Miracı anlamak

Bu akşam,Miraç Kandili,yani Recep Ayının yirmi yedinci gecesi.

Bu akşam,Miraç Kandili,yani Recep Ayının yirmi yedinci gecesi.
Hicretten bir buçuk yıl önce,Recep ayının yirmi altısını yirmi yedisine bağlayan gece,gecenin bir bölümünde Peygamber efendimizin yaşadığı nice sır ve hikmetlerle dolu bu hadiseye” İsra ve miraç” diyoruz.Gece yolculuğu anlamına gelen “İsra”Kur’an-ı Kerimde bu isimle var olan surenin ilk ayetinde şöyle haber veriliyor:1. Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” Miraç diye adlandırdığımız yükselmek yüce makamlara çıkmak anlamındaki hadiseyi de Peygamber efendimizin hadislerinden öğreniyoruz.Kısaca isra ve miraç olayı Kur’an ve sünnetle sabit olan bir olaydır.

Bu gece,Mümin gönüller bu kutlu hadisenin yadıyla coşacak, camilerimiz yine dolup taşacak inşallah.Bu gecenin coşkusunu yaşarken bir yandan da bu gecenin mesajı, bizim için ne ifade ettiği ya da etmesi gerektiği üzerinde durmakta fayda görüyorum.Kitaplarımızda haber verildiğine göre”Miraç gecesi Peygamber efendimiz’e şu üç şey verildi: Beş vakit namaz verildi, Bakara Suresinin son kısmı (Amenerresul) verildi ve bu ümmetten Allah’a şirk koşmadan ölen kimsenin günahlarının bağışlanacağı hususu (söz verildi).” (bk. Müslim, İman, 279).Bu geceyi ihya ederken bunlar üzerinde durulup hassasiyetimiz murakabe edilirse kazançlı çıkacağımız umulur.

Beş vakit namaz, günün değişik vakitlerinde Rabbimizle buluşmamız O’nunlakonuşmamız,O’na halimizi arz etmemiz,O’na şükretmemiz,O’nu anmamız anlamında bu ibadetimizin bize kazandırdıklarını Kur’an ve Sünnetten iki misalle hatırlayalım isterseniz.Müminun suresinin birinci ve ikinci ayetleri:”Müminler muhakkak kurtuluşa ermişlerdir.Onlar namazlarında huşu içindedirler.” Namazlarını huşu içinde kılanların kurtuluşa ereceği müjdesini bu ayetlerden alıyoruz.Peygamber efendimiz de bir gün ashabına şöyle soruyor: “Ne dersiniz sizden birinin evinin önünden akmakta olan berrak bir nehir olsa kişi günde beş defa o nehirde yıkansa vücudunda kir namına bir şey kalır mı?” “Kalmaz ya Rasülaellah” diye cevap verdiklerinde “İşte beş vakit namaz da tıpkı o nehirde günde beş defa yıkanmak misali kişide günah namına hiçbir şey bırakmaz”buyuruyor.Ne mutlu bu müjdeyi aldıktan sonra gereğini yapabilenlere.İkinci müjdeyi şöyle bir dikkatle incelersek:'O Peygamber de kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler).

Onlardan her biri:
Allah'a,
Allah'ın meleklerine,
Allah'ın kitaplarına,
Allah'ın peygamberlerine inandı. Peygamberlerin hiçbirini, diğerlerinin arasından ayırmayız! (Hepsine inanırız.)
Dinledik! (Emrine) itaat ettik!
Ey Rabbimiz! Mağfiretini dileriz!
Son varış(ımız) ancak Sanadır! dediler.
Allah, hiçbir kimseye, gücünün yettiğinden başkasını yüklemez.
(Herkesin) kazandığı (hayır) kendi yararınadır.
Yaptığı (şer) de kendi zararınadır.
Ey Rabbimiz! Unuttuk yahut yanıldık ise, bizi tutup sorguya çekme!
Ey Rabbimiz! Bizden önceki(ümmet)lere yüklediğin gibi, üstümüze ağır bir yük yükleme!
Ey Rabbimiz! Takat getiremeyeceğimizi, bize yükleme!
Bizden (sâdır olan günahları) sil, bağışla! Bizi affet! Bizi esirge!
Sen bizim Mevlâmızsın!
Artık, kâfirler güruhuna karşı da, bize yardım et!”

Bu ayetlerde hem iman hakikatleri kısaca hatırlatılmakta hem bir dua örneği sunulmaktadır.Bu ayetlerde dikkat çeken bir şey daha var ki o da iman etmiş olmanın kurtuluş için yeterli olmadığı, inandığını yaşamak gerektiği vurgulanıyor.” Dinledik! (Emrine) itaat ettik!” cümlesinin anlamı bu olsa gerektir.
Üçüncü hediye de imanlı olarak ölenlerin bağışlanacağı yolundaki müjde idi.Bunu kazanmanın yolunu da şu hadis-i şeriften öğreniyoruz.”Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz. ”Af ve mağfiret gecesi olan bu mübarek geceyi en güzel bir şekilde değerlendirip hayatımızda yeni başlangıçlara vesile yapabilmemiz umuduyla Miraç kandilinizi kutluyorum,hakkımızda hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’dan niyaz ediyorum.Bir münaacaat şiiriyle bitirelim.

Hamd-ü sena ile durdum divana,
Gönlümden kasveti kaldır Allah’ım.
En güzel isimler mahsustur sana,
Ömrümü ihsanla doldur Allah’ım.
Dört kitap yüz adet sayfa aşkına
Kâbe Zemzem, Merve, Safa Aşkına
Ahmet Muhammed Mustafa aşkına
Rahmet deryasına daldır Allah’ım.

Yıllarca nefsimin peşinde yeldim,
Hata eylemişim kendimi bildim.
Günahkâr bir yüzle kapına geldim.
Affeyle yüzümü güldür Allah’ım.

Âlemlere Rahmet Gül’ünü sevdim
Hak yolunda giden kulunu sevdim
Seherde zakirin dilini sevdim
Bu sevgimde sebat kıldır Allah’ım

Ömrüm heba oldu gözlerim yaştır
Noksandır amelim defterim boştur,
Azabın hak amma lütfun da hoştur
Bilirim rahmetin boldur Allah’ım.

Senin eserindir bu koca evren,
Hakikati anlar kalbiyle gören
Sensin her canlının rızkını veren
Bana da helalden buldur Allah’ım

İslam âlemine daim dirlik ver,
Aramızı ıslah eyle birlik ver,
Esir yurtlarıma tam özgürlük ver,
Müşkülünü âsân oldur Allah’ım

Settârsın setreyle günahımızı,
Ğaffârsın lütfeyle felahımızı
Semîsin duyarsın her âhımızı
Bize istikamet buldur Allah’ım

Cümlemizi hayırlarda yarıştır,
Salihlerin zümresine karıştır,
Ahirette Habib’inle görüştür,
Hakkı' da bir garip kuldur Allah’ım

Bu haber 140 defa okunmuştur

:

:

:

: