Çevre Bilinci

Geçtiğimiz günlerde, Çevre çalıştayı, yapıldı. Geniş bir katılım oldu. Çevre bilinç ve düzeyinin yükselmesi ve temiz, bakir bir çevrenin sağlanması ve korunması için, yeterli midir? Bence, yeterli değildir.
Geçtiğimiz günlerde, Çevre çalıştayı, yapıldı. Geniş bir katılım oldu. Çevre bilinç ve düzeyinin yükselmesi ve temiz, bakir bir çevrenin sağlanması ve korunması için, yeterli midir? Bence, yeterli değildir. Çevrenin korunması ve kirletilmemesi için, daha değişik çalışmaların olması ile. Bir dereceye kadar, çevrenin kirletilmesinin, önüne geçilebilir.
Ülkemizde maalesef, çevreyi korumakla mükellef olan makamlar da, çevreyi kirletmektedirler.
Belki, bu makamlarda bulunanlar, görevlerinin ne olduğu konusunda, yeterli bilgi sahibi de değildirler.
Verilen makama, oturur.
Fakat mükellefiyetlerinin ne olduğunu bilmez.
Ülkemizde, bu konuda, çok makam sahibi olan insanlarımız vardır.
Bunun için, ülkeyi yönetenler. İlk önce, bu makam sahiplerinden işe koyulmalıdırlar.
Çevre ile ilgili, hizmet içi eğitimler verilmeli. Yaşamla, çevrenin, birbirlerinden ayrılmaz ikizler oldukları, konusunda bilinçlendirilmelidirler.
Yani, ilk önce, kamudan başlamalı.
Sonra, seçimle gelenlere, yönelmeli.
Arkasından da, okullarda, ders olarak okutulmalı.
Yaşamın kopmaz bir parçası olduğunu, okullardan başlayıp, çocuklarımıza, bunu mal ederek. Gelecek nesillere, çevremizi emanet edelim.
Tabii, bu orta ve uzun vadede olacak bir iş.
Yukarıda dediğim gibi, hizmet içi eğitimlerle, toplumun tüm katmanlarına bunu yayabiliriz.
Biz toplum olarak, dereleri çöplük olarak görmekten kurtulamadık.
Dereye yakın oturanlar, dereler sanki tapulu mallarıymış gibi evlerini temizleyerek veya temizlettirerek, çöpler ve molozlar dere yataklarına atılmaktadır.
Üstelik de bunları atanlar, belediyeden ekipler çağırarak. Bu atıkların alınmasını, istemektedirler.
Belediyede, görevli olanlar da, bu atıkları, alıp gidiyor.
Hiçbir işlem de, yapmıyor.
Bu durum, çevrenin kirletilmesi için bir itiyat hale getiriliyor.
Halbuki belediyeler, çevreyi kirletenlere, yasal işlem yapmış olsalar. Bu bir caydırılıcılık olur ve tekrardan çevre kirletilmez.
Dereleri çöplük olarak gören zihniyet, ayni zamanda, deniz kıyılarını da kendi çöplükleri olarak görmektedirler.
Deniz mevsimine girmeye hazırlandığımız bu günlerde, kıyılarda tüketilen, gıda maddelerinden arta kalanlar. Hep kıyıları kirletmektedirler.
Ayni zamanda, kara yollarında seyreden araçlardaki kişiler de, arabada atıştırdıkları yiyeceklerden, arta kalanları, pencere camı açılarak, seyredilen yola atılmaktadır.
Bu misalleri çoğaltmak, mümkün.
Kendi evlerindeki temizliğe verdikleri özeni, çevreye de ayni duyarlılıkla duymayanlar, evlerini ne kadar temizlerlerse temizlesinler. Gün gelecek, kirlettikleri çevrenin pisliğinde boğulacaklar.
Cumhuriyetle birlikte, ayrı çevre bakanlığı ihdas ettik.
Buna bağlı daireler, müdürlükler, müsteşarlıklar yarattık.
Geldiğimiz nokta:
Halk olarak, kır bekçilerini ( desdebanları ) arar duruma geldik.
İlçelerde, üç. Köylerde, bir desdeban, hem huzuru, hem de çevreyi koruyordu.
Demek ki sistemde, sağlıklı gitmeyen, bir şeyler var.
Bu haber 184 defa okunmuştur

:

:

:

: