Akıncı ve Özersay karışımı istifa

Kıbrıs ısınıyor, bu ısınma sadece mevsimsel değil.
Kıbrıs ısınıyor, bu ısınma sadece mevsimsel değil.
Her anlamda çok sıcak bir yaz bizi bekliyor, görünen o ki 2015 yılının ikinci yarısı oldukça hareketli ve hararetli geçecek.
Son yıllarda ortaya çıkan seçim sonuçları mevcut siyasi yapıyı tetikledi.
Son olarak yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi, hem iç siyasi dengeleri, hem de Kıbrıs sorununu hareketlendirdi.
Kıbrıs sorununun çözümünde şuan için ılımlı bir hava ve istek var, Kıbrıs Türk toplumu çözüme olan inancını yeniden canlandırmaya başladı.
Kıbrıs Türk toplumunu bugünkü durumdan çıkaracak, dünya üzerinde hak ettiği yeri almasını sağlayacak her formül benim için çözümdür.
Sınır kapılarında vize uygulamasının kaldırılması önemli bir jesttir ve kimin yaptığı da önemli değildir, önemli olan bunun yapılmış olması.
Güney yönetiminden de daha ciddi ve cesur adımlar, güven artırıcı, insanların hayatına etki edecek girişimler bekliyoruz.
Seçimlerin dengeleri değiştirdiğini söyledim, bunu iç siyasette de görüyoruz.
Siyasi partiler ve siyasiler kaybettikleri toplumsal güven ve itibarı kazanmanın çarelerini arıyor, bu çareleri eski yöntem ve kendi önceliklerine göre aradıkları sürece, oldukları yerden bir adım ilerleyemeyecekler.
Toplumsal mesajı alanlar bugün istedikleri yerlerde.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde neredeyse iktidarın büyük ortağı kadar oy alan Kudret Özersay.
Aylardır yazıyor ve seslendiriyorum, mesaj açıktır ve sokaktadır.
İnsanlar değişim, güven, samimiyet, şeffaflık, ilgi ve önemsenmek, kandırılmamak istiyor.
28 Temmuz 2013’ten buyana, bu rüzgâr her yanı dağıttı, bu mesaj yüksek sesle söylendi, bu sesi duyan Mustafa Akıncı ve Kudret hoca bundan kazançlı çıktı.
Bazı siyasi partiler, siyaseti, seçilmeyi, vekilliği meslek edinmiş olanlar, bu memlekete bir kuruşluk faydası olmadan, meclis kürsüsünde bir kez olsun görünmeden yıllardır geçinenler, elbette değişime karşı dirençte.
Siyaset tıkandı, esas olarak olmayan hükümet, sadece adıyla var artık.
Başbakan var ama yok, Başbakanın yardımcısı yok, Başbakan yardımcısının olmamasıyla beraber dört Bakanlık yok, Dışişleri Bakanı yok.
Haliyle istikrar, beklentiler, icraat umutları, yığınla duran sorunlar, hepsi siyasi kaygı ve manevralara kurban gitti.
“KKTC’deki seçim sistemi işlevini yitirdi, halkın demokratik taleplerini karşılayamaz duruma geldi. Meclis, Milletvekilleri ve Bakanlar itibarlarını süratle yitirdi. Daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla denetim, daha fazla insan hakları, daha fazla fırsat eşitliğine gidecek yolda adımlar atmanın zamanı geldi. Kıbrıs Türk halkının ihtiyaç ve beklentilerini belirleme hak ve sorumluluğu KKTC siyasetçisi ve özel olarak hükümetin boynuna asılmıştır.
TC Yardım Heyeti artık işlevini ve görev tanımını aşmış, sistemin ana aktörü konumuna ulaşmıştır. Kurulan sistem içinde hükümet gücüne paralel ve bazen daha da güçlü konumda görülen TC Yardım Heyeti olgusu siyasal otoriteyi bozdu. Dağınık bir hiyerarşik yapı oluştu ve bu durumun hem ülkenin ulaşması gereken hedefe ulaşmasını engelledi, hem de halkın Anavatan Türkiye ile ilişkilerini bozdu.”
Serdar Denktaş, kabinedeki görevlerinden özetle bunları söyleyerek istifa etti.
Bu söylemlerin benzerleri Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde de söylenmişti.
Siyasetin artık anlayış değiştirmesi gerektiği ve Türkiye ile olan ilişkilerin artık “kardeşlik” düzeyine çekilmesi, oluşan yapının amacını aştığı, zarar vermeye başladığı ve Kıbrıslı Türkleri itibarsızlaştırdığının vurgusu yapılmıştı.
Bunları iç siyaset anlamında Kudret Özersay, Türkiye olan ilişkiler anlamında da daha çok Mustafa Akıncı seslendirmişti.
Ortak noktaları, toplumun algısını iyi ölçmek ve cevap verebilmek oldu.
Toplumun Akıncı ve Özersay’a cevabı ortada.
Serdar bey, elden giden, parti ve parti tabanını kazanmak, kendini unutturmak ve biten hükümetin sorumluluğundan kurtulmak için istifa etti.
İstifa ederken toplumun hassas olduğu, giderek beklenti haline getirdiği güvenilir siyaset ve Türkiye ile saygılı ilişkiler konularına dokundurmalar yaptı, yani mesajı ben de aldım dedi.
Peki neden şimdi? Yeni hükümet oluşumuna bir sinyal mi, yoksa erken seçim olasılığı mı, bunları söyleten.
Mehmet Ali Talat, birkaç hafta sonra CTP Başkanlığına bir daha merhaba diyecek.
Normal olarak, Milletvekili seçilip Başbakan olmak isteyecek, muhakkak uygun zamanda bir seçimi zorlayacak.
Serdar beyi bu noktaya getiren bu zorlama ihtimali olabilir mi?
Göreceğiz, en başta söylediğim gibi çok sıcak günler bizi bekliyor.
Bu haber 647 defa okunmuştur

:

:

:

: