Aynalı sazan mevsimi

Doğrusu bu ya Kıbrıs görüşmeleri Mayıs ayından bu yana değişik bir üslupla devam ediyor.
Doğrusu bu ya Kıbrıs görüşmeleri Mayıs ayından bu yana değişik bir üslupla devam ediyor. Çamur atma yok. Haber sızdırma, manipülasyon yok. En azından eskiden alışık olduğumuz tarzda yok.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı geçen gün 20 Temmuz dolayısıyla Kıbrıs’ta bulunan “yabancı basına” açıklama yapma ihtiyacı duymasaydı, ne konuşulduğu hakkında Rumlardan duyduğumuz ötesinde bilgimiz de olmayacaktı...

Gizlilik. Akıncı istemiş ilk görüşmede. Sebebi malum, görüyoruz Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün yaptığı açıklamalarda, Cumhurbaşkanının sözlerinde.

Garantiler artık olmazsa olmazımız değilmiş mesela...

20 Temmuz sadece kurtuluş günü değil, aynı zamanda empati yapmalı, bu “savaş”ta Rumların yaşadığı trajediyi de görmeliymişiz... Kim diyor? KKTC’nin Cumhurbaşkanı.

Rum lider ne diyor? Çok mutlu olmuş Akıncı’nın “savaş” olarak tanımlamasına 20 Temmuz’u ve “trajedi” tanımlamasına...

Bir tek kez “1974 öncesiyle ilgili özür, yanlış yaptık, Kıbrıs Türklerine mezalim uyguladık, Enosis kötü, EOKA Kıbrıs Türklerinde travmaya neden olan terörist bir örgüttü” falan laflarını duydunuz mu siz Rumlardan?

Yok... Üstelik, daha birkaç gün önce Başpiskopos Hrisostomos benim yüzüme hiç utanmadan yalan söylemedi mi? 1974 öncesinde Kıbrıs Türkleri ve Rumları birbirlerinin dini günlerini birlikte kutlayan, mutluluk içerisinde ahenkle yaşayan insanlarmış.

Dün ne yaptığını hatırlamayan, her yaptığını bir kılıfa sokabilen ama Kıbrıs Türkünü ve Türkiye’yi acımasızca suçlayabilen çarpık bir mantalite... Derya mantalitesi bu...

Empati göstermek tabii ki önemli. Rumlarla bir gün tekrar birlikte yaşayacak isek bir birimizi affetmemiz şart. Kimse demiyor ki 1974’te gül uzatıldı, yanaklardan öpülerek Kıbrıs Türkü kurtarıldı. Tabii ki savaştı yaşanan, ama bir “barış harekatıydı” bu ve o günden bu güne adada barış var, Kıbrıs Türkü bir daha 1974 öncesi benzeri durum yaşamadı, Kıbrıs Rumu ne enosis için ne de başka amaçla birbirini öldürdü, Türklere saldırabilme cüretini gösterdi.

Kafa bu... Dün kendi yaptığını hatırlamıyor. Ne olmuş ki, 1955’lerde, 1960’tan sonra? Kim kovmuş Kıbrıs Türkünü ortak yönetimden 1963-64’de? Kim katletmiş onca Kıbrıs Türkünü Yunanistan ile ilhak hülyalarına yol açmak için? Makaryos’un BM konuşmasını bile hatırlamıyor nu beyzadeler.

Kimse demiyor ki 1974’te gül uzatıldı, yanaklardan öpülerek Kıbrıs Türkü kurtarıldı. Tabii ki savaştı yaşanan, ama bir “barış harekatıydı” bu ve o günden bu güne adada barış var, Kıbrıs Türkü bir daha 1974 öncesi benzeri durum yaşamadı, Kıbrıs Rumu ne enosis için ne de başka amaçla birbirini öldürdü, Türklere saldırabilme cüretini gösterdi.

Kafa bu... Maalesef...

Şimdi, gizlilik var ya görüşmelerde, herkes kendine göre açıklama yapıyor. Yıllarca Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı “gizlilik” uyguluyor diye suçlayanlar, bugün halktan kendi geleceğiyle ilgili yaptıkları pazarlığı saklıyor, üstelik konuştuklarında da net değiller.

Mesela, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs'ta olası bir anlaşmadan sonra kurulması planlanan devletin adının Birleşik Kıbrıs Federasyonu olacağını, bu federasyonun federe devletlere dönüşecek mevcut iki yönetimin federasyon çatısında birleşmesiyle ortaya çıkacağını söylemiş.

Rum tarafı ne diyor? Rumlara göre, yeni devlet ismi falan görüşülmedi. Yeni devlet kurulmayacak. Mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti anayasal tadilatla federasyona dönüşecek, o kadar.

Kim doğru söylüyor?

Akıncı, 1974’te Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların topluca yer değiştirmek zorunda kaldığını ve aradan geçen 41 yıldan sonra yeni yaşamlar kurulduğunu ancak çözümden sonra Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların bazı koşullar altında istediği yerde ikamet edebileceğini söyledi. Kuzeyde ikamet eden Kıbrıslı Rumların veya Güney Kıbrıs’ta ikamet eden Kıbrıslı Türklerin siyasi hakları da olacağını açıkladı.

Peki, iki kesimlilik ve iki toplumluluk ilkeleri ne olacak?

Akıncı’ya göre “çoğunluk ilkesi korunacak.”

Rum tarafı ne diyor? Rum tarafına göre Akıncı üç özgürlüğün – yani dolaşım, yerleşim ve mal edinme özgürlükleri – AB müktesebatı çerçevesinde herkese eşit uygulanacağı, her Kıbrıslının adanın istediği bölgesinde yerleşme, mal ed,nme ve dolaşma hakkına sahip olacağını vurguluyor.

Akıncı’nın açıklamalarından rahatsız olan partiler itiraz sesleri yükseltince Rum Hükümet sözcüsü resmen de aynı açıklamayı yaptı... Anastasiades Sen Sinod meclisine de aynı izahatı verdi.

Kim doğru söylüyor?

Yen Kıbrıs’ta ordunun olmayabileceği, polis gücünün 50-50 veya 40-60 olacağı iddiası mesele değil de garanti sistemi sona erdirilebilir, “olmazsa olmazımız değildir” diyebilmek neyin kafası? Türkiye AB üyesi olmadan atılacak böyle bir adımın sonucunun ne olabileceğini düşünme kapasitesi kimsede yok mu acaba etrafta?

Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetmek istemeleri gayet normal bir talep. Akıncı buna vurgu da yapıyor. Ama Rum kesimi diyor ki federasyonun Türk devletçiği ayrı dış siyasi teması boş verin dış ekonomik, sportif veya kültürel bağlantı da yapamaz, merkezi yönetimden izin almak zorunda.

Kim doğru söylüyor?

Rum siyasetinin duayenlerinden birisiyle sohbet ediyorum telefonda... Türk tarafından gelen seslerle Güney Kıbrıs’ta resmen veya gayri resmî olarak söylenenlerin hiç uyuşmadığının altını çiziyor. “Etrafta çok naif insanlar var, her oltaya geliyor bunlar, aynalı sazan gibi... Çok bilgisiz ve tecrübesizler” diyor.

Ne demek istediğini soruyorum, “Görürsün, yakında görürsün” diyor.
Bu haber 291 defa okunmuştur

:

:

:

: