“KKTC'de üretilen tüm ürünlere talibiz”

Cuma akşamı ADA TV de program konuklarım, Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Tözün Tunalı ve İnşaat Taşeronları Birliği basın sözcüsü, gazeteci Kazım Denizci idi.
Cuma akşamı ADA TV de program konuklarım, Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Tözün Tunalı ve İnşaat Taşeronları Birliği basın sözcüsü, gazeteci Kazım Denizci idi.
Tözün hoca siyasette yeni bir alternatif yaratma çabasında, yeni bir oluşum, farklı bir söylem ve parti yönetimini ısrarla dile getiriyor.
Siyasette gelinen noktada, SDP bir alternatif olabilecek mi? Bunu zaman içerisinde ortaya koyacakları vizyon ve adımlarla gösterecekler.
Ülke de konuşulmayan, gündeme gelen ama gündemin kendisi olamayan konuları konuştuk.
Sayıştaylık raporlarıyla tescillenen, kamu kurumlarında yaşanan yolsuzluk olayları, tek tek, isim isim ortadayken neden bir noktaya gelip takılıyor?
Herkes işini yapıyorsa neden bunca yıldır, bu dosyalar bekletiliyor?
Siyaset ve siyasi gündemler ülkeyi esir alırken, esas konuşulması, tartışılması, üzerinde durulması gerekenler hasıraltında, her zaman perdenin gerisinde.
Kazım Denizci bir emekçi, inşaat sektörüne yıllarını vermiş, aynı zamanda bir gazeteci “Görevimiz insanları uyanık tutmak” diyor.
Devlet sistemi tıkandı, dünya teknoloji ve dijital ortamda, internet çağında her hizmeti, her bürokratik işlemi anında ve masrafsız yapabiliyor.
Kuzey Kıbrıs bir haber, düzene, sisteme girmek, hem kalite, hem hizmet, hem de maliyet olarak çok çok fayda sağlayacak.
İstenmiyor, düzen, sistem, yapılanları gizleyecek, tercih edilmiyor, bu kimsenin işine gelmiyor.
Hemfikiriz ki bunca yıldır kötü yönetildik ve kötü yönetilmeye de devam ediyoruz.
Tablonun bütününü görerek, ortaya koyarak, perdeyi aralayarak nereye gittiğimize bakmalıyız.
Evet, bir alt yönetimiz, kabul etsek de, etmesek de, ama her kötü olayı da alt yönetim olmaya ve öyle muamele görmeye bağlayamayız.
Yıllardır hesabı sorulmayan yolsuzlukları birleri mi yaptırdı, söz söyletmediğimiz kurumları birileri mi gelip batırdı.
Kıbrıs Türk insanı üretimden koparıldı.
Bu kimsenin aksini iddia edemeyeceği bir gerçek.
Ambargo, tecrit, izolasyon da kuzey Kıbrıs’ın önünde engel.
Kuzey Kıbrıs’a, Kıbrıslı Türklere ambargo uygulayan sadece uluslar arası kamuoyu değil.
Elbette Türkiye ve tabi ki bizzat KKTC’yi yönetenler.
Cuma akşamı yaptığım programa Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Kıbrıs Başkanı Okyay Sadıkoğlu da katkı koydu.
MÜSİAD’ Kıbrıs amacını, “KKTC’de üretilen ürünlerin gerek Türkiye’ye gerekse İslam ülkelerine pazarlamak” olarak açıklıyor.
Okyay Sadıkoğlu, KKTC’nin üretim ve pazarlamasıyla ilgili çok kısa ve çarpıcı ifadeler kullandı;
“Dünyanın 70 ülkesinde, 200’e yakın şubesi olan MÜSİAD'ın Kıbrıs Başkanı olarak, KKTC'de üretilen tüm ürünlere talip olduğumuzu ve başta Türkiye olmak üzere, bu ürünleri ihraç edebileceğimizi defalarca Sayın Başbakana söylememize rağmen sonuç sıfır. Başbakan yardımcısı bize randevu bile vermedi. Türkiye'de en büyük market zincirinden biri bizim üyemiz, market sayısı 350, tüm portakalı ve patatesi almaya hazır.”

Durum buysa sorun nerede?

Türkiye gibi bir pazara giremiyoruz, sebepleri tartışılabilir.
Bu bürokrasi ile olamıyorsa, özel kurumlar, kuruluşlar, tüm üretim paydaşları bir araya gelip bunu zorlayabilir.
Portakal, patates veya başka alanda, başka üretimler Türkiye’ye pazarlanabilse yetmiş beş milyonluk pazar bu ülkeyi ihya eder.
Tabi ki isteniyorsa, amaç bu sistemin, bu düzenin bu şekilde gitmesiyse, birilerinin hep istemesi, birilerinin hep vermesi, birilerinin üretmekten vazgeçirilmesiyse o başka.
Gelinen noktada amaca ulaşıldı demektir.
Bu haber 683 defa okunmuştur

:

:

:

: