“Birleşik Kıbrıs Federasyonu” şeffaf olsun

CTP-UBP hükümetinin kurulma nedenlerinden biri de, Kıbrıs sorununda devam eden müzakere sürecinin, daha geniş tabanlı bir hükümet modelinde tartışılmasını sağlamak.

CTP-UBP hükümetinin kurulma nedenlerinden biri de, Kıbrıs sorununda devam eden müzakere sürecinin, daha geniş tabanlı bir hükümet modelinde tartışılmasını sağlamak.
Bu iki partinin, Kıbrıs sorununda aynı noktada olmasını beklemek zor.
Ama söylediğim gibi, bir amaç da sürece daha etkin katkı sağlamak.
Özellikle kuzey Kıbrıs’ı her anlamda çözüme hazırlamak hedeflerden biri.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı bazı açıklamalar yaptı.
Çözüm modelini ve adını seslendirdi;

“İstedikleri yerde ikamet edebilecekler”

“1974’te Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar topluca yer değiştirmek zorunda kaldı. Ve aradan geçen 41 yıldan sonra yeni yaşamlar kuruldu. Bulunacak çözümde Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumları bazı koşullar altında istediği yerde ikamet edebilecek.”
Bazı koşullar altında istedikleri yerde ikamet edebilecekler.
Bu iki kesimliliği ortadan kaldırır mı?
Yoksa AB ülkelerinde olduğu gibi serbest dolaşım hakkı mı anlatılmak istenen.
Bu açıklamadan sonra en çok sorulan soru bu oldu.
Elbette bu açıklamalara güneyden yanıt gecikmedi.
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis;

“Akıncı’nın dile getirdiği tezler, Kıbrıs Rum tarafının da tezleridir anlamı taşımaz”

Anastasiadis, eylem yapan Girne kökenli Rumlara yönelik konuşmasında;

“Anlaşmaya varılan her ne olursa onu açıklayacağım, ne Kıbrıs Türk, ne de Kıbrıs Rum tarafından yanlış bilgilendirme olmasını önlemek için halkı bilgilendireceğim. Müzakerelerde, her vatandaşın ikamet yerini seçmesini sağlamayı arzuluyoruz. Her vatandaş, iki toplumlu, iki kesimli federasyon çerçevesinde haklarını garanti altına alan bir devlette nerede ikamet edeceğini seçmesini arzuluyoruz”.

Evet, yapılan müzakeredir, herşey değişebilir.
İçinde bulunduğumuz hafta da, 20 Temmuz ve bu sürece gelirken yaşananlar, Kıbrıs’ın gerçek tarihi, belirli kalıplar içinden çıkarılarak konuşulmaya başlandı.

“15 Temmuz’lar ve 20 Temmuz’lar olmasın”
Çok önemli mesajlardı bunlar.
Kıbrıs adasının bir tarafı bayram yapıyor, diğer tarafı yas tutuyor.
Tersi durumlar da var, güney bayram yapıyor, kuzey yas tutuyor.
Herkes çıkarına geldiği taraftan içe yönelik mesajlara öncelik veriyor.
İç dengelerden arınarak, yüzleşilmeli ve gerçek güven ortamı yaratılmalı, belki de birbirinden özür dilenmeli, yola buradan başlanmalı.

“BİRLEŞİK KIBRIS FEDERASYONU” daha şeffaf şekilde, her adımında anlatılmalı.

Anlatılmaması, daha farklı yorumların güçlenerek konuşulmasından başka bir amaca hizmet etmez.
Böyle bir amacın da kimseye fayda sağlamayacağı kesin.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide de daha önce bir açıklama yapmıştı;

“Kıbrıs sorununun çözümü müzakerelerinde liderler tarafından alınan bir gizlilik kararı var. Ve benimde buna uymam gerek. Buna karşın kamuoyunun bilgilendirilmesi bakımından da en kısa sürede şeffaflık gerek.”
Devam eden süreç daha önceki dönemlerden tabi ki farklı, fakat sürecin her aşamasında şeffaflık şart.
Bu yönde de fark olmalı, müzakere süreciyle ilgili iki lider aynı anda beraberce gelinen noktayı halkına anlatmalı.
Müzakere masasından kalkındığı anda hangi konuların, ne şekilde konuşulduğunu birinci ağızdan anlatmak gerek.
Biri başka bakış açısıyla, bir diğeri başka bir bakış açısıyla, gelinen noktayı anlatırsa, herkes anlamak istediğini anlar.

Bu haber 681 defa okunmuştur

:

:

:

: