Değişim rüzgarı Talat’la devam eder mi?

Son seçimlerde, ciddi değişimler, beklenenden daha etkili sonuçlar çıktı. Yaşanan gerçek anlamda değişim mi, yoksa siyasi partilerin içindeki dengeler ve manevralar mı bu sonuçları yaratan?
Son seçimlerde, ciddi değişimler, beklenenden daha etkili sonuçlar çıktı.
Yaşanan gerçek anlamda değişim mi, yoksa siyasi partilerin içindeki dengeler ve manevralar mı bu sonuçları yaratan?
Bunları çok tartıştık, çok konuştuk.
Açık seçik ortada ki yaşananların adı değişimdir.
Bu değişimin etkilediği en önemli taraf elbette siyasi partilerdir.
Bu değişimden olumlu etkilenen, mesajı alan, elini çabuk tutarak harekete geçen siyasi partiler kazançlı çıkacak.
CTP-BG bu anlamda önemli bir adım attı.
Genel Başkan ve KKTC Başbakanı Özkan Yorgancıoğlu son derece olgun ve pek de alışık olmadığımız bir yolu seçti ve partinin yaşadığı başarısızlıkları göğüsleyerek parti içi demokrasiyi çalıştırdı.
14 Haziran da Genel kurultay yapılacak, Yorgancıoğlu aday değil, bu seçim sadece CTP’yi değil, ülkeyi de yakından ilgilendiriyor.
CTP yeni Başkanını seçerken, ülkenin de yeni Başbakanı belli olacak.
Mehmet Ali Talat bir süredir konuşulan, fakat Cumhurbaşkanlığı seçimi sebebiyle ertelenen, yeniden CTP Başkanlığı düşüncesini ileriye taşıdı.
25 maddelik bir ilkeler listesini de ortaya koyarak, bir anlamda yeniden aktif siyaset ve parti Başkanlığı düşüncesinin sebeplerini açıkladı.
Açıkladığı ilkeler içinde birçok mesaj var, bu mesajlar bir yerde hem kendisinin, hem de parti tabanının beklentileriyle örtüşmeyen yönetimsel adımlara karşı tepkiler.
Mesela;
“CTP, kuruluşundan bu yana Kıbrıs Türk halkının özne olmasını, kendi kararlarını kendisinin vermesini ve kendi kurumlarını kendisinin yönetmesini savunmuştur. Parti, bu dönemde, bu yöndeki iddialarının hayata geçirilmesinin ve CTP-BG - DP-UG hükümet programında olduğu şekliyle polisin ve itfaiyenin sivile bağlanmasının takipçisi olacak, bir koalisyon hükümetinde yer alması halinde, koalisyon protokolünde bu konuların kesin bir biçimde takvime bağlanmasını sağlayacak, belirlenen takvime uygun sonuçların alınamaması halinde koalisyona devam edip etmemeyi gözden geçirecektir.”
Yani şuanki hükümet, programına bağlı kalarak özellikle polisin, itfaiyenin sivil otoriteye bağlanması konusunu takvimlendirecek ve bağlı kalınmaması halinde de hükümetten çekilmeyi gündeme getirecek.
Yapılacağı vaat edilen, hükümet programına konan, fakat ortağımız istemiyor yapamıyoruz bahanesine gizlenen her ne varsa hükümetten ayrılmayı yaratabilecek.
Aynı şekilde siyasi partiler, seçim ve halk oylaması yasaları için de aynı düşünceyle hareket edilecek.
Mehmet Ali Talat’ın geri dönüşü ile ilgili ortaya koyduğu ilkeler sadece parti tabanına yönelik değil, yolsuzluk iddialarının sonuçlandırılmasından, Türkiye ile ilişkilere ve Kıbrıs konusuna kadar başlıklar var.
Aslında toplumun beklediği noktalara göndermeler yapılıyor.
Derviş Eroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olması ile ilgili bir düşünceyi seslendirmiştim.
Bir başarısızlık durumunda sadece CTP’yi değil, Talat’ı da beklenmedik bir son karşılayabilir.
Çok önemli makamlara gelmiş, Cumhurbaşkanlığı yapmış bir isim yeniden parti Başkanı, üstelik milletvekili değil, bu nasıl bir tablo ortaya çıkaracak.
Tabi ki bu gibi değişimler, hareketler demokrasilerde yer alıyor.
Fakat toplumsal değişim reaksiyonu bu yönde mi, bu bana göre önemli ve cesaretli bir karar.
Genel Başkanlık için başka aday çıkar mı, olabilir, bu da parti içi demokrasinin daha işler durumda olduğuna bir gösterge sayılabilir.
Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı, Talat’ın parti Başkanlığı özellikle Kıbrıs konusunda etkili bir işbirliğini yaratacaktır.
Talat’ın milletvekili olmaması ve hükümet ortağı DP-UG’ye mesaj göndermesi bu adaylığın daha çok CTP’yi toparlamak amaçlı olduğunu gösteriyor.
Mustafa Akıncı siyasete ara verip yeniden döndüğü zaman sokakta değişim rüzgârını ve mesajını görmüştü.
Aynı rüzgâr Talat için de geçerli olur mu, bunu zaman içinde göreceğiz.

Bu haber 587 defa okunmuştur

:

:

:

: