgün, şeffaf ve hukuk denetiminde yapılması, adalet ilkesinden şaşılmaması seçimin yapılıp yapılmaması kadar hatta daha fazla önemlidir. Unutmamak lazım, Saddam’ı n Irak’ında da, mollaların İran’ında da ve hatta bugün hem kendini hem de tüm bölgeyi yangınıyla kasıp kavuran Suriye’nin Baas yönetiminde de sandık ve oy vardı. Hukukun olmadığı, serbest yarışın olmadığı, ifade ve basın özgürlüğü ile şeffaflık ve hesap verilebilirlik olmadığı ülkelerde maalesef seçim ve sandık sadece diktatörlüğün meşruiyet aracından öteye gidemiyor, kötüler arasından daha az kötülerin yönetim mevkilerine gelmesinin aracı oluveriyor.

Hesap verilebilirlik, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, hukuk önünde herkesin eşitliği, ifade ve basın özgürlüğü, dediklerimiz demokrasinin normları, olmazsa olmazları. Ne derece o normları yaşayabiliyor, devletimizde, halkımız arasında hayata geçirebiliyoruz? KKTC’nin kurumlaşması, çadır devletinden gerçek anlamda bir devlete dönüşmesi Kıbrıs Türk toplumunda maalesef hiç geçerli akçe olmadı, hep kolay yol seçildi. “Ekmek elden su gölden cumhuriyeti” şeklinde birisi yazı yazdı diye ayağa kalktık, ben dahil herkes “besleme” denilince meydanları doldurduk. Doldurmalıydık da eğer toplumsal azıcık onurumuz var ise.
Ancak, hamaset ile gerçek, denilen ve yapılan arasında da fark bırakmamak lazım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının “müstemleke” yaklaşımıyla değerlendirilmelerine karşı çıkılması, adanın iki eşit halkından birisi olarak bu ortak evimizde onurlu yaşam talebimizle başlayan mücadelemize layık evlatlar olarak “bu mantaliteyi telin ediyorum, reddediyorum” demeliydik elbette.
Ama, hem günde üç-beş saat çalışır gibi yapıp bol maaş alınacak, hem yapılmayan mesailerle veya çalışılması gereken saatleri mesai gibi göstererek bol keseden devlet kasası soyulacak hem de o devletin kasasının tek aktif katkıcısını sabah akşam iteleyecek, sövecek, reddedeceksin… Olur mu bu iş? Kıbrıs Türk toplumunun ve devletinin bir an önce iki ayakları üzerine duracak bir ekonomik yapıya, sağlam ve yönetilebilir bir devlet kurumsallaşmasına, yargısıyla, polisiyle, itfaiyesiyle ve tabii hastanesi, postanesiyle çağdaş devlet olmasına ihtiyacı vardır.
İzolasyon, tecrit ve sair iddiaların hepsi doğru ama el insaf! 2004’den bu yana, giderek artan oranda turizm canlanmakta, Avrupalı turistlere barikatlar engel olamamakta, tüm çağrı ve taleplere rağmen batırılan Kıbrıs Türk Hava Yolları yerine Rum tarafının teşvik verdiği uçuşlarla adaya gelen turistlerin önemli bir bölümü kuzeydeki otellerde konaklamakta, ekonomiye katkı vermekte.

Tabii “Kıbrıs Türk” Futbol Federasyonunun yaptığı gibi Rum kesimine onursuzca yama olarak sorunların üstesinden gelmeye de çalışılabilir bazı kesimler oportünist ve “benden sonrası tufan” anlayışıyla, ancak toplumun tümünün refahı düşünülür ise tüm kurum, kuruluş ve şahıslar açısından meselenin 1- Kendimizi, mücadelemizi, tarihimizi ve gelecek umutlarımızı sıfırlamadan; 2-Kapsamlı çözüm içerisinde ve eşitler arası bir düzenlemeyle; 3- Türkiye’nin mevcut olmadığı her denklemin kısa vadede ne getirirse getirsin esasında mahvımızın ilk adımı olacağını unutmadan ele alınmasında şarttır.
KKTC kurumsallaştırılmalıdır. Çözüm olsa da olmasa da KKTC ve Kıbrıs Türk halkı doğru dürüst yönetilmeye, muhtaç olmamaya, ne Rum’un ne de Türkiye’nin beslemesi olmamaya hakkı vardır ve bunu talep etmelidir. Bu talep ne Türkiye’ye karşı “şükran” duygusunun azlığını, ne de Rum’a karşı “düşmanlığı” sergiler. Aksine, yaşayabilir çözüm için KKTC’nin kendi kendine yeten ve reşit bir devlet yapılanmasına kavuşması bir fırsat olacaktır. Unutulmamalıdır ki bugün Rum kesimindeki devlet ve yönetim anlayışı – her ne kadar KKTC’den kıyaslanmayacak kadar iyi durumda olsa da – tam bir felaket ve acizlik içindedir. Rumlara bile örnek olabilecek durumda olmalıdır KKTC.

Geride bıraktığımız son birkaç yılda, hadi daha net konuşayım son Cumhuriyetçi Türk Partisi ağırlıklı koalisyon yönetime geldikten bu yana zaten önceki Ulusal Birlik Partisi yönetimi döneminde neredeyse askıya alınan ekonomik yeniden yapılanma programı tamamıyla unutuldu, keyfi yönetim ve programsız plansız tasarruflar dönemi yeniden başlamıştır. Bu duruma bir an önce dur demek ve program uygulamasına dönmek Kıbrıs Türk halkının ortak çıkarıdır. Ancak, bunun için Kıbrıs Türk halkının bazı özverilere katlanması, “adam sendecilik” ve “benden sonrası tufan” anlayışlarından sıyrılması gerekmektedir.
Seçimden konuşuyorduk değil mi? Duydunuz mu bunları bu seçim kampanyasında? Afakî şeyler tartışıldı, suya sabuna gelen tüm konulardan kaçınıldı. Varsa yoksa boş retorik, lafı güzaf.
Bari bu son birkaç günde dinlesek adayların anayasa ihtiyacı konusunda ne diyeceklerini. Herkes çözüm taraftarı da, nasıl bir çözüm istediklerini anlatsa şu adaylar. Nasıl getirecekler Rum tarafını görüşme masasına, nasıl tutacaklar orada ve ne kadar sabredecekler boş havanda su dövmeye? Rum tarafı federasyon adı altında üniter devleti savunurken, nasıl ve hangi büyülü formülle “niyeti” olan aday, veya “cevap bende” diyen arkadaş, ya da “tabii ki ben” diye kendine güvenle haykıran diğer kıdemli arkadaş çözümün kapısını zorlayacaklar? “En iyisi” olduğunu söyleyen aday nasıl kalkacak bu işin içinden? Tamam o “yeni dünya yeni lider” boş laflarına, siyaseti futbola benzeten vatandaşa seçilemeyecekleri zaten dünden belli olduğu için bir şey demiyorum da, şu adaylığı iş olsun diye ortada olmayan dostlar, Allah aşkına çözüm önerisiniz ne, koyun ortaya.
Bu iş şarkı türkü ile geçiştirilemez, boş laflarla bir yere gidilemez. Koyun ortaya bu son birkaç günde sizde ne var diğer adaylardan farklı ki size oy verilsin… Somut, net.
Bu haber 293 defa okunmuştur

:

:

:

: