Kıbrısın’ın üçüncü halkı “MARONİTLER”

Kıbrıs sorununu çözmeye çalışıyoruz.
Kıbrıs sorununu çözmeye çalışıyoruz.
Kendi içimizde demokratik, demokrasi kültürüne bağlı, daha sivil, daha sosyal ve eşitlikçi bir düzen için mücadele ediyoruz.
Hepsi bir yere kadar güzel, önemli ve olması gerekenler.
Bir ülkede, bir toprak parçasında söz sahibi olmak için ne gerekir?
O ülkenin her alanına katkı koymak, belirli bir zamanı o ülkede yaşamak ve üretimine, günlük yaşamına ortak olmak.
Elbette daha karmaşık, daha önemsenecek, yıllara içerisinde yerleşmiş kültürü benimsemek, o yere ayak uydurmak da önemli.
Gittiği yeri kendine uydurmaya çalışmak yerine, gidilen yere uyum sağlamak o yerde yaşamı kolaylaştırır.
Kıbrıs adasında bilinen ve adayı kendilerine göre şekillendirmeye çalışan iki halk var.
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar, bunun yanında adada yaşanan her türlü değişiklikten etkilenen Maronitler de var.
Yüzyıllar önce bu adaya gelmişler, kökenleri ve anavatanları Lübnan.
Arap kökenli, Katolik Hristiyan topluluğu, dil olarak Arapça, Türkçe, Rumca kullanılmış.
En sonunda hepsi karışmış ve onlara en yakın olanı, Rumcayı seçmişler.
Koura, Lübnan’da bir kasaba, Marotiler’in hikayesi bu kasabaya kadar uzanıyor.
Kimisi kendi isteğiyle, kimisi görevli olarak gelmiş bu ülkeye.
Adı “Koura”dan gelen Kormacit’de yaşıyorlar, yıllardır, kültür, gelenek, görenek ve dini inanışlarını yaşatıyorlar, yaşatmaya çalışıyorlar.
1974’te iki bin civarında bir nüfus varmış, bugün nüfus yüz civarı.
Gençler Güney Kıbrıs’ta yaşıyor, okuyor, çalışıyor, hayat sürdürüyor, ailelerini hafta sonları ziyaret ediyorlar.
Kormacit yani Koruçam, Girne Belediyesi’ne bağlı bir köy, sadece mimari yönden bile farklı bir atmosferi var.
Burada yaşayan insanlar daha çok yaşlı kesim, Kıbrıs'a Türk ve Rumlardan önce gelmişler.
Maronitler’in yıllarca KKTC’de oy hakkı olmadı, güneyin vatandaşlığını seçtikleri için bu uygulamanın mevcut olduğu söyleniyor.
Her türlü haktan mahrum kaldılar, eğitim, seçme, seçilme, toprakları, evleri yıllarca kullandırılmadı.
Korkuldu herhalde, fakat neden ve kimden? İşte bunu anlamak zor.
Aynı yolları geçmiş, aynı sıkıntıları yaşamış, aynı beklentilerle mücadele vermiş bizlerin bunları anlaması çok mu zor?
Farklı sebepler, farklı durumlar olabilir.
Ama bu ülkede yaşayan herkes için eşit şartlar söz konusuysa veya öyle olduğu söyleniyorsa bu sadece sözde kalmamalı.
Her inanış, her ırk, her düşünce kendini ifade edebilmeli, söz hakkı olmalı.
Söylediğim gibi aynı sıkıntıları, zorlukları yaşamış, kendi topraklarında azınlık olarak anılmış Kıbrıslı Türkler, Maronitleri çok iyi anlamalı.
İnsan hakları, demokrasi, temsil edilme, söz hakkına sahip olma sadece çoğunluğa verilmiş bir hak değil.
Esas olan azınlığın haklarının, çoğunluk tarafından korunması ve en başta saygı duyulmasıdır.
Kendi, kendine yaşayan bu insanlar, belki çok bir şey beklemiyor ama bu ülkede yaşayan her insanın hakkı kadar hakları olmalı.
Bu haber 664 defa okunmuştur

:

:

:

: