Mayın haritası güven artırır mı?

Kime sorsanız, Kıbrıs adasında, çözümü, barışı, huzuru ister.
Kime sorsanız, Kıbrıs adasında, çözümü, barışı, huzuru ister.
Savaş ve ona bağlı etkenler, dünyanın hiçbir yerinde, yaşandığı yeri eskiye döndürmedi.
Hiçbir yer eskisi gibi olmadı, meydana geliş sebeplerinin en başında geleni de aslında “asla eskisi gibi olmasın” düşüncesidir.
Kıbrıs’ta bu kaderi yaşamış bir coğrafya.
Ne yazık ki hala daha yaşananlar sonuca doğru umut etmekten öteye gidemiyor.
Çözüm elbette önemlidir ve herkese göre anlamı farklıdır.
Kuzey Kıbrıs’ın çözümden farklı beklentileri var, güneyin, üçüncü ülkelerin çözümden anladığı, beklediği de farklıdır.
Eski BM Genel Sekreteri özel danışmanı Aleksander Downer görevden ayrılmadan önce adanın her iki tarafından siyasi parti temsilcileri ile yaptığı toplantıda “Aslında konuşmadığımız hiçbir şey kalmadı. Esas mesele irade” demişti.
Downer’ın bu sözlerini hemen herkes yıllardır konuşuyor ve aynı noktada birleşiyor.
Esas mesele irade, kırk yıllık, oturmuş, yerleşmiş, alışılmış düzen, sistem olmuş, bugünkü durumun dışına çıkabilme cesareti.
Adanın her iki tarafında aynı düşünceyi, aynı ortak noktayı konuşmak şart.
Birbirini sıkıştırmaya, kötü duruma getirmeye, siyasi olarak içe malzeme yapmaya devam edildiği sürece bu yol sonuca ulaşmayacak.
En başta, umutsuzluk, beklentisizlik, inanç ve motive kaybı var, özellikle kuzey Kıbrıs’ta, Kıbrıslı Türklerde.
11 Şubat belgesinin gündeme geldiği dönemde, gerçek anlamda, kendi adıma olumlu bir beklentim oluşmuştu.
Bu beklentiyi ABD Başkan yardımcısının adaya gelişi sırasında yaşananlar ve Avrupa Birliği Parlamento seçimlerinde Kıbrıslı Türklere yapılan muamele sekteye uğrattı.
Federal çözüm tabi ki beklenti, yıllar içinde oluşan yapısal durumun örtüşeceği, iki halk, iki kesim ve tek temsiliyet çatısının kurulacağı bir çözüm modeli.
Ama bu saatten sonra adına ne olursa olsun, Kıbrıslı Türklerin dünya üzerinde yerini alacağı bir model benim için çözümdür.
Öncelik, kurulacak yeni yapının, imzalanacak belgelerin ötesinde toplumların barışması, birbirini affetmesi, anlaması, bu ülkeyi, ülkenin her türlü kaynağını önyargısız paylaşmaktadır.
Bunların olmadığı bir anlaşma, ruhsuz bir bedene benzer ve temelde yatan en önemli mesele de güvendir.
“Güven artırıcı veya yaratıcı önlemler” konusu karşı tarafı yemlemek mi, yoksa gerçekten iyi niyeti göstermek mi?
Siyaseten, ticari, askeri bir rakip olarak görmek mi birbirini, yoksa gerçek bir ortak ve işbirlikçi kabul etmek mi?
İşte bunlar sorgulanıyor ve aranıyor Kıbrıs’ın her iki tarafında.
Ve bunlara göre, bunların esas olduğu güven sorunlarının çözülmesi gerek, toplumların birbirine güvenmesi için atılmalı güven sağlayıcı adımlar.
En önemli güven sağlayıcı adımlar;
Silahsızlanma, asker azaltma, sivil toplum örgütlerinin ortak çabalarına destek, toplumları ve en başta çocukları, gençleri yakınlaştıracak önlemlerin hayata geçirilmesi, ortak kazanımlar için kurumlar arası iletişimin sağlanması, kayıpların bulunmasıyla ilgili daha fazla çalışma yapılması.
Bunlar dışındakiler, dostlar alışverişte görsün, yapılmak için yapılsın ve söylenmek için söylensin olanlardır.
Güney yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis bazı “Güven Yaratıcı Önlemler” açıkladı.
Güney’de kalan İslami dini bölgelerin idaresinin de Evkaf’a devredilmesi, Güney Lefkoşa’daki devlet dairelerine Türkçe konuşan memurların işe alınması, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun KOP’a katılım sürecine destek ve Beşparmaklara yerleştirilen 28 mayınlı bölgenin haritalarının verilmesi.
Yeterli bulmuyoruz, kabul etmiyoruz dersek, o zaman ne olacak, örneğin, Beşparmaklarda olduğu söylenen mayınların haritası verilmeyecek mi?
Kırk yıldır, bir gün mutlaka patlar diye mi bu mayınlar gündeme gelmedi, haritaları, yerleri konuşulmadı.
Mayınlı bölgeler var mı, insan hayatı mı daha önemlidir yoksa bunun üzerinden pazarlık yapmak mı?
Olmadı, olmuyor, olmayacak insan hayatı üzerinden oluşacak bir “Güven yaratıcı önlem” sadece yılların güvensizliğini artıracak o kadar.
İrade, cesaret, niyet, istek bunların bir araya getirilmesi “gerçek güveni” yaratacak adımlar olacak.
Böyle bir anlayıştan ise şimdilik çok uzağız.
Bu haber 671 defa okunmuştur

:

:

:

: