Sanayi bölgeleri kimlere, nasıl veriliyor?

Kuzey Kıbrıs sorunlar yumağı.
Kuzey Kıbrıs sorunlar yumağı.
Bu sorunlar, coğrafi, kabullenmeme, sahiplenmeme, siyasi, diplomasi, otorite boşluğu, kurumsallaşmanın olmaması, yanlış insan ve maddi kaynak kullanılması sonucu ortaya çıktı.

Aslında her şeyden biraz var.

Otorite boşluğu, irade, ciddiyetten uzak, her alanda öncelikli söz sahibi siyasi yönetimler.

Bu ülkenin sorunları, ülkeyi yönetmeye talip siyasi erki çoktan aştı.

Siyaset kurumu sorunun içinde, sorunun kendisi, bunu yaratan elbette tek başına siyasiler değil.

Tek başıma ben de değilim, sorun ve sorumluluk aslında hepimizde.

Tablonun bütününü görmeli artık, yürümüyor, çarklar dönmüyor, umut yok, beklenti yok, çok sıkıntılı günler kapıda.

Tüm ülke yıllarca popülizmin esiri oldu, günlük çıkarlar uğruna ülkenin geleceği heba edildi.

Plansızlık, öngörüsüzlük, vizyon yoksunu yönetimler, liyakat dayalı olmayan adalet sistemi, çıkar ve menfaate dayalı bir düzen.

Ülkenin her yerini, her bölgesini, her sokak, mahallesini, dağını taşını, en ücra yerine kadar bilecek, her yerde gözü ve sözü olacak, tüm ülkeyi en batıdan en doğuya, karış karış bilecek bir otoriteye ihtiyaç var.

Bunun içindir ki geniş tabanlı bir hükümet başarabilir, altını çizdiğim noktalarda istikrar sağlanabilir diye vurguluyorum.

Bu ülkenin kanayan bir yarası da sanayi bölgeleri ve burada yaşananlardır.

Her hükümet programında konuyla ilgili cümleler, yapılmak istenenler var.

CTP-UBP hükümet programında da sanayi bölgeleri için maddeler mevcut;

“Sanayide temel hedef, başta hafif sanayi ve tarımsal sanayi alanında olmak üzere ithalatı minimize ederek, kobiler bağlamında girişimciliği etkili bir biçimde destekleyerek ve ihracat potansiyelini harekete geçirerek, milli gelire ve istihdama önemli katkı yapan, verimliliği yüksek, nitelikli işgücüne ve gelişmiş bir yatırım ortamına sahip bir sektör yaratmaktır. Bu amaçla;

1. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) ve şehir içi atölye/fabrika binaları ile ilgili yönetsel, çevresel ve altyapı bağlamındaki sorunlar minimize edilecektir. Bu amaçla, Türkiye’den ilgili uzmanlardan teknik destek de alınarak, KKTC’deki OSB’lerinin, mevcut durumlarının tespiti, değerlendirilmesi ve çözüm önerileri ile ilgili bir çalışma grubu kurulup söz konusu sorunların çözümü yönünde somut adımlar atılacaktır.

2. Mevcut durumda, Bakanlık ve Belediyelerin OSB’leriyle ilgili görev, yetki ve sorumlulukları incelenerek, KKTC için OSB yönetim modeli ve mevzuatı 12 ay içerisinde hazırlanacaktır.”

Umarım yazıldığı yerde kalmaz, soruna en geniş anlamıyla bakarsak;

Sanayi bölgeleri tam bir karmaşa, keşmekeş, kimin eli, kimin cebinde belli değil.

Yıllardır süren bir yetki karmaşası var.

Kimin görevi nerede başlıyor, kimin ki nerede bitiyor, belirsiz.

Bir yerde tamir atölyesi, yanında pastane, onun yanında, dülger, market, yatı evleri, inanılmaz bir manzara.

Ne yollar yol, ne sokaklar sokak, yapılacak olan tek bir sorumlu belirlemek.

Sanayi bölgeleri kimlere nasıl veriliyor?

Elbette bir prosedür ve pek çok yöntem var, bunları herkes kulaktan dolma biliyor, tahmin ediyor, uyguluyor.

Devletin toprağı zahmetsiz alınıyor, iş sahibi mi, işletme mi açacak önemli değil, sonra kiralıyor, adres yurt dışı.

Hiçbir zahmete katlanmadan, binlerce TL kira alınıyor, devletin üzerinden, kamunun toprağından, hava parasına alır almaz satanlarda var.

Küçücük bir işyeri, kar ediyor, işler tıkırında, mevcut yer büyütülmek isteniyor, yan taraf boş, kiracı yıllardır yurt dışında, bina harap olmuş.

Müracaat ediliyor, yan taraf alınsın, işyeri ve işler büyüsün.

Verilmiyor, sebep yurt dışındaki kiracı, kirasını ödüyor.

Peki, amaç, amaca uygun yapılması değil midir işin doğrusu?

Tutar tarafımız yok, bir yerlerden başlamak gerek, ya düzelteceğiz, ya da birilerinin yüzümüze vurmasından acı çekeceğiz.
Bu haber 605 defa okunmuştur

:

:

:

: