Bu ramazanda ve her zamanda iyilik

Geldi geliyor derken mübarek ramazan ayına kavuştuk şükürler olsun.
Geldi geliyor derken mübarek ramazan ayına kavuştuk şükürler olsun. Bu gün ramazan ayının dördüncü günü. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi,mübarek ramazan ayı da hızla geçmektedir.Daha kavuşmamıza sevinirken bir bakmışız ki bayram gelivermiş.
Peygamber Efendimizin,”Ramazanın evveli rahmet, ortası bereket,sonu ise mağfirettir.” Buyurduğu saadet dolu günlerin kıymetini bilmek lazım.Bu ayda ibadet hayatımız, diğer zamanlara nispeten hareketli geçer. Oruç,iftar, teravih, sahur derken günün her saatinde ayrı bir coşku ve anlam yüklüdür.Camilerimizde ya da evlerimizde bir araya gelmiş kardeşlerimizin okuduğu mukabelelerle Kur’anla hemhal olduğumuz zamanların daha çok olduğu, Kur’an’ın manevi hazzıyla ruhlarımızın adeta kanatlandığı şu günlerde,yine bir nevi ibadet kabilinden iyilik yapma isteği daha çok gündemimize gelir ve nerede, kime nasıl bir iyilik yapabilirim düşüncesiyle alternatifler araştırmaya başlarız.
İyilik denince ilk planda aklımıza gelen şey, maddi olarak çevremizde bulunan ihtiyaç sahiplerinin imdadına yetişmek, eksiklerini giderip onların da rahat etmesini sağlamak, bu vesileyle ramazan coşkusuna onların da katılmasına vesile olmaktır.. Elbette bu, iyiliğin ihmal edilemeyecek önemli bir yönüdür.Varlıklı olanlarımızın sahip oldukları nimetlerden dolayı Allah’a şükretmelerinin bir ifadesi olarak hayır hasenat yapmaları;fakiri, yoksulu, yetimi sevindirmeleri,onlarla aralarında bir muhabbet köprüsünün kurulmasına yardımcı olur.Hem kardeşlerimizin gönlünü,hem de Rabbimizin rızasını kazanmış oluruz.
Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki.”Dünyalık bakımından kendi durumunu öğrenmek isteyen, kendisinden zayıf durumda olanlara baksın. Bu hal kişide şükür duygusunun gelişmesine vesile olur. Mesela biz bu gün için evimizde, işimizin başında sağlıklı bir şekilde akşam soframıza sevdiklerimizle beraber oturabiliyoruz. Aslında bu ne kadar büyük bir nimettir. Elinde yiyecek ekmeği,çalışıp kazanacak bir işi,akşam olduğunda,elinde bir sıcak ekmekle gidebileceği bir evi,sofrasının başına oturtacağı,annesi,babası,eşi, çocukları akrabaları olmayan kardeşlerimizi düşündüğümüzde,sahip olduğumuz nimetin kadrini bir daha anlarız.
Şair ve sufi, Şeyh Sadi Şirazi der ki,”Bir gün mescide gitmek üzere evden çıktım yürüyordum. Sıcak bir gündü. Çarıklarımın altı delinmiş, ayağıma taşlar ve dikenler batıyordu.Kendi kendime söylendim- Ey Sadi bu ne haldir ayağında bir çarığın bile yok. -Mescide vardığımda bir adam gördüm baktım ki ayakları yok! O anda ben çarıklarımın olmadığına üzülürken en azından ayaklarımın var olduğuna şükrettim.” Her şeyi buna kıyaslayabiliriz. Biz kendi durumumuzdan şikayet ederken aslında etrafımıza baktığımızda bu şikayetimizi şükre dönüştürecek çok sebepler bulabiliriz.
İyilik kavramı sadece maddi iyilik, yardım olarak değerlendirildiğinde eksik anlaşılmış olur. Bir hastayı ziyaret etmek,yolda kalmış bir yolcuya yardımda bulunmak,adres sorana adresini tarif edivermek.Bir yaşlıya hürmet edip elinden tutarak gideceği yere ulaştırmak,kısacası rabbimizin razı olduğu her güzel hareket, iyilik kapsamında değerlendirilebilir. Kur’an-ı Kerim’de” iyilik ve takvada yardımlaşın,kötülük ve isyan konusunda yardımlaşmayın” buyuruluyor. Demek ki iyilik konusunda hep birlikte hareket edersek dünyamızın güzelleşmesinde daha etkin işler yapmış oluruz. Yine Kur’an-ı Kerimden öğrendiğimiz bir duada şunu tekrar tekrar okuyoruz. Allah’dan istiyoruz: ”Allah’ım bize dünyada da ahirette de iyilik ver. Ve bizi ateşin azabından koru.”
Son olarak,her Cuma günü hutbenin sonunda okunan ayetin mealini hatırlayrak bitirelim. ”Muhakkak ki Allah, adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya yardım etmeyi emreder.Çirkin işleri fenalık ve azgınlığı yasaklar.Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir”
Ramazan vesilesiyle güzel alışkanlıklar, iyilik hareketleri başlatıp ömür boyu devam ettirebilmek umuduyla Ramazanımız mübarek olsun.
Bu haber 146 defa okunmuştur

:

:

:

: