“Değer artışı vergisi tartışılmalı”

Kıbrıs sorunuyla ilgili, karşılığı olmayan bir mal alınmışsa bu tazmin edilecek.
“Kıbrıs sorunuyla ilgili, karşılığı olmayan bir mal alınmışsa bu tazmin edilecek. Sorun da şudur, bu tazmini kim ödeyecek. Türkiye’den geldiği söylenen bir yasa önerisi vardı. Şimdiki Taşınmaz Mal Komisyonu’nun ödediği Rum mallarının, ödenen meblağın bir kısmının ödenmesi şartıyla, Türk malına dönüştürülmesi şartı vardı. Bu son derece meşru bir taleptir.
Benim bir evim veya arazim var. Rum sahibi müracaat etti tazmin istedi. Devlet de bunu tazmin etti. O mal Türk malı oldu. Yani ciddi bir değer artışı oldu. Ben ciddi bir avantaj elde ettim, sahip oldum. Ama parayı da devlet ödedi. Bunun bir karşılığı olmalı.
Bir araziden yol geçti. Arazi ve yolun yanındaki yerler değerlendi. Mal sahibi bir anda kazanç elde etti. Bunun da karşılığı olmalı. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Devletin yaptığı yatırımla bir yer değer kazanıyorsa o kazanım vergilendirilir. Değer artışı, devletin veya mal tazmin komisyonunun ödemeleri ile olmuşsa bunun bir bedeli olmalıdır. Ödenen miktarın bir kısmı bu malı kullanana ödenmeli. Bu artık toplumda tartışılmalı.”
İkinci Cumhurbaşkanı ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ADA TV de program konuğumdu.
Malum, gündem müzakere süreci, sürece bağlı tartışmalar ve özellikle mülkiyet konusu ciddi şekilde konuşuluyor.
Yazının girişinde eski Cumhurbaşkanı ve CTP-BG Genel Başkanı Talat’ın bazı yorumlarını paylaştım.
Bir izleyicinin “benim güneyde kalan malım yok ama bana kuzey de ev verdiler, bu durumda konumum ne olur” sorusu üzerine bu sözleri söyledi.
Karşılığı olmayan bir mal alınmışsa bu tazmin edilecek ve sorun bunu kimin tazmin edeceği.
Bu yönde bir yasa önerisi Türkiye den gelmişti ve oldukça sert bir yapısı vardı.
“İlgili mal için ödenen bedelin %40’ını kullanan ödeyecek, üstelik hemen ve tahsisi veya eşdeğer olması da fark etmez”.
Bu düşünce daha sonra değişti, yumuşatıldı.
Gündeme getirilen bu yasanın ruhu ve gerekliliği zaman zaman seslendirildi.
Ve en sonunda sürüncemede kaldı, hayat bulmadı fakat konuşulmaya devam ediyor.
İstenen, KKTC’den de yerel anlamda bir kaynak yaratılması.
Müzakere süreci belli bir noktaya gelir, tazmin konusu ağırlık kazanırsa bu konu daha çok tartışılacak, bunu şimdiden görmek mümkün.
“Değer artışının vergilendirilmesi” düşüncesi müzakere süreci ile bağlantılı başladı, fakat bir başka noktaya daha uzandı.
Devletin yaptığı yatırımla, bir yer, bir arazi, bir bölge değer kazanıyorsa, bundan faydalanan, kazanç elde eden bunun karşılığını vergi olarak ödeyecek.
İçinden yol geçen bir arazi, elbette daha değerli hale gelir, bununda bir karşılığı, bir bedeli olacak.
Düşünülen düzenleme bu anlamda ve daha çok KKTC’nin iç yapısıyla ilgili.
Bu ekonomik şartlarda, bunun altından sıradan bir vatandaşın kalkabilmesi çok zor.
Sık sık vurguladığım gün gelecek her şeyin bir bedeli olacak ve ağır olacak düşüncesine bir kez daha vurgu yapmak isterim.
Bu haber 446 defa okunmuştur

:

:

:

: