Aile yasası önemli, peki öncelikli mi?

Ülkede gerçekten ciddi sorunlar var, bunlar yıllardır herkesin konuştuğu, bildiği sıkıntılar.
Ülkede gerçekten ciddi sorunlar var, bunlar yıllardır herkesin konuştuğu, bildiği sıkıntılar.
Yapısal olan, sistemden, düzenden kaynaklanan çıkmazlar, bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmak ve her zaman her şeyin en doğrusunu kendince savunmak.

İşte en önemli sorunumuz.
Üretmeden ezbere konuşmak, sırf eleştiri olsun diye eleştirmek, otorite olmayan ama otorite olduğunu iddia eden bir yönetim şekli.
Ülke öncelikleri yerine, kendi önceliklerini koyan, Meclise iş yapmaktan çok, kapağı atmanın derdinde olan seçilmiş kesim.
Ve kırk bir yıldır aynı anlayışları, aynı düşünceleri seçen, baş tacı yapan bu toplum.

Aslında bugün yaşananların en büyük sorumlusu bu düzeni kuran ve yürütenleri ısrarla iktidar yapan bizleriz.

Artık toplumsal yaşam yok, git gide bu durumdan uzaklaşılıyor, artık bireysel kazanım ve bireysel yaşam var.

İş bu olunca bunu terse çevirmek çok zor, çok zor fakat başka da çare yok.

Ağır bürokrasi, sadece binalarda şekillenen, entrikalar üzerinden devlet yönettiğini iddia eden bir yapı nereye kadar gidebilir.

Son günlerde bazı tartışmalar yapılıyor.

Mesela;

Aile Evlenme ve Boşanma Yasa Önerisi’nin görüşülmesi amacıyla Meclis’te 7 üyeli bir ad-hoc komite oluşturulacakmış.

Bu yönde karar alındı, tartışmalar da haliyle başladı, yaptığımız en iyi iş.

“Yasa erkek çocuklarını da koruyacak” başlığı ile tartışmaya açılan
konuda;

“Söz konusu yasanın 6’cı maddesinde 16 yaşını bitirmiş bir kız evlenecekse vasisinin onayı aranıyor. Bu maddede yer alan erkek ve kadın yerine kişi kelimesi yerleştirilecek. Böylece bu yasayla birlikte sadece kız çocuğunun değil, erkek çocuğunun da hakkı da korunmuş olacak.”

Bu konu eşcinsellere de evlenme hakkı verilecek şeklinde yorumlanıyor, açıklık getirilmesi şart, üstelik ikna edici.

Yok, burası özgür bir ülke denecekse, o kadar da değil, bu toplumsal yapı bunu kaldıracak durumda değil.

Bir kadının evlilikten sonra kendi soyadını kullanması meselesi, isteğe ve çiftlerin tercihine bırakılabilir.

Fakat yıllar sonra aile, aile bağları ciddi şekilde zarar görebilir.

Ceza yasası değişikliklerinin tartışıldığı ortamda, “şimdi bunlar acil mi” denen düşünceye, bunlar bir bütün, hepsi sırasıyla gerçekleşecek deniyordu.

Hepsini tamam diyerek kabul ettik, ama gerçekten bu toplumun öncelikleri var, bu konu gerçekten acil değil.

Bu ülkede yaşamsal aciliyeti olan, ciddi adımlar bekleyen öncelikler var.
Bu öncelikler üzerinde Meclis’in durması elzem.

Bitkisel sağlık laboratuvar yok, olacağı da belli değil, AB kaynak sağladı bizi yönetenler bir yer belirleyemedi.

Belirlenen bir yer son seçimde bir partiliye verildi.

Esas olarak üzerimize düşenleri yapamıyoruz, yapmıyoruz, yapmıyorlar.

Sadece ürettiklerimizi değil, yurt dışından gelen üretim malzemelerini de denetleyemiyoruz.

“Sebze ve meyve ticaretinin kaliteli, standartlara ve gıda güvenilirliğine uygun olarak serbest rekabet şartları içinde yapılmasını sağlamak, toptancı hali içinde veya dışında işlem gören sebze ve meyvelere ilişkin bilgileri elektronik ortamda tutmak, izlemek ve duyurmak, meslek mensupları ile diğer ilgilileri kayıt altına almak, bunlara yönelik veri tabanı oluşturmak ve toptancı halleri arasında ortak bilgi paylaşımını ve iletişimi sağlamaktır.”

“Toptancı Hal” tanımı kısaca bu.

KKTC’de bir “Toptancı Hal Yasası” yok, üretileni en başından, markette, reyonda yerini alana kadar denetleyecek, izleyecek, bırakın yurt dışına satışı, kendi insanımız için bütün bunları hazırlayacak yasa yok.

Bu halkın güvenilir tüketim yapmasını sağlamaktan daha öncelikli bir şey var mı?

Her çalışma, her adım, güne uygun her yenilenme mutlaka faydalıdır, olmalıdır, desteklenmelidir.

Ama bir öncelik sırasında olmalıdır.
Bu haber 586 defa okunmuştur

:

:

:

: