KKTC tek koz

Kıbrıs sorunu Osmanlı İmparatorluğu adayı almadan önce de vardı, her yüzyılda farklı bir şekilde dünya gündemini meşgul etmiştir.
Kıbrıs sorunu Osmanlı İmparatorluğu adayı almadan önce de vardı, her yüzyılda farklı bir şekilde dünya gündemini meşgul etmiştir. Bu sebepten dolayı da buralardan kimler geçmedi ki, üç asırdan fazla bir süre Osmanlı Kıbrıs adasını idare etti ve tarihe baktığınız zaman en huzurlu dönem Osmanlı dönemi idi. Osmanlı o dönemde ada da yüzlerce eser inşa etti, birçoğuda ayakta duruyor. Adayı İngiliz’lere terkettiği zaman İngilizler kendi kültürlerini adaya taşıdı ve onlarda birtakım eserler inşa ettiler onlarda günümüzde yaşıyor. Adada bu gün çok ingiliz vatandaşı da yaşıyor, aslında bu ada hepimize yetiyor ancak, hakları benimsemek şart. İngiliz üsleri de en büyük siyasi ve stratejik değeri bulunan eserlerdendir, bu üsler konusundan dolayı da İngilizler çok farklı siyasi argümanlar geliştirebilmekteler.
Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluş yıllarında bile Kıbrıs ve burada yaşayan soydaşları ile sıkı ilişkisini devam ettirdi. Adayı Yunanistan’a bağlama hevesi ile Rumların başlattığı kanlı mücadelede Türkler çok etkin direniş gösterdiler ve bu hayal gerçekleşmedi. 1960’ta tüm çatışmalardan sonra da üç ayaklı Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu, etkin üç garantör Türkiye, İngiltere ve Yünanistan, bu da yaşayamadı çünkü Rum faşistleri adayı Yunanistan’a bağlamaktan vazgeçmediler. 1963-1974 arası yine ada da kan ve gözyaşı hüküm sürdü, bu süreler içerisinde yüzlerce görüşme ve müzakereler gerçekleştirildi, savaşa son vermek adına Türk uçakları ada üzerinde uçtu kısa bir süre sonrada Rum silahlı güçleri yine saldırdılar, 1974’de Rumlar, liderleri Makarios’u silahlı darbe ile başkanlıktan indirdiler ve darbecilerin lideri Samson 4 günlük başkan oldu ve durumu aracılar ile Türk’lere kabul ettirmek istediler.
TC garantörlük hakkını kullanarak Türk’lerin can ve mal güvenliğini korumak için adaya müdahale edip süren savaşı sonlandırmıştır.
Siyasi platforumda görüşme ve müzakereler trafiği hiç durmadı, soruna çözüm arayışları hep devam etti yıllar aktı gitti ancak çoğunun üzerinde gerektiği gibi durmadığı bir gerçek var o da hayatın durmadığıdır hayat devam ediyor, gelişmeler gerçekleşiyor zaman bunun önüne geçemiyor. 1983’te de KKTC ilan edildi Kıbrıs Türk’leri Kıbrıs ortaklık Cumhuriyet’i anayasasın da bulunan ortaklık hakkından kendileri için uygun kurumsal yaşamı öngören Devleti kurdular bundan daha doğal bir hak olamazdı diye düşünüyorum yaşam hakkı en kutsal bir haktır. Soruna siyasi çözüm bulunur ümidiyle KKTC kurulduktan sonra da müzakereler devam etti. Rum liderliği ayrı devlet hakkını tanıyıp soruna siyasi çözüm için hiçbir zaman masaya oturmadı, bundan dolayıdır ki çözüm de olmadı, onlar sorunu dünyaya “1974’te başlayan işgal sorunudur” diye anlatıyorlar, siyasetlerini hep bu yönde geliştiriyorlar. Geçen hafta DİSİ başkanı Anastasiyadis Rum başkan Hristofyas’a sayın Talat’la Annan planındaki uzak mesafeleri belirleyip azami noktada yakınlaşmayı ve planı referanduma sunmayı önerdi ancak, Hristofyas bu öneriyi yine ret etti. Bu görüşmeler hangi plan ışığında devam ediyor merak ediyorum doğrusu.
Geçen haftaki Künye pogramındaki konuğum eski Cumhurbaşkan’ı müsteşarı Ergün Olgun’du Kıbrıs sorunu konusunda engin deneyimi olan bir müzekerecidir sayın Olgun, “sorunun çözümünde Kıbrıslı Türk’lerin en büyük kozları KKTC”dir diyordu “ancak, bu günlerde KKTC argümanını kullanmaktan vazgeçildiğini görüyorum”, “ciddi tehlikeler doğurabilir bu strateji” diye de eklemek gerekir.
Bu haber 146 defa okunmuştur

:

:

:

: