Nasıl bir Cumhurbaşkanı?

Süreç aylar önce başladı, aslında başlatıldı.
Süreç aylar önce başladı, aslında başlatıldı.
Bir seçimden bir seçime, bir sandıktan bir sandığa koşarken, yerel seçim ve Anayasa referandumunun yorgunluğunu atmadan, Cumhurbaşkanlığı seçimini tartışmaya açtık.
Erkenden tek sorunumuz gündemmiş gibi, yeni, nur topu gibi bir gündemimiz oldu.
Aylar derken işte sonuna geldik, artık sadece saatler kaldı.
Yedinci kez Cumhurbaşkanlığı için sandığa gideceğiz.
Yaklaşık 177 bin seçmen, toplam 693 sandıkta oy kullanacak.
Daha önce yapılan altı seçimde toplamda yirmi bir aday yarıştı.
1995 yılında yapılan seçimde, ilk kez ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimini tecrübe ettik.
2000 yılında adaylar %50’yi geçememiş, fakat adaylardan Derviş Eroğlu adaylıktan çekilince, ikinci tur olmadan Rauf Denktaş yeniden kazanmıştı.
Rahmetli Denktaş, altı seçimin dördünün kazananı oldu.
2005 yılında ise Mehmet Ali Talat saraya gitmeyi başardı, 2010 yılında ise saraya giden Derviş Eroğlu oldu.
Pazar günü yapılacak seçimde yedi aday yarışacak.
Derviş Eroğlu, Sibel Siber, Mustafa Akıncı, Kudret Özersay, Mustafa Onurer, Mustafa Ulaş ve Arif Salih Kırdağ.
Yedi adaydan beş tanesi kendilerini “bağımsız” aday olarak ortaya attı.
Parti adayı olarak seçime giren iki aday var.
Aylardır, tartışılıyor, konuşuluyor.
Kıbrıs konusundan, içsel birçok soruna kadar her türlü görüş ve düşünce seslendirildi.
Herkesin kafasında mutlaka bir isim şekillenmiştir.
Son yıllarda yapılan seçimlerde çok farklı, beklenmeyen, beklenenin dışında, kamuoyu yoklamalarının tam tersi sonuçlar çıktı.
En çok merak edilen, bu seçimde de beklentilerin çok dışında sonuçlar ortaya çıkacak mı?
Kuzey Kıbrıs'ın Cumhurbaşkanlığı seçimine paralel, müzakere sürecinin de başlaması söz konusu.
Yani ortaya çıkacak halk iradesi, daha saraya gitmeden müzakere masasına gidecek, bu açıdan seçilecek adayın, Kıbrıs konusunda ki rolü çok çok önemli.
Bir diğer konuda bu seçim sonuçlarına bağlı olarak, önümüzdeki dönemde şekillenecek yeni siyasi oluşumlarla, siyasi partilerde oluşacak sıkıntıların getireceği değişimlerdir.
Kıbrıs konusunda;
Adı ne olursa olsun, bir çözümü cesaretle ve üreterek isteyecek. Masada ne konuşursa, toplumuna açıkça anlatacak, hükümeti, parlamentoyu sürecin içine katacak. Karşı tarafı alt edilecek bir rakip görmekten çok ortaklık yapacak, ortak kazanç noktalarında birleşmeyi zorlayacak bir Cumhurbaşkanı.
Dış ilişkilerde;
Türkiye ile AB, BM, İslam ülkeleri ile bıkmadan, usanmadan, sürekli ilişki kurarak, talep ederek, zorlayarak, baskı kurarak, lobicilik faaliyetleri için profesyonel yardımlar alarak, Kıbrıs Türkünün bu adada var olduğunu avazının çıktığı kadar haykıracak bir Cumhurbaşkanı.
İç konularda;
Anayasal yetkilerini ve görevlerini aşmadan, temsil etmediği siyasi görüşleri muhalefet olarak görmeden, toplumun tüm kesimlerini sahiplenen, eşit, tarafsız, objektif bakış açıları ile sorunların çözümünde motive eden bir Cumhurbaşkanı.
Bu seçimin sağı solu, tecrübesi yaşı, kadını erkeği, eskisi yenisi yok.
Her toplum hak ettiği gibi yönetilir, Kıbrıs Türk toplumu da nasıl yönetilmek istiyor, şahsi çıkarlarının kurbanı olarak mı, gelecek kaygıları ile geçmişin mukayesesini yaparak, ben değil, biz olarak düşünerek mi?
Elbette kararı toplum verecek, anlatmaya çalıştıklarımı hangi aday ve siyasette görüyorsa oraya yönlenecek.
Bu köşenin yazarı olarak, bu seçimin güzel olacak her şeyin ilk adımı olmasını dileyerek, kendi adıma hayırlısı olsun diyorum.
Bu haber 642 defa okunmuştur

:

:

:

: