Gürcistan-2

36. Uluslar arası KIBATEK Edebiyat Şölenine (18- 24 Mayıs 2015 / Tiflis- Batum (Gürcistan) Artvin- Trabzon ( Türkiye) ülkem KKTC adına katıldım.

36. Uluslar arası KIBATEK Edebiyat Şölenine (18- 24 Mayıs 2015 / Tiflis- Batum (Gürcistan) Artvin- Trabzon ( Türkiye) ülkem KKTC adına katıldım.
Bir şeyleri paylaşırken sizinle, özellikle yeni gördüğüm yerlerse burası… Biliyorum sizler gezi yazısı gibi anlatmamı bekliyorsunuz benden. Bugün söze öyle başlayacağım ben de.
17 Mayıs akşamüstü alandayım. Heyecanlı mıyım evet… Gürcistan’a gidiyorum çünkü… Yeni bir ülke, yeni insanlar… En önemlisi tanınmamış bir ülkeyi / ülkemi/ temsil edeceğim.

İstanbul’dayım… İzmir’den ve başka ülkelerden gelen arkadaşlarımı bekleyeceğim. Neyse fazla beklemiyorum. Gürcistan Konsolosu Maklava da yanlarında olmak üzere görünüyorlar. Ancak Ankara üzerinden gelecekleri beklememiz gerekiyor. Onlar gecikiyor… Uçak da rötarlı…
Beklemeler beni çok sıkıyor ama yapabileceğim bir şey yok. İki saat gibi bir rötarla sabah saat beşte TİFLİS Havaalanındayız. Bizi üniversite rektör yardımcısı karşılıyor. Ne büyük nezaket…

GOLDEN PLACE oteline yerleşiyoruz. Beş saatlik bir uyku hakkımız var. Gün ağarmış, güneş doğuyor, gözlerim kapanıyor…
Odamın kapısı çalınıyor, orta yaşlı bir kat görevlisi, kahvaltının hazır olduğunu bildiriyor. Kahvaltı sonrası otelin önünde bizi bekleyen büyük araca biniyoruz. Kapalı v bir hava… Yağmur çiselemeye başlamış bile… İlk durak TİFLİS’in ünlü Hamamlar Bölgesi… Burasının kükürtlü sıcak suyunun şifalı olduğu anlaşılınca bir sürü hamam yapılmış…
Bir kafeye sığınıyoruz. Neskafelerimizi içerken saçaklardan süzülen yağmuru seyretmek başka keyif veriyor insana… Bir yandan ertesi günün programları gözden geçiriliyor. Derken yağmur diniyor.

Dev ağaçların kocaman meydanların bulunduğu yerlerde harika heykeller var. Bu heykellerin insanın içine hüzün salan öykülerini dinliyoruz…

RESSAM PİROSMANİ HEYKELİ

Beni en çok etkileyen öykülerden biri bu… Tiflis’te yaşayan Pirosmani, şehre gelen bir şarkıcı kadına, bir yosmaya aşık olur. Fazla parası yoktur. Kadına aşkını anlatmak için tablolarını, boyalarını ve fırçalarını satar, kadına iki araba dolusu GÜL gönderir… Birkaç gün sonra aşık olduğu kadın Tiflis’i terk eder ve kayıplara karışır… Neden diye yorum yapılır. Bence de kadın bu BÜYÜK AŞKA layık olmadığını düşünüp gitmiştir diye, düşünenlerdenim ben de…
Tiflis’te cami, havra ve kilise yan yana… Omuz omuza…

İnsan denilen varlık isterse DİN, DİL, IRK ayrılığını göz ardı ederek pekala BARIŞ içinde yaşayabilir ama eğer İSTERSE…
Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar ALİYEV’in de bir anıtı var. Bundan daha anlamlı bir mesaj olamaz. Bu ülke kardeşlik ve barışa değer verdiğini ne güzel de anlatıyor, anlayana…
Ardından geçen hafta anlattığım etkinlikler sıralanıyor. Aslında programda yer alan üniversite hocaları ve sunumları hakkında en güzel fikri o program verecektir diye düşünerek aşağıya veriyorum.
Gürcistan’daki ilk etkinlik, “ Gürcistan İlimler Akademisi”nde yapıldı.

Okulun bahçesinde Üniversite kurucusunun ve tanınmış bilim adamlarının büstleri vardı. Bu beni hem çok şaşırttı hem de çok sevindirdi. Keşke bizde de böyle soylu ve değerbilir anıtlar olsa dedim…
(18 Mayıs) Azerbaycan Yazarlar Birliği Gürcistan Şubesi, KIBATEK ve Gürcistan Yazarlar Birliğinin ortak etkinliği idi. Ülkenin pek çok değişik yerinden gelen şairlerin ve yazarların konuşmalarını ve şiirlerini dinledik. Tam bir kucaklaşma oldu.

Ülkenin çok uzak yörelerinden özellikle halk şairlerinin ve araştırmacı yazarları katılımları bizi çok mutlu etti…
Ardından ( 18 Mayıs) “İvana Cavahişvili Tiflis Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü” nde hazırlanan panel ve şiir şölenine katıldık. Toplantının yapıldığı salon çok görkemliydi. Konuşmalar dev bir yuvarlak masa etrafında yapıldı. Bizler kendi sunumlarımızı yaparken onlar da bize GÜRCİSTAN EDEBİYATI hakkında bilgiler verdi.

Açış konuşmasını Türkoloji Bölüm Başkanı Prof.
Dr. Marika JİKİA yaptı. Elbette güzel bir Türkçe ve gülümseyen bir yüz ile…
Bildirim sunumları şöyle sıralanmıştı:

Feyyaz SAĞLAM: “Uluslar arası Bir Edebiyat Platformu KIBATEK ( Kuruluşu, amaçları, projeler, hedefler)

Maka ŞONİA: “ Gürcistan Bilim Akademisi Doğu Bilim Enstitüsü Türkoloji Bölümünde Yapılan Çalışmalar”

Dr. Mustafa ZİYA: “ Irak’ta Türkçe ve Türk Edebiyatı

Prof. Dr. Mzısa BUSKİVADZE: “ Türk Edebiyatında Kadın Kalemler”

Ayşe TURAL: “ Kıbrıs’ta Türkçe ve Türk Şiir”

Ahmet CAPARİDZE: “ Gürcü- Türk Edebiyatı İlişkiler”

Dr. Mevlüt KAPLAN: “ Türkiye’de ve Dünyada Çocuk Edebiyatı”

Oktay KASUMOV: “ Gürcü- Azeri Edebiyatı İlişkileri”

Makvala KHAREBAVA: “Türk Şiiri ve Gürcüce Çeviri Projesi Üzerine”

Prof. Dr. İlyas ÜSTÜNYER: “ Gürcü, Türk Kültürel İlişkilerinde IBSU’nun yeri”

Söz sırası bana gelince, Sunumumun konusu : “Kıbrıs Türk Edebiyatı ve Kıbrıs Türk Şiiri” idi. gerçekten beni ilgiyle dinlediler. Kıbrıs’ın kısa tarihi, coğrafyasını, insanlarının sıcaklığını ve yaşama sevinçlerini özetledim.

Kıbrıs Türk Edebiyatının varlığı onları çok şaşırttı. Araştırmacı-yazarların kimler olduğunu sordular. Edebiyat dönemleriyle ilgilendiler. Özellikle Neriman Cahit’in dizeleri onları çok etkiledi. Onun yaşayıp yaşamadığını sordular.
Gerçekten tam bir bilgilenme şöleni oldu. Toplantı bitiminde Türkoloji Bölüm Başkanının odasında çay içildi. Daha yakın konuşmalarla devam edildi. Birbirimizi daha samimi bir havada tanıma fırsatı bulduk. Ardından otelimize geçip dinlendik.

Gece KURA nehir kıyısında harika bir lokantada GÜRCÜ Müziği ve Gürcü Halk Dansları ile tanışma fırsatı bulduk. Tek kelimeyle mükemmel bir geceydi. Büyülü bir gece hatta… Karadeniz ikliminin bu yörede yeşili ne kadar sevdiğini anladık. En çok da AKASYALAR ve kokuları beni sarhoş etti…
Şimdi geçen haftadan kaldığım yerden devam ederek Kıbrıs Şiiri’nin devamını veriyorum.

KIBRIS TÜRK ŞİİRİ (2. Bölüm)

1. DÖNEM:
Bu dönem 1955- 1964 yıllarını içine alan ölümün,kan ve gözyaşının birbirine karıştığı dönemdir. Zor yıllardır. ADA Türklerinin direniş yıllarıdır. Şiirler hep vatan- özgürlük diye haykırır… Bu dönemin şairleri başta Özker Yaşın olmak üzere, Süleyman Uluçamgil, Orbay Deliceırmak, Mehmet Levent, Oktay Öksüzoğlu gibi isimlerdir…

Kimimiz “ ölürken” diyoruz
kimimiz “ ölürkana” … / Süleyman ULUÇAMGİL
Yine benzer dizeler devam eder…
“ Belki sömürge çocuğuyuz
Ama esir olmadık bir gün bile
Yüzümüz bu bakımdan aktır…” Orbay DELİCEIRMAK

Özker Yaşın bir Namık Kemal edasıyla haykırır… Haksızlıklara, göçe, evlerinden sürgün edilenlere…
“Kıbrısım, yeşil adam memleketim
En kutsal armağan ecdadımdan
Seni nasıl bırakırım
Ey şehitler yurdu vatan…” Özker YAŞIN

2. DÖNEM: (1964- 1974)
1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulur. Önceleri iyimser bir hava eserse de ardından Rumun zulmü başlar… 1964 Erenköy Çarpışmaları gelir… Oktay Öksüzoğlu ERENKÖY DESTANININ yazar…
“Yıldırımlar yağıyor gökten, Türk’ün yurduna
Ateş, kan, tekbir, feryad, dinmeyen fırtına”

Bu döneme damgasını vuranlardan biri de OSMAN TÜRKAY’dır. Uzay şairi olarak da dünyada ün yapmıştır. Şiirde NOBELe aday gösterilir.
“ dostum Big Ben’le bir uzay şarkısında baş başa yıldızlarla
Değişen durumlarını çizeriz gökyüzü tutanaklarına”

Dönemi noktalayan BARIŞ HAREKATIdır. Bir önceki dönem şairlerine Kamil Özay, Zeki Ali, Fikret DEMİRAĞ da katılır. Araştırmacı yazarlar daha da güçlenir, roman ve öyküler akar…

3. DÖNEM ( 1974 ve SONRASI)
Barış Harekatının birincisi ve ikincisi gerçekleşir. Yeni yönetim, yeni yaşama şekli ve bölgeler birbirinden ayrılır. Kuzeyde kurulan Türk Devleti ayakta durmaya çalışır. Özgürlük ve barış rüzgarı eser…
“ uyanın soydaşlarım gün erken doğdu bugün
Gökler şen
Akdeniz şen
Yavruvatanda düğün” Oktay ÖKSÜZOĞLU

“ Selam sana mücahit Mehmetçik selam sana
Selam bu topraklardan fışkıran şehit kana! “ diye haykırır… / Mehmet LEVENT
Dönemin içinde kendilerine 74 Kuşağı adını veren grubun başında Mehmet YAŞIN yer alır. Değişik motifler kullanırlar, dile hakimiyetleri ve ironi ile dikkat çekerler… Savaşı reddederler, bölünmüşlük duygusu hakimdir…
“ tanrım bundan büyük acı var mı?
Nereye gidip ağlasam
Tel örgülerle çevriliyim tel örgülerle…” Mehmet YAŞIN

Günümüze gelindiğinde şiirde Bülent Fevzioğlu, M. Kansu, Neşe Yaşın, Hakkı Yücel, Neriman Cahit, Filiz Naldöven, Beste Sakallı, Fatma Akilhoca, Ayşen Dağlı, Barış Burcu, Ayşe Tural gibi isimler süreklilik taşıyan kitaplarıyla şiir yolculuğunda kalıcı olmaya başlarlar.
Günümüz şairlerindendir Neriman Cahit...
Bükülmez bilek gibi, düşüncelerinden vazgeçmeyen duruşuyla... Binlerce öğrenci yetiştirmiştir...

“ hep kalbi kırılarak yaşar
parmağını emen kadın çocuklar
neyin telaşıdır yüreklerindeki kuşlar
anılarını yitirdikleri o terk edilmiş sokaklardan
hep eksilerek çıkarlar...
kimseler fark etmez bunu
en çok da yalnızlığa yanar lambalar / (Neriman CAHİT)

Fatma Akilhoca, yılmadan yazan, haksızlıklara dayanamayan asi tavrıyla güzel bir kadın duruşu sergiler…

Rum tarafında bir üniversitede görev yapan Neşe Yaşın, Özker YAŞIN’ın kızıdır.

Özellikle çocuklara yazdığı masallarla ünlenmiştir Ayşen Dağlı… Çocuk eğitim merkezli birimlerde çalışmıştır. Belki de bu yüzden çocuklara daha yakındır.

Şirin Zaferyıldız’ı ilkokul öğretmenidir. Küçük yaşlardan şiire adım atmış, ilk kitabını lise öğrencisiyken çıkarmıştır. Yaşamında en önemli görevinin ŞİİRİ çocuklara sevdirmek, onları şiir yolculuklarına çıkarmak olduğuna yürekten inanır… Şiirlerle büyüsün çocuklar der hiç yılmadan…

Şiire sıkı sıkı tutunanlardan biridir Beste SAKALLI… Şiir onu, o şiiri sever…

Edebiyat Öğretmenidir Fatoş Avcısoyu Ruso… İlk kitabı BÜYÜ şimdilerde çıktı…

Hayatı çok seven, insana ve SEVGİye inanan Ayşe TURAL, yayınladığı 14 kitabında da bıkmadan usanmadan “ DÜNYAYI SEVGİ KURTARACAK…” der.

Bu haber 231 defa okunmuştur

:

:

:

: