Yunanistan’dan daha iyi değiliz

Yunanistan’dan daha iyi değiliz
Yunanistan tarihi bir dönemi yaşıyor.
Günden güne artan, katmerleşen, ağırlaşan ekonomik sıkıntı artık “iflas” kelimesiyle anılıyor.
“Hükümet, mali yardım için IMF ve ECB ile masaya oturmak zorunda kaldı. Anlaşma imzalandı ve 9 Şubat 2010 tarihinde ülkeye 80 milyar avro yardım yapıldı.
Avrupa Sayıştay’ından gelen uzmanlar ve denetçiler çalışmalarını tamamladıkça hileli raporlamayla, kamu borcu ve bütçe açığı rakamlarının nasıl gizlendiği ortaya çıktı. Ve Yunanistan devlet tahvili faiz oranları hızla yükseldi. 2010 yılının şubat ayında Papandreou hükümeti ikinci bir mali disiplin paketi açıklamak zorunda kaldı.
Nisan ayında üç kredi derecelendirme kuruluşu, Yunanistan’ın notunu daha da aşağıya indirdi. Bu kez Başbakan Papandreou “uluslararası yardım planı” çağrısı yaptı. Böylece masaya AB de katıldı ve ülkenin muhatabı Troyka haline geldi.”
Kısaca hikaye bu, elbette öncesi de var, rahat yaşam, alışkanlıklar, hepsi bugünü hazırladı ve bir daha geriye dönüş yok.
Birçok kez kredi sağlandı, vadeler uzatıldı, faizler ertelendi ama olmadı.
Böylesi istikrarsız bir ortamda “SYRİZA” ortaya çıktı.
“SYRİZA” yola çıkarken, kırk yaşında bir lider, öncülük etti.
1974 doğumlu Çipras, kravat takmıyor, din adamlarına saygılı ama ateist, Allaha inanmıyor, 2008 yılında ittifakın başına geçiyor, 2009 yılında %4,6 2012 yılında %27, geçtiğimiz ocak ayında ise %36,3 oranında oy aldı.
Çipras Yunanistan’ın en genç başbakanı oldu, çok vaatler, umutlar, söylemler geliştirdi;
“Zenginlerden ekstra vergi, ihtiyacı olanlara kira, gıda yardımı, yoksulluk sınırında olanlara bedava elektrik, bedava ısınma hizmeti, emekli aylıklarına, asgari ücrete zam, vatandaşların ödenemeyecek borçlarını silmek”.
Yunanistan bugüne kadar çok hibe aldı, borç aldı, şimdi de geri ödeme zamanı.
Fakat nasıl? Ne eski günlere dönüş yakın ne de bu borçları ödeme.
Nasıl olacak, devletin parası yok, borçlar silinse, faizler affedilse, sıfır borçla, sil baştan yapılsa yine olmaz, kaynak yok, para yok.
Çipras’ı yükselten iktidar konumuna getiren ekonomik bu ekonomik çöküş oldu.
Pazar günü bir referandum yapıldı, yunan halkı daha fazla kemer sıkmayı oyladı, sonuç çoğunlukla hayır oldu, bu sonuç sorunları bitirmedi.
Sadece Çipras’a bir güvenoyu getirdi, bundan sonra ne olacak?
İşte esas mesele ve merak edilen bu.
Kreditörler Yunanistan’a bir ayrıcalık yaparlar mı? Yaparlarsa ne gibi ayrıcalık olacak, bu durum krizde olan diğer ülkeleri nasıl etkileyecek?
Gelinen noktada ya çok sert kararlar alınacak, ya da Yunanistan’a ayrıcalıklar uygulanacak.
Aynı durumda olmaya doğru giden diğer ülkeler de bu süreci bekliyor, ayrıcalık olursa bu ülkeler de benzer uygulamayı isteyecek.
AB kendi içinde tam bir çıkmazda, varlık sebebini sorguluyor.
Yunan halkının ne hayırı ne de eveti mevcut durumu değiştirmeyecek.
Troykanın dayatma paketlerine karşı durmak veya kabullenmek sadece duygusal bir tepki ve rahatlamadır.
Bu yaşananları bizimle kıyaslamak ve bu “hayır” kararını bu anlamda değerlendirmek çok da gerçekçi değil.
Üretmekten, siyasi otoriteleri popülizm çizgisinden uzaklaştırmaktan ve tablonun genelini görmekten başka çaremiz yok.
Ürettiğini değil, hazırı tüketmeye dağ dayanmaz.
Aslında biz Yunanistan’dan daha iyi bir noktada değiliz, hatta bizde durum daha vahim.

Bu haber 723 defa okunmuştur

:

:

:

: