Gündemi güney yaratıyor, sadece biz tartışıyoruz

Mevcut durum kabul edilemez ve sürdürülmesinin, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için olumsuz sonuçları olacaktır.


 

 

 

 

 

 

 

“Mevcut durum kabul edilemez ve sürdürülmesinin, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için olumsuz sonuçları olacaktır. Liderler, demokratik ilkelere, insan haklarına ve temel özgürlüklere ve aynı zamanda birbirlerinin ayrı kimlik ve bütünlüğüne saygı gösteren ve AB içindeki birleşik bir Kıbrıs’ta ortak geleceklerini güvenceye alan bir çözümün, öncelikle ve özellikle Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıslı Rumlara yarar sağlayacağını ve bütün bölgeye olumlu etkisinin olacağını teyit etmişlerdir.”

11 Şubat 2014 belgesinin ilk maddesi, giriş kısmı bu şekildeydi.

“Mevcut durum kabul edilemez” bu maddeyle başlayan belgenin altına her iki tarafın yöneticileri imza attı.

Bu belge bir çerçeve, bir zemin teşkil ediyor, bunun dışında konuşulanlar sadece sözde kalır.

Kıbrıs adasının sorununu çözmek, bu çerçeve içinde şekillenecek.

KKTC Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, Kıbrıs Türkü çözüme olan beklentisini yüksek oranda gösterdi.

Bugünkü yapı bir alternatif olamaz, bugünkü düzen çözüm
olsun olmasın sürdürülemez.

Kıbrıs Türkünü, kuzey Kıbrıs’ı çözüme ve çözüm olmasa da adil, devlet otoritesinin güçlü ve herkese eşit davrandığı bir yapı oluşturulamadı.

Bunun en büyük sorumluluk sahibi bu ülkeyi kırk yıldır yönetenlerdir.

Her zaman söylerim, bu ülkede hiçbir sorun yokmuş gibi davranılmasından son derece rahatsızım.

Çözüm olsa da, olmasa da adil, fırsat eşitliği, hakka, hukuka bağlı bir sistem yaratılabilirdi.

Ama olmadı, buna rağmen hala daha bu düzeni savunup, ortaya çıkan alternatifleri önyargıyla zayıflatmaya çalışmayı da anlamakta zorlanıyorum.

Biz hala hiçbir şey istemeyen, sadece eleştiren, Rum tarafının yarattığı gündemlerin peşinden giden bir durumdayız.

Ilımlı bir ortam var, ilk görüşmeden önemli kararlar alındı.

Neydi bunlar;

“1- Lefke’deki Aplıç kapısı ve Mağusa’daki Derinya kapıları öncelikli olmak üzere diğer kapıların da açılması için çalışma başlatılacak.

2- Ortak elektrik sistemine geçilmesi için çalışmalar başlatılacak.

3- İki bölgedeki GSM operatörlerinin ortak bir roaming sistemine geçmesi için uzmanlara da danışılarak çalışmalar başlatılacak

4- Çakışan radyo frekansları sorunun çözülmesi için teknik çalışma başlatılacak.

5- Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Teknik Komitesi kurulmasına karar veren liderler, bu konudaki çalışmaları hızlandıracaklar.”

Bu kararlarla ilgili zaman sınırı veya süre belirtilmese de önemlidir.

Bunlarla ne kadar güven yaratılacak, garantiler konusu ne olacak?

Tartışma ekseni bu çerçevede şekillenirken, bardağın dolu tarafını, tablonun genelini kaçırıyoruz.
Tablonun geneli kapsamlı çözümdür, federal yapı, güç paylaşımı, dönüşümlü başkanlık, AB konusu, mülkiyet meselesi, enerji ve zaman bu konulara harcanmalı.

Güney istediği konuyu ortaya koyabilir, öncelikli olarak istediğini masaya getirebilir, masanın diğer tarafı da biziz.

Adı üstünde müzakere ediyoruz, Türk tarafının durum, istek ve pozisyonundan şüphem yok.

Peki, güney, Anastasiades ne kadar samimi, garantörlük konusunu bu aşamada gündeme getirmek akıllıca mı?

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı siyasi anlamda kazanç peşinde değil, zaten ihtiyacı yok, Anastasiadis ne durumda?

Aynı isteği ortaya koyabilecek mi, bunu zamanla göreceğiz, beklenti aynı isteği ortaya koyabilmesi.

Daha öncede söyledim, Kıbrıs Türkünü dünya üzerinde hak ettiği yere getirecek bir alternatif benim için çözümdür.

Sağlıklı ve iyi niyetli tartışma ortamı sadece kazançtır, fakat her konuşulana karşı çıkmak, onlar böyle, şunlar şöyle diyerek sadece karşı çıkmak artık kabul görmüyor.

Bu haber 689 defa okunmuştur

:

:

:

: