Devletin itirafı, acizliği, çaresizliği

Öncelikle yüzleşmeliyiz, böyle bir sorunumuz olduğunu kabullenmeliyiz.

“Öncelikle yüzleşmeliyiz, böyle bir sorunumuz olduğunu kabullenmeliyiz. Daha yapacak çok iş var. Ayrı bir tedavi merkezine ihtiyaç duyuyoruz, şimdi Barış Sinir ve Ruh’ta yapılıyor. Ama yeterli değil. Yeni bina ile ilgili çalışma başlatıldı. Rehabilitasyon merkezi içinse maalesef iyi bir gelişme yok.
Uyuşturucu kullanma yaşı 12’nin altında. Artık yaz-boz ve zaman kaybetme lüksümüz yok. Ben olayım veya olmayayım, bu komisyon kurumsal bir yapıya kavuşmalı. Bally lösemi ye kadar götürebilir. Bally konusunda adım attık, yasal eksiklikler konusunda adım attık, ilaç kullanımında, uyuşturucu ile ilgili mücadelede henüz en baştayız. Limanları denetleyelim ama ortada arz ve talep meselesi var. Öncelikle arzı azaltmalı önlemeliyiz.
Çok önemli riskler var. Gece kulüplerinde zorla uyuşturucuya alıştırılan kadınlar var. Devlet bunlara hala daha nasıl izin veriyor anlamak kolay değil. Herkese, her bireye, bu mücadele de büyük görev düşüyor. Bu tehlike herkesin kapısını çalabilir.”
Geçtiğimiz haftalarda, Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu Başkanı Hasan Karaokçu’nun bu sözlerini köşeme taşımıştım.
Bugün de öyle yaptım, elbette bunun bir sebebi var;
Merak ediyorum, bu yazı ve sözlerin sonrasında kim ilgilendi, kimde, hangi makam da bir soru işareti uyandı, bunlar bir suç duyurusu, bir ipucu, önemli iddialar değil mi?
Gece kulüpleri ile ilgili, oradaki kadınların zorla uyuşturucuya alıştırıldığı, limanları kontrol etmekle, uyuşturucuya olan arz-talep ilişkisini, kullanma yaşının 12’nin altına düştüğü.
Ve en önemlisi, böyle bir sorunumuz olduğunu kabulleniyor muyuz?
Gerekli önem, ciddiyet, konunun ağırlığına veriliyor mu?
Kimin gaylesi oldu, kimin uykuları kaçtı, gerçekten merak ediyorum.
Bunları düşünürken bir şok daha yaşadım;
Merkezi Cezaevi Müdürü Metin Bilmem “Uyuşturucunun cezaevine girmesini engelleyemiyoruz” diyor.
Bu devletin itirafıdır, acizliğidir, çaresizliğidir.
7 Temmuz da adeta irkildik, sabaha karşı 26 yaşında genç bir insan, park halindeki arabasında cansız bir şekilde bulundu.
Arda Erkan, gencecik bir ruh, bir beden.
Birkaç türlü uyuşturucu ve alkol bulundu kan damarlarında.
Beraber olduğu arkadaşları tutuklandı, onlar da uyuşturucu içiyor.
Peki, onlara bunları sağlayanlar, bu ülkeye bu illeti getirenler nerede?
Onlar için Ardalar, Ahmetler, Mehmetler fark eder mi?
Önemli bir haftanın içindeyiz, 20 Temmuz 1974’ün üzerinden kırk bir yıl geçmiş, bu tarihe gelene kadar yaşananları konuşuyoruz, övünüyoruz, avunuyoruz.
Kırk yılda yarattıklarımızı ne yapmalı, geleceği ne zaman konuşup, inşa edeceğiz, çocuklarımıza bu yarım yamalak memleketi en güzel şekilde nasıl vereceğiz?
Sanal dünya ve sanal zaferlerimizden kurtulmanın, gerçek ve acımasız dünya ile rekabet ve mücadele etmenin zamanı elbet gelecek.
Bunun için her gün, her alanda, her anlamda kavga kuşanmalı, mücadele etmeli.
Mutlaka bir yerden başlanmalı, kimse başını kuma gömmeden, korkmadan, gereken neyse yapmalı.

Bu haber 617 defa okunmuştur

:

:

:

: