Akıncı’yı destekleme tarihi bir karardır

19 Nisan Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi, yeni Cumhurbaşkanı’nı belirlemedi ama daha farklı bir süreci tetikledi.
19 Nisan Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi, yeni Cumhurbaşkanı’nı belirlemedi ama daha farklı bir süreci tetikledi.
Sağda birlik yapılarak, sağın iki temsilcisi UBP ve DP Derviş Eroğlu’nu destekledi.
Bu parti “tavanları” tarafından alınan bir karar ve halen geçerli.
Görünen o ki bu iki partinin “tabanları” bu kararı desteklemedi.
Aynı durum CTP için de geçerli, seçim öncesinde Mehmet Ali Talat ismi partinin olası adayı olarak seslendirildi.
Hazırlıklar bu yönde yapıldı, fakat daha sonra karar bu yönde olmadı.
Aslında ilk ayrılık böyle başladı, sonrasında parti içi tartışmalara hükümet başarısızlığı da eklenince sonuç beklenenden çok uzak oldu.
Seçimin ilk turu geçti, hesaplaşmalar ikinci turdan sonraya bırakıldı.
Seçim sürecinde CTP birlikteliği sağladı, yapılacak kurultayda “Mehmet Ali Talat tek aday olarak desteklenecek” kararı alındı.
Bunlar seçim öncesi yaşananlar, seçim CTP için bir noktada bitti.
En azından kendi adayı artık yarışta yok.
Sağ kesimin adayı olan Derviş Eroğlu ile sol kesimin adayı durumuna gelen Mustafa Akıncı bu hafta sonu ikinci turda final için yarışacak.
Bu seçim tüm siyasi kesimler için tarihi niteliktedir.
Seçimi kaybeden solun büyük partisi CTP daha tarihi bir kararla karşı karşıya.
Solun adayı noktasına gelen Mustafa Akıncı’yı destekleme kararı tarihi bir karardır.
Çeşitli yorumlar var, örneğin CTP’nin, Akıncı’yı desteklemekle ne kazanç elde edeceği ve güçlenen TDP’nin kendi yerini alma kaygısı ile Akıncı’ya destek verilmeyeceği.
Bu düşünce çok anlamsız, CTP’nin kuruluş misyonuna ters.
Elbette bu “tavanın” aldığı bir karar ve “tabanını” kendi adayına yönlendiremeyen CTP “tavanı”, Mustafa Akıncı’ya saraya gitmeye yetecek desteği verebilecek mi?
Bu sandıkta belli olacak, zaten CTP seçmeninin bir kısmı Akıncı’yı destekliyor.
İşin bir tarafı bu, diğer tarafta Kudret Özersay’ı destekleyenler var ve tüm bunların yanında da sandığa hiç gitmeyen azımsanmayacak bir kesim mevcut.
Halk üst üste mesajlar veriyor, siz değil ben diyor.
Siyasiler kaybediyor, partileri kurtarmak için, parti içi demokrasi devreye girmeli, en başta yöneticiler şapkayı alıp yeni yönetimlere şans vermeli.
Kudret hoca, Derviş Eroğlu seçmeninin bir kısmını aldı, ama bu yanında kendi seçmeni de var.
İlk turda Derviş Eroğlu’na destek vermeyenler ve diğer Özersay destekçileri ne yapacak?
Daha ciddi şekilde sahaya inceğiz diyen DP Başkanı Serdar Denktaş ve UBP yönetimi, bu kesimi Eroğlu’na döndürmeyi başarabilecek mi?
Kudret Özersay ve %21’lik destekçi kesime sadece “tepkililer” demek haksızlık olur.
Dünkü basın toplantısında Kudret hoca bunu çok güzel özetledi;
“Toplumsal bir başarıya ihtiyacımız olduğunu söyledik aylarca. Bu toplumun kendine olan güvenini yitirmeye başladığını, özgüveni yeniden kazanmak için toplumsal bir başarıya ihtiyaç olduğunu söyledik. Bu seçimin ilk turunda ortaya çıkan şey toplumsal bir başarıdır. Bir parti desteği olmadan, gönüllülerle yürünen yol sonucunda, menfaat bağı olmadan, gönülden bir bağ ile böyle bir sonuç ortaya çıkabiliyorsa, bu seçimin sonucunda, vatandaşların varması gereken sonuç “demek ki olabiliyormuş”tur.”
Yani bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, bunu önümüzdeki süreçte yaşayacak ve tartışacağız.
Seçim sürecine dönersek;
Baştan sona kadar belirsiz geldi, öyle de gidiyor.
Yarış yedi adaylıyken de belirsizdi, iki adaylıyken de belirsiz.
Tüm bunlar birkaç gün sonra bitecek, kazanan daha sevinemeden, işe koyulacak.
Çünkü ortada Kıbrıslı Türk lideri bekleyen bir masa var.
Ve benim için önemli olan bu.
Bu haber 638 defa okunmuştur

:

:

:

: