Hoşgeldin Gordon Brown

İngiltere’de bir dönem kapanıyor.. Yeni bir defterin sayfaları açılıyor..

On yıldır ülkeyi  iyi kötü yöneten, üç seçim üst üste İşçi Partisini iktidara taşıyan Başbakan Tony Blair kendi isteğiyle, görevinden ayrılıyor..

27 Haziran Çarşamba günü İngiltere, güne Başbakan Blair ile başlayıp,

 Başbakan Gordon Brown ile bitirmeye hazırlanıyor..

Aslında Gordon Brown, bugünü yıllardır büyük sabırla bekliyor..

On yıldır Maliye Bakanlığı yapan Brown, görevi çoktan haketmişti, haketmesine.. Ancak..

Yakın çalışma arkadaşı , komşusu Blair, bir türlü sözünü yerine getirmemişti..

Gün geldi.. Ve artık Gordon Brown, Çarşambadan itibaren resmen başbakan..

Brown’ın başbakanlığı ülke için, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs için ne ifade edecek ?

Bizler için ne değişecek?

İngiltere, aynı parti, değişik başbakanla dünya sahnesinde , ülke içinde nelerle karşılaşacak ?

Başbakanlığa resmen kavuşmasına saatler kalan Gordon Brown, öncelikle ev taşıma derdinde olmayacak.. Zaten yıllardır, eşi Sarah, iki küçük oğlu ile 10, Downing Street’in üst katlarında yaşıyor.. Yani başbakanın resmi konutunda..

Blairler de , Maliye Bakanına ait resmi konutta , daha geniş olduğu için yıllardır oturuyorlardı.

Taşınma derdi olmayan Brown’ın önünde, halledilmesi gereken birçok iş onu bekliyor.

Ülke içi ve dışı..

Hem içte, hem dışta sorunlar saymakla bitecek gibi değil..

Brown, yıllardır hep işin maliye yönüyle ilgilendi.. Başbakanlık gibi karar mekanizmasının başında olmadı..

Tony Blair ile daha ilk yıllarından beri anlaşamadığı iddia edilen, son yıllarda aralarındaki anlaşmazlık daha da su üstüne çıkan Brown, bundan sonra eleştirdiklerini değiştirebilecek mi, bunu zaman gösterecek..

Bilinen şu ki, Gordon Brown, Birleşik Krallığın 21. yüzyıldaki ilk başbakanı..

İngiltere’de ilk başbakan  olarak 1742’de bu göreve getirilen Sir Robert Walpole kabul ediliyor.. Partisi, o zamanki Whig Party..

O yıldan bu güne geçen 19 ve 20. yüzyıllarda, İngilizler 72 Başbakanlık dönemi geçirdiler.. Bazıları, Stanley Baldwin, Winston Churchill ve Harold Wilson gibi değişik dönemlerde birden fazla başbakanlık yaptılar..

20. yüzyılın ikinci yarısında ülkeye damgasını vuran ve en uzun süre kalan başbakanlar, şüphesiz ki Barones Margaret Thatcher ile Tony Blair oldu..

Ikisi de hayatta olan Thatcher ile Blair’i , politikaları yüzünden birbirine benzeten çok..

Daha doğrusu, Blair’i, Thatcher’in veliahtı, politikalarının takipçisi gibi görenler, azımsanmayacak kadar fazla..

Blair, geçtiğimiz ay görevinden ayrılacağını açıkladığında, Brown da içinden rahat bir nefes almış olmalı.. Çünkü, bu göreve gelmeyi yıllardır bekleyen Brown’ın sabrı da taşma noktasındaydı..

17 Mayıs’da ise Brown’nın Başbakan olacağı kesinleşti.. Karşısına rakip çıkacağını söyleyen adaylar, daha sonra çekilince rakipsiz olarak bu görevi almayı haketti..

 

1983 yılından beri milletvekili olan Brown, İskoçyalı..56 yaşında.. Edinburgh Üniversitesini birincilikle bitirerek avukat oldu.. Okul yıllarında politikayla ilgilenmeye başlayan Brown, 24 yıldır Parlamentoda.. Son 10 yıldır da Maliye Bakanı..

Tony Blair ile İşçi Partisinin yenilenmesinde, üçüncü yolun izlenmesi reformlarda yeniliğin  baş mimarlarından..

İşçi Partisinin birçok bölümünde aktif görev aldı..

Muhalefetteyken, Partisinin Hazine, Ticaret, Sanayi  “ Gölge” Bakanlıklarını yaptı..

İktidara geldiklerinde de Maliye Bakanlığına getirildi.. Başbakan  Blair ve  Yardımcısı John Prescott’dan sonra Kabinede değişmeyen tek bakan oldu..

Tek gözünü, çocukken geçirdiği bir kaza sonunda yıllarda kaybeden ve en büyük korkusu ikinci gözünü de aniden kaybetmek olan Gordon Brown, içine kapanık, fazla konuşmayan, işinin dışında ancak yakın arkadaşlarıyla özel hayatını paylaşan, ciddi, gülmeyen bir karakter olarak tanınıyor..

Geç yaşında  Sarah Brown ile evlenen , ilk çocukları kız bebeklerini 10 günlükken kaybeden karı-koca , ikinci erkek çocuklarının cerebral palsy oluşuyla ikinci defa yıkıldı.. Ancak iç dünyalarındaki fırtınayı, dışa hiç yansıtmadılar..


Brown’ı ülke içinde neler bekliyor ?

İktidara geldiğinde  “ Eğitim, eğitim, eğitim” diyen Blair’in bozduğu milli eğitim sistemini düzeltmek, Brown’nın ilk işlerinden biri olacak.. İlk öğrenimden, üniversiteye kadar başaşağı giden sistem, nasıl değişecek henüz yanıtı belli değil.. Avrupa eğitim liglerinde, birçok ülkenin altında gelen İngiltere’de, eğitim reformalarının zaman alacağı tahmin ediliyor...

Sağlık ise apayrı bir konu.. National Health Service yani Milli Sağlık Servisi, akıtılan milyonlarca sterline rağmen, doktor-hemşire eksikliğiyle sarsılıyor..

Emniyet, göçmenler ve ilticacılar ise apayrı konular..

Zengin ve fakir arasındaki uçurum ne yazık ki giderek büyüyor.. Son aylarda, gelir dağılımınındaki eşitsizliğin yaratabileceği “ ayaklanmalar”, her kesimi derinden endişelendiriyor..

Dış sorunlar ise... Başta Irak’la , Brown’nın belini büküyor..

Bir yanda hergeçen gün kötüye giden Irak, diğer yanda Afganistan’daki İngiliz birlikleri, daha  da baş ağrıtacağa benziyor..

Irak’tan İngiliz askerlerini çekme işi, Brown’ın ilk yapacaklarından biri...

Zaten, asker çekme takvimi hazır.. Irak’taki operasyona karşı olduğunu açık açık dile getiren Brown’nın , iki yıla kadar yapılması beklenen genel seçimler öncesi partiyi toplaması, halkın dilek ve  görüşlerini dinleyip, ona göre yol izlemesi İşçi Partisini toparlamada  tek umut...

 

Bizim için ne değişecek ?
Genelde İngilizlerin dış politikası, partiler veya liderlerin değişmesiyle,  büyük farklılık göstermiyor.. .

 Türkiye’nin Avrupa Birliğine  üyeliğini son 10 yılda en fazla destekleyen ülkenin İngiltere olduğunu hatırlarsak, Başbakan Brown’lı İngiltere’nin  de aynı politikayı izleyeceğini bekleyebiliriz.. .

Özellikle Hindistan ve Çin’in ekonomik büyümesinin, Türkiye’nin bölgesindeki önemini arttırdığına işaret eden İsçi Partililer, “Uluslararası güvenlik, ticaret, sanayi için, Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var.. Yaşlanan Avrupa, genç Türkiye’yi istiyor” diye, açık açık görüşlerini  ifade ediyor..

İşçi Partili Türkler ve Gordon Brown’a yakın çevreler, Türkiye’nin üyeliğini yine en fazla destekleyecek ülkenin İngiltere, partinin de İşçi Partisi olacağından yüzde yüz eminler..Ancak, biz nasıl onları izliyorsak, onlar da bizi izliyorlar.. İşçi Partisi içinden aldığımız bilgilere göre, Türkiye’deki 22 Temmuz genel seçimleri, başkent Londra’da büyük ilgi ve merakla izleniyor..

Sadece Türkiye’nin yaptıklarına değil, yapmadıklarına da bakılıyor..

Başbakan Gordon Brown, 27 Haziran’da görevini teslim alıyor.. Türkiye’de kiminle çalışacağı ise 23  Temmuz sabahı belli olacak..

Bu haber 108 defa okunmuştur

:

:

:

: