Hadi tekrar görüşmelere…

Bazı arkadaşlar Özdil Nami’nin tekrar “görüşmeci” atanmasına bozulmuş.
Bazı arkadaşlar Özdil Nami’nin tekrar “görüşmeci” atanmasına bozulmuş. Doğrudur, Cumhurbaşkanı Akıncı sosyal demokrat bir siyasetçi. Düne kadar Toplumcu Demokrasi Partisi (DTP) eski lideri, aktif de olmasa üyesiydi. Yine doğrudur Özdil Nami sosyalist bir siyasetçi ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) üyesi, hatta potansiyel lider adaylarından birisidir. Nami’nin “görüşmeci” atanması Cumhurbaşkanlığı’nda koalisyonun işaretiymiş.
Olsa ne olur da, niye olsun? Akıncı “kimseyle görüşmedim, kendi kararım” diyorsa, öyledir. İnanmak lazım.

Bir kere seçim dündü arkadaşlar. Demokrasi bunu gerektirir. Hala daha seçim kampanyasındaymış gibi davranmamalı ne seçilen, ne de diğerleri. Söylenen söylendi, yapılan yapıldı ve halk birinci turda değilse bile ikinci turda kararını verdi. Benim istediğim olsaydı “halkın kararı kutsaldı” da istemediğim olunca kutsal olmadı mı halkın oyu? Hadi canım sende!

O dönem geride kaldı, şimdi iş zamanı.

Rum tarafı perişan. Seçimin hemen ertesi sabahı Rum siyasetinde önemli görevde bulunan bir arkadaşım aradı. “Amerikalılar, İngilizler telefonlara sarıldı. Türkler seçimi de geride bıraktı. Seçilen Akıncı da ‘hemen çözüm’ diyor. İstek var. Hadi, şimdi süratle bu sorunu çözme zamanı diyorlar... Baskı felaket, daha da artacak” dedi.

Bizde ise durum farklı. 'Ergun Olgun gibi dirayetli bir görüşmeci görevde değil artık. Ne olacak?” derken, Özdil Nami atandı. 'Görüşmelere odaklanalım” derken, birileri “görüşmeciyi beğenmedim... Cumhurbaşkanı koalisyon kurdu” diye saldırmaya başladı. Hoş mu yani?

İkinci turun en başından belli değil miydi solun ve sağın kırgın seçmeninin ortak adayı olduğu Akıncı’nın? Akıncı sadece iki sol partinin değil, sağın da adayı olmamış mıydı? Demek ki sandıkta koalisyon yapmuştı halk. Bu koalisyonun cumhurbaşkanı icraatlarına yansıması normal değil mi? Siyasetin gereği bu değil mi? Ama Akıncı’yı tanımayan var mı? Akıncı öyle “diyet siyaseti” yapacak adam mı?

Gerçekçi olmada yarar var. Böyle boş laflarla, karalama kampanyalarıyla enerjimizi harcamanın alemi yok.

Doğrudur, insanlar bazı insanları severler, bazılarını sevmezler. Kimine göre Nami, Kutlay Erk ve diğer birçok siyasetçi “sosyalist-oportunist” falan filan... Öyledir veya değildir, ne demişler “yapılanlar sözlerden daha kuvvetli ses verirler.” Suçlamaya bakın, suçlayana bakın, değerlendirin, siz karar verin.

Her şeyden önce bu dertli, sorumlu ama gerçekten yoğun ve baş ağrıtan görevi verirken “Nami haricinde kimseyle konuşmadım” diyorsa Akıncı, konuşmamıştır. 1968’den bu yana süren ve artık “en geç iki yıl içerisinde çözüm” aşamasına gelindiğinden bahsedilen Kıbrıs görüşmeleri gerçekten bilgili, becerikli, dirayetli bir ekip ile görüşmelere oturmamızı gerekli kılmaktadır. Mal-mülk gibi kişisel dikenli boyutu olan, toprak gibi duygusal ve milli boyutu olan bu problemi, ama esasında güç paylaşımı, egemenlikte ortaklığın şekli ve her şeyden önce halkların statü meselesini çözebilmek gerçekten çaba gerektirecek. Bu süreçte acemi bir heyetle ve on yıldan fazladır olaydan kopuk bir cumhurbaşkanıyla gitmek çok kötü olacaktı. Nami o açıdan endişe giderici bir seçim oldu.

Tabii Mehmet Ali Talat döneminin çapraz oy, tek devlet, tek vatandaşlık gibi birçok kabul edilmesi mümkün olmayan bazı teslimiyetçi pozisyonlarının tekrar canlanabileceği endişe veriyor. Rum tarafı dönüşümlü başkanlığı tamamıyle reddederken aynı paketin bu diğer öğelerine sıkı sıkıya bağlanması nasıl çözülecek, dengeli bir yaklaşım nasıl sağlanacak? Bu ödünlerle Kıbrıs Türk devleti hikaye olmayacak mı?

Bunlar önümüzdeki dönemin sorunları. Şimdi görüşme zamanı... 6 Mayıs’ta Ankara’da Akıncı “resmi ziyarette” başlarken yaşanılan yol kazasını tamir etmeye çalışacak, görüşmelere elini güçlendirerek oturma aşamasına gelmeye çalışacak. Şimdi ufak tefek meseleleri dert ederek birbirimizi yeme dönemi değil. Hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için sloganını hatırlamakta ve hatırlatmakta belki yarar var.

Bu gemide hep birlikteyiz ve gemi çok önemli bir sürece giriyor.
Bu haber 248 defa okunmuştur

:

:

:

: