Bu gün 19 Mayıs

Yüce Atatürk’ün, Batılı Müttefiklerin, Anadolu’yu işgal hareketleri karşısında, Milli Kurtuluş Savaşını başlatmak için.
yalcincemal@hutmail.com

Yüce Atatürk’ün, Batılı Müttefiklerin, Anadolu’yu işgal hareketleri karşısında, Milli Kurtuluş Savaşını başlatmak için. Samsun’a çıktığının 96. yıl dönümü.
Atatürk’ün, Samsuna çıkışı, bir başlangıcın çok önemli mihenk taşlarından, biridir.
Milli Kurtuluş Savaşının, ilk adımıdır.
Samsun, Emperyalizmin ve Kapitalizmin, Anadolu’dan sökülüp atılmasının, en önemli şehirlerinden bir tanesidir.
Atatürk, Samsun’a çıkmamış olsa idi, belki de şimdi, Türkiye’nin coğrafyası daha değişik olurdu.
Yazımın ilk çeyreğini, bu olaya ayırmak istedim.
Bilindiği gibi dünyada, Emperyalizm ve Kapitalizme karşı verilmiş ve zaferle sonuçlanmış ilk ve son savaştır.
Bu da, Yüce Atatürk’ün Samsuna çıkarak, mücadeleyi, Anadolu’ya yayması ile mümkün olmuştur.
Bu zafer, İngiliz sömürge idaresindeki Türklere de yansımış ve KKTC‘nin ilanına kadar sürmüş ve adada var olmak için de, o ilham devam etmektedir.
Bu ilhamın kaynağında, bağımsızlık ve egemenlik vardır.
Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanan bu günde. Bu Bayram tüm Türkiye ve KKTC halklarına, kutlu olsun.
Atatürk ve silah arkadaşlarına, minnet, şükran ve saygılarımı sunuyorum.
19 Mayısı ve Ata’yı yad ettikten sonra, her yıl havaların ısınmasından dolayı, vatandaşlara büyük sıkıntılar yaratan bir konuya değinmek istiyorum.
Vatandaşlarımızın, deniz mevsiminde, denize girmek için çektikleri çileler.
Havaların ısınması ile adamızın itici bir sektörü olan turizm de yavaş yavaş canlanmaya başladı.
Bizim ülkemizde, dört mevsim yaşanmaz.
İki mevsim, yaşanır.
Yaz ve kış.
Bizde, ilkbahar yaşanmaz.
Kıştan sonra, hemen yaz gelir.
Ülkemiz ada.
Her tarafı, deniz.
Denize girmek, şöyle dursun.
Denizi görmek için, periskop gerek.
Niçin mi?
Sahiller, ya tellenmiş.
Ya da, Bizans’ın surları gibi, surlarla kesilmiş.
Bilindiği gibi, bu bir Anayasa suçudur.
Buna yakından bir bakalım:
Anayasamızın 38. Mad. Fıkra 4. “Ulusal güvenlik kamu düzeni, kamu yararı, genel sağlık ve çevre korunması amacıyla Yasa ile sınırlama konmadıkça, yurttaşların 100 metrelik kıyı şeridi içerisine girmeleri kimse tarafından engellenemez ve giriş ücrete tabii tutulamaz.”
Vatandaşı 100 metrelik kıyı şeridi içerisine sokmayan veya sokturmayan, Anayasa suçu işlemiş sayılır.
Anayasayı ihlal ettirmemek, bu ülkede kimin yetkisinde?
Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, Meclis Başkanı’nın, Bakanlar Kurulunun, Meclis’in.
Bu, her yıl, vatandaşlara yaşatılan bir Anayasa suçu olayı.
Bu yukarıda isimleri yazdığım kurumlardaki yetkililer, bu kurumlara oturmadan önce yaptıkları yeminde, Anayasaya bağlılık sözü verirler.
Yoksa bu yemin, laf ola mı yaptırılır ?
Bu haber 227 defa okunmuştur

:

:

:

: