Bırakınız yapsınlar, bırakınız denesinler

Siyasi hayatımızda bir ilk yaşanacak.

 

 

 

 

 

 

Siyasi hayatımızda bir ilk yaşanacak.
Günlerdir tartışılıyor, çok ciddi eleştiriler var.
CTP (BG)-UBP koalisyon ittifakı.
Bir siyasetçi, siyasi bir taraf ve siyasi çıkar ummayan biri olarak söylüyorum;
Bu ülkede hükümetçilik oynayacak siyasetin adı, hükümet kuracakların kim olduğu beni ilgilendirmiyor.
Artık bu ülkeye siyasi istikrar gelmeli, çağ dışı kalmış, hantal kamu kurumlarının, ağır bürokrasinin, başıboş özel sektörün, sağlıktan, eğitime, yollarından, dağlarına kadar talan edilmiş bu memleket, sen, ben, o, onlar kavgasına daha fazla direnemez.
CTP ile UBP koalisyon ortağı olacak, olabilir, ne var ki bunda?
İdeolojiler uymuyormuş, biri ak biri karaymış, aslında birbirlerinin aynısıymış, bugüne kadar denendi mi?
Hayır, peki nasıl olacağı nereden biliniyor?
Ya da başka seçenek var mı veya başka bir alternatif?
CTP-DP mi, son iki yıldır hangi iktidar var, memnun muyuz, o da yok.
UBP-DP sayısal olarak yeterli mi, TDP destekler mi, o da yok.
Ne o zaman, başka bir alternatif, erken seçim mi, bu toplum bir erken seçimi kaldıracak durumda değil.
Son iki yıldır, hükümeti, hükümet icraatlarını, seçim öncesi verdiği vaatleri, hükümet programını sahiplenmeyen DP-UG aslında bugünü yarattı.
Her Bakanlık ayrı Cumhuriyet, ayrı icra makamı, herkes kendine, kendi işine gelen yöne döndü.
Siyasi partiler yasası neden gecikti bilinmiyor mu, ki şimdi de bu konuda pire için yorgan yakıldı, o ayrı bir yazı konusu.
Bunlar elbette önemlidir, ama daha önemlisi ortaya çıkacak irade ve iş yapma isteği.
Denensin fark yoksa, halk değiştirmeye alıştı.
Tüm siyasi kariyerini riske atan Mehmet Ali Talat, bu işte başarmak zorunda, başarmazsa belli noktalara gelmiş bir siyasi olarak, evine gönderilen politikacılardan olacak.
Aslında CTP-UBP başarmak zorunda, çünkü denenmemiş, bilinmeyen tek alternatif bu iki partinin ortaklaşa ülkeyi yönetmesi.
Bu alternatifte işe yaramazsa, başka alternatiflerin doğmasına sebep olacak, ne seçmen sandığa gidecek, ne de siyasete olan güven kendine gelecek, yani başka yönleri de var.
CTP-UBP hükümetinin toplamda 39 sandalyesi olacak.
Bu çok önemli bir sayı, önemli bir avantaj ve hizmet etme niyeti varsa pek çok karar için yeterli.
Anayasa değişikliği, ekonomi, sağlık, eğitim, kamusal hizmetler, sistemli bir çalışma hayatına geçmiş özel sektör, insan hakları, azınlık hakları ve pek çok konuda bekleyen yığınla iş var.
Ve elbette Kıbrıs konusu, referandum noktasına gelmiş bir “Kıbrıs çözümü” ortaya çıkacak, kabul edilebilir bilir metinde, hem CTP, hem de UBP’nin olumlu tavrına ihtiyaç olunacak.
Daha işin başındayız, fakat bu iki parti özellikle bu konuda halka daha fazla ve daha doyurucu, daha net, yuvarlak laflarla değil, anlaşılır bir şekilde tavırlarını izah etmeli.
Daha önce konuyla ilgili olarak yine yazmış ve söylemiştim.
Bir CTP-UBP hükümetinin sayısal anlamda, çok avantajlı bir durumu var.
Bu avantajlı durum, bir yandan da, dezavantaj yaratıyor.
Meclis’te etkinliği bırakın, sesini duyuracak bir muhalefet bile olmayacak.
Yani denetleme organı çalışmayacak, siyasette bir tekelleşme, özelleştirme yaşanacak.
Bu bir dezavantaj, bir piyasada iki büyük etkenin kendi çıkarları doğrultusunda birleşmesi ve kendi işine gelen taraftan, istediğini yapması durumu yaşanabilir.
Bu büyük bir tehlike ve en çok rahatsız eden nokta.
Tam tersine bakarsak, yıllardır yapılmayan, ertelenen “ben yapmıyorsam başkası da yapmasın diye” köstek olunan, toplumsal mesajı iyi alan ve “bu son şansımız” diye iş yapmak isteyen, başarıya aç bu siyasi deneme, bir avantaj durumunu da dönüşebilir.
Bunları nasıl anlayıp, nasıl tecrübe edeceğiz?
İşte gelinen noktayı deneyerek, bırakınız yapsınlar, bırakınız denesinler.

Bu haber 720 defa okunmuştur
  • sezgin kader   - 13.07.2015 İnşallah ikisi bir olup anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirmezler

:

:

:

: