Turizm, eğitim ve tarım rakip değil, beraber olmalı…

Ülkenin gündemi pek fazla değişmiyor. Günlük, sıkıcı, bildik ve yorucu.

Ülkenin gündemi pek fazla değişmiyor.
Günlük, sıkıcı, bildik ve yorucu.
Yıllar önce neleri konuşup, yazmışsak, tartışmışsak bugünden çok da farkı yok.
Ne yaparsak yapalım, nereye gidersek gidelim her zaman yanımızda olan tek şey ülkenin sıkıntıları.
Kıbrıs ve sorunları, birçoğumuza yaşamı erteletti, çocukluğu, gençliği, huzuru, yaşamın renklerini, pek çok beklentiyi, bir başka zamana bıraktı.
İçimizde pek farklı değil, sorunlar görmezden gelindiği için sorun oldu, uzatıldı, biriktirildi, nesiller, isimler, vaatler eskitildi.
Kıbrıs, sorunları dışında başka şeylerin konuşulmasına izin vermiyor.
Kıbrıs sorunu konuşulacak, bölünmüş adanın iki tarafında ve bizde, kuzeyde iç devinimler konuşulacak, siyaset ve kısırlığı konuşulacak, çevre yıllardır aynı, kamu sektörü, özel sektör daha önceleri nasılsa, bugün de aynı yerde.
Sorunlara bile yenileri eklenmedi, eskiler içerisinde dönüp dolaşıldı ve hep aynı yere gelmenin, tekrarları yaşandı.
Bir hedef yaratılmadı, gidilecek ve gidilmek için her yolun deneneceği bir model oluşturulmadı.
Elimizde olan ve sonraları sadece birkaçının kaldığı;
Turizm, eğitim, tarım, sanayi ve dahası, hangisinde bir politika, kısa, orta veya uzun vadeli programlar hazırlandı, bütçelendi, amacına uygun adımlarla desteklendi ve takip edildi.
Bu ülke ne yapabilir? Hangi sektörleri gerçek anlamda destekleyip, o sektörü büyüterek, ülkenin yükünü çekecek, kamunun ve devletin ağırlığını taşıyacak sektörü oluşturacak.
Bugün için eğitim ve turizm sektörleri, kuzey Kıbrıs’ın lokomotif sektörleri ise getirileri ne kadardır, sadece devlet kasası veya piyasaya sağladıkları getiri değil, örneğin istihdam sorununa ne kadar katkıları var?
Kamunun küçültülmesi ve özel sektörün büyümesi için uygulanan, gerek hükümetlerin yaptığı, gerekse Türkiye ile imzalanan anlaşmalar, protokoller kamuyu küçültüp, özel sektörü büyüttü mü?
Hayır, daha da kötü oldu.
Ekonomimiz olmalı, bir devlet otoritemiz olmalı.
Almanya da işadamları gelirinin %80’ni devlete vergi olarak ödüyor.
Bunun karşılığında devlet ne veriyor? Devlet sağlık, eğitim, emeklilikte güvenli bir yaşam, çocuklarına iyi bir gelecek veriyor.
Devlet, Meclis’teki elli kişi değil, bugünkü olumsuzlukların tümünü “devlet” denen otorite yaratmadı.
Devleti oluşturan otorite bizzat biziz, bu ülkede yaşayan insanlardır.
Sorunların, sıkıntıların bir tarafı da, bunları çözecek politikalara değil, kişisel beklentilere fırsat veren anlayıştır.
Kişisel yarış ve adaletsizlik ortamı sektörlere de yansıdı.
Çok da zor değil, turizm, eğitim ve tarım sektörlerini bir araya getirmek, birbirini destekleyerek, beraber kazanmak ve üretimin devamlılığını sağlamak.
İrade, niyet ve otorite hem adaleti sağlar hem de güven ortamı yaratır.
Kıbrıs sorunuyla yaşıyor, yaşlanıyoruz, sokağa inip, insanlarla konuştuğunuz zaman, Kıbrıs sorunu ve devam eden süreç artık ilgi anlamında çok kısır bir noktada.
Ekonomi, günlük yaşam, hayat çilesi ve belirsizlik en büyük sorun.
Dün de yoktu, bugün de yok, yarın da olmayacak.
Planlama, proje üretme, uzun vadeli stratejileri geçtim, bugünü kurtaracak adım bile artık yok.
Oysa yapılması gereken, her kesime şirin görünmek için mevcut kaynağı yarım yamalak dağıtmak yerine, odaklanılacak sektörleri belirleyerek planlama yapmak ve rekabet edebilecek noktaya ulaştırmak.
Belki de 1974 sonrasında en büyük hatamız, bu yönde bir irade ortaya koymamız.

Bu haber 590 defa okunmuştur

:

:

:

: