Susanlar Utansın!!!

İngiliz sömürge dönemini hatta Kıbrıs Cumhuriyeti dönemini bazıları büyük bir övgü ile anlatırlar.
İngiliz sömürge dönemini hatta Kıbrıs Cumhuriyeti dönemini bazıları büyük bir övgü ile anlatırlar. Adaletten bahsederler. Hatta haklardan. Oysa adı üzerinde biri müstemleke idaresi diğeri de haklarımızın gasp edildiği ve kovulduğumuz bir Helen idaresi dönemi! Şu bir hakikatti ki İngiliz döneminde Kıbrıs Türkünün sosyo-kültürel yapısını planlı bir şekilde değiştirme programı uygulanmak istenmişti. Bunun ilk basamağı da eğitime müdahale idi. Kraliçenin bardakları okullarda dağıtılır,her sabah şükran yeminleri içirilirdi. Biraz daha gerilerde Osmanlı döneminde dahi öğretmenler hem mektep hocalığı hem de din hocalığı görevi yapmaktaydı. Osmanlı dönemi her ne kadar Türk hakimiyetinde olsa dahi Rumlar fakir ve yokluk içinde olan Türk köylerine papazları ile ulaşmakta ve pek çok köyün Hristiyanlaşmasına ve Türk kimliğinden yoksunlaşmasını dahi sağlamıştı. Bu hakikatleri Ahmet Haşim Altan Kıbrıs’ta Hristiyanlaştırılan Köyler adlı eserinde açıkça ortaya koymaktadır. Kıbrıs Cumhuriyeti dönemi ise sadece 3 yıl yaşayan ve eğitim haklarımızın dahi adil bir şekilde sükun bulmadığı bir dönem…Dile kolay 11 yıl %3’lük gettolarda yaşamak zorunda kalan ve varoluş mücadelesi, alın teri ve hatta sayısız şehitler ,kayıplar veren bir toplum…

Tüm bu acı ama varoluş mücadelesinin asla bitmediği kavgada Kıbrıs Türkü öğretmenlerine değinmek istiyorum bugün. Onların nice emekleri sayesinde dilini,dinini,tarihini kaybetmeden ayakta durabilen bir millet örneğini beklide anımsatmak... O dönemi biraz daha derinden solumak için yapılan araştırmalara baktığımız zaman;
Ali Nesim Batmayan Eğitim Güneşlerimiz adlı eserinde şu sözleri ifade etmekteydi; Yıl 1938, görev yapılan köy karma bir köy ve Türkler genellikle Rumca konuşmaktadır. “Geceleri gaz lambası ile köylüye kurs açtım. Okuma-yazma ve Türkçe öğrettim. Tabii ben de bu arada biraz Rumca öğrendim... Köylüye gazete, kitap okuyarak havadislerden haberdar ederdik. Atatürk’ten ve yaptıklarından söz etmek pek hoşlarına giderdi. Her gece köy kahvesinde milli roman okurduk, köylü bayılırdı. Kapı pencereleri kapayarak marşlar öğretir, bayrak çeker, törenler yapar, milli hisleri besleyecek şekilde hareket ederdik...” diyor bir öğretmen (Nesim 1987: 315–319). Kutlu Adalı ise Dağarcık adlı eserinde Kimi Türk bayrağı çektiği, kimi duvara Atatürk resmi astığı için sorgulanan ve uzak dağlık köylere sürgüne gönderilen öğretmenler pek çoktu (Adalı 1963: 161) .

Özellikle Kıbrıs Türkünün Varolu_ Savaşımında İki Ulusal Kongre: Meclis-i Millî (1918) – Milli Kongre (1931) adlı yapıtta ise, İngiliz döneminde öğretmenlerin yürüyüş-miting, toplantı düzenlemelerinde önder olduğu öğretmen Müftü Ziya Efendi ve öğretmen Remzi Okan’ın rollerinin çok büyük olduğu, toplumun canlandırılmasında etkin rol aldıkları belirtmektedir. Hatta Vatan gazetesi öğretmen Şefket Bodamyalızade’nin Söz ve Doğru Yol gazetelerinde ise yine öğretmen M.Remzi Okan’ın öncülüğü vurgulanır. Unutanlara hatırlatmak için belirtmek istediğim mesele de şudur ki ; Söz gazetesi Atatürk’ün gerçekleştirdiği dil devrimini Kıbrıs Türklerine başlatan ve Atatürk tarafından bizzat matbaa kurulumunda maddi yardım alan bir gazeteydi.

Görüldüğü üzere, Öğretmenler toplumun sosyal,siyasal,kültürel örgütlenmesinde oldukça öncüydüler.
Hatta , TMT’nin köylere kadar ulaşmasının öncüsü de öğretmenlerdi. TMT’nin pek çok nüvesi de öğretmenlerden oluşmaktaydı. Gündüz okullarda akşam nöbet yerlerinde olan yine o kutsal öğretmenlerimizdi…Nitekim,unutulmasın ki Kıbrıs Türk Toplumu nice isimsiz öğretmenlerin varlığı sayesinde bugünlere gelebildi. Mehmet Özdemir ise 2003 yılında yaptığı çalışmada Atsız şehit öğretmenler yanında isimleri okullarla anılan şu öğretmenleri her Kıbrıslı Türk sayabilir demektedir: Tuncer Hasan, (Şehit Tuncer İlkokulu- Lefkoşa) Hüseyin Yalçın (Şehit Hüseyin Yalçın İlkokulu- Magosa) Ertuğrul Ahmet, (Şehit Ertuğrul İlkokulu - Lefkoşa) Zeki Salih, (Şehit Zeki Salih İlkokulu-Magosa), Menteş Zorba (Şehit Menteş Zorba İlkokulu-Yeşilköy).

O dönemlerden bugünlere kalan sadece şehit okul isimlerimiz mi kaldı? Takdir sizin. Ama bilinsin ki geçmişte toplumumuzun hem kültürel hem siyasi varoluş kavgasında milli kimliğini koruma yoluna öğretmenleri öncülüğünde gitmişti…Peki ya Bugün?
Bir özenti çerçevesi,milletinden soğuma,soğutma çabası,Devletini aşağılama,hor görme,istiklal marşı,din derleri,tarihi göz ardı eden ve tüm bunların ötesinde yeni bir kimlik inşası için çalışan bazı kesim “öğretmenler”…Soruyoruz o halde; Öğretmen kimdir? Rolü nedir? Denetim ve yaptırım neden çalışmamaktadır?
Rum tarafında böyle mi? Rum eğitim sisteminde halen biz Türklere karşı bir kin aşılanmaya devam ediliyor. Kim ne derse desin, Kıbrıs Türkü kinci hiç olmadı. Türkün özünde bu olsa idi, geçmişin hesabını sormak için her fırsatta başka olurdu. Oysa öğretmenleri öncülüğünde sınırlarımıza gelip ülkemizi halen taşlayan bizler değiliz! Halen Türk bayrağı yakan, spor müsabakalarında Türklere hakaret eden bizler değiliz…!!! İşte dün ve bugünün eğitim tablosu…Şimdi takdir sizin, kim eğitimleştiriliyor,kim eğitimsizleştiriliyor? Ve bu ne için yapılıyor? Kimin için? “Kıbrıslılık ve ortak vatan” için mi?Tarihi ve kimliğimizi silmek bu kadar mı kolay? Susanlar utansın!!!
Bu haber 441 defa okunmuştur

:

:

:

: