Adanızın kıymetini bilin

Cumartesi sabahı gözümü açıyorum.. Ortalık pırıl pırıl aydınlık.. Ocak’ın son günü gibi değil.. Bahçedeki çimlerin üzeri kırağıdan bembeyaz..
Cumartesi sabahı gözümü açıyorum..
Ortalık pırıl pırıl aydınlık..
Ocak’ın son günü gibi değil.. Bahçedeki çimlerin üzeri kırağıdan bembeyaz.. Soğuk, tipik bir kış günü.. Önümüzdeki hafta bu günleri arayacağımız kadar soğuk hava dalgası geliyor.. Donacağız..
Konumuz, hava raporu değil. Keşke o olsaydı..
Burada yaşayanlar çok iyi bilirler.. Kış ayları, kısacık günler Londra’da hayatı zehir eder.. Bir nedeniniz olmasa da havaya bakıp, depresyona girmememiz olanaksızdır. Zaten hepimiz bu iklimde depresyonda değil miyiz ?
Britanya adası, son ayları gerçekten büyük sıkıntıyla geçiriyor.. Adeta bir ay öncesini bile arar hale geldik..
Gazeteleri okumak, TV’leri dinlemek istemiyoruz. Çünkü heryerden olumsuz haberler.. Mutlu, neşeli, keyifli , hoş bir konu bulamaz olduk aylardır..Ekonomik kriz, kim ne derse desin, çıkış yeri Amerika’dan bile daha fazla, Britanya adasını etkiledi.. Geçen gün, The Times gazetesi yazdı..
“Son 60 yılın en derin ekonomik gerilemesi” diye.. Her yerde, nereye baksanız, neyi duysanız resesyonda..
Uzun yıllardır, taa Thatcher günlerinden bu yana ülkede grev lafı adeta unutulmuştu.. Greve giden olmadığı gibi, sendikalar da uyuyor vaziyetindeydi..
İş aslanın ağzında değil, adeta midesinde.. Dev işsizler ordusuna, hergeçen gün onlarcası katılıyor..
Başbakanımız Gordon Brown , bir laf etti.. Şimdi kurmayları onu temizlemeye uğraşıyor..”Britanyalılar için iş yaratacağız” dedi.. Ve de Lincolnshire’da bir petrol rafinerisinde, “ Britanya işleri, Britanyalı işçiler için” sloganıyla, işyerlerinde çalışan yabancıları protesto amacıyla greve gittiler.. 10 günlü bu grev, ülkede birden saman alevine dönüştü.. “Copy Cat” denilen bir şekilde, bir işyerinden diğerine sıçradı ..Ve birden 19 benzeri işyerinde grevler başladı.. Önce sempati hareketi olarak başlayan grevler, şimdi direnişe, haklarını almaya dayandı.. Sendikalar, işçiler ayağa kalktı..Sloganları ortak “ Artık yeter”..
Başbakan Gordon Brown, adı “ Dünya Ekonomik Formu” olan , ancak “Davos Zirvesi” olarak bilinen ve de bu sene siyasi show’a dönen karlar altındaki küçük İsviçre kasabasında aldı bu haberleri..
Kendi sloganı, başına dert açmıştı..
Sendikalar, Avrupa Birliği kanunlarına göre Britanya’da kendi yerli işçisinden daha az ücrete yabancı işçi getirtip, çalıştırmanın serbest olduğunu belirterek, İngilizler işsiz dururken, yurt dışından çalışma gücü getirmeye karşı çıktılar..
Lincolnshire’daki petrol rafinerisinde, 100’e yakın İtalyan ve Portekizli çalışıyor.. Grevdekilerin sayısı 1000.. Diğer 19 işyerinde de yüzlerce, binlerce işçi grevde..Oralarda da bir sürü yabancı.. Önümüz kış. Benzeri direnişi 2000 yılında da yaşamış, günlerce petrol kuyruklarında perişan olmuştuk.. Aklıma o günler geldi. Pazardan itibaren, havalar daha da soğuyacak, kar bekleniyor. Petrol rafineleri grevleri yetmezmiş gibi nükleer santralda çalışanlar da grevi oyluyor.. Sellafield’deki nükleer santralda çalışan 900 kişi, yarın ne yapacaklarına karar verecek ..
Dedim ya, heryerden kötü haber..
Aynen üzerimizdeki gri hava gibi.. Tüm ülkeyi etkisi altında aldı..
Kemer sıkma, A’dan Z’ye her kesimde..
Hiç aklınıza gelir miydi, ünlü moda tasarımcıları, o birbirinden ünlü, podyumda “Kedi” gibi yürüyen mankenlerinden vazgeçsin.. Onun yerine size film gösterisiyle yeni koleksiyonlarını tanıtsın.. O da oldu..
Cimrilik artık moda.. Moda show’u deyip geçmeyin.. Nersinden baksanız, onbinlerce, yüzbine varan sterlin rakamlarıyla ortaya çıkıyor.. Bağrınızdan çıkan, 2 defa İngiltere’de “Yılın Modacısı” seçilen MBE lakaplı Hüseyin Çağlayan’a, genç modacı Mustafa Aslantürk’e sorun istiyorsanız ( !!!!)..
New York’daki Moda Haftasında, “Cimrilik” artık moda.. Ve de kemer sıkan moda gösterileri, “podyum” yerine “ sahneyle” gelecek.. İngiliz modacı Alice Temperley, küresel kriz yaşanırken, 100 bin sterlini bulacak show yerine, yeni koleksiyonunu “filmle, installation” ile sunmaya karar verdi.. Dünyaca ünlü tasarımcılar Vera Wang, Betsey Johnson, Naeem Khan, Monique Lhuillier, Peter Som, New York moda haftasından top yekün çekildiler. Fatura elleri, cepleri yakmaya yeter..
Hüseyin Çağlayan ve Yves Saint Laurent’e daha önce multi media show hazırlayan moda fotoğrafçısı Nick Knigth, artık defilelerin tarihe karışacağına inanıyor.. Moda show’larını, loş, tıklım tıklım salonlarda değil, kendi çalışma ofisinizin konforlu ortamında izleyeceğimiz görüşünde..
Aynı tadı alır mıyız bilemem.. Aynen, online süpermarket alışverişi, giyim-kuşam, aksesuar almaya benziyecek..Ona da alışırız ..
Petrol rafinerisinden, modaya, ekonomik kriz heryeri etkilemiş durumda..
Geçen gün TV’de bir programda, depresyon ve umutsuzluğun, aynen bulaşıcı bir hastalık gibi kişiden kişiye geçtiğini ve herkesi etkisi altına aldığını tartışıyordu..
Çok doğru.. Sorunu olmayanlar bile, yarın korkusuyla, parasını ellemiyor, harcamıyor. Yanınızdaki, etrafınızdakiler evsiz, işsiz kalırken, sizin dünyayı umursamaz tavrınız , zaten kendi içinize sinmez.. Sinemez..
Britanya bir ada.. Kıbrıs da.. Aramızda binlerce kilometre uzaklık var..Hiç olmazsa günlük, güneşlik bir adada.. Trafik derdi, kalabalık derdi olmadan yaşıyorsunuz.. Biliyorum, orada da çok sorunlar var. Seçimler yaklaşıyor. Küreselleşen dünyada, buradaki sorun oraya da anında uçup, konuyor..
Oturun güzel, güneşli adanızda..Biz istesek de onu bulamıyoruz. Büyük yerin derdi de büyük..En azından o muhteşem dağlara, denize bakıp, içinizi, ruhunuzu neşelendirebiliyor, güneşin yaz-kış tadını çıkartıyorsunuz..
Size güneşli haftalar.. Bizi kar-kış, don-buz bekliyor..
Bu haber 177 defa okunmuştur

:

:

:

: