BELLEKTE KALANLAR…

Ne zaman yaşam koşusunda nefes nefese kalsam, durup bir çevreme bakarım…
Ne zaman yaşam koşusunda nefes nefese kalsam, durup bir çevreme bakarım… Durduğunuz zaman çevrenizde baş döndüren hareketi fark ediyorsunuz…
Aman Tanrım, ne kadar çok ses var… Ne kadar çok hareket var… Her şey ne kadar çabuk değişiyor… Olaylara ve özellikle ZAMAN denilen o haşarı çocuğa yetişmek imkansızmış gibi geliyor insana…


GÜNAYDIN...
Güneşi gören yüzünüz gibi yüreğiniz aydınlansın...
Sevgiye...
Saygıya...
Dostluğa açın kapılarınızı...
Neşe yer bulsun sofranızda...
Günaydınlarınız çok olsun...
Ayşe TURAL

İLKOKUL YILLARIM…
Benim çocukluğum Biga’da geçti. Çanakkale’nin en büyük ilçelerinden biridir Biga… Halkı çok çalışkan, okuma tutkunu, aydın insanlardır… Yeniliklere açık, sosyal yapısı sağlam bir yerleşim yeri… Evimiz Bayramyeri’ndeydi. Okulum evimize o kadar yakındı ki, zilin sesi duyulurdu.
DUMLUPINAR İlkokulunun bahçesine adımımı attığım andan itibaren başladı tutkum… Birinci, ikinci ve üçüncü sınıfta GÜZİDE ÖĞRETMENİM’in kimliğinde, öğretmen olma isteğimin tohumları atıldı. Benim gözümde ÇALIKUŞU Feride’ydi o… Modern giyimli, yeniliklere açık, her öğrendiği bilgiyi anında bize aktaran ATATÜRKÇÜ, İDEALİST bir öğretmen… Bize yaşamın tutkusunu aşılayan, kitap kurdu olmamı sağlayan, inci gibi yazılarım için beni yüreklendiren öğretmenim… 23 Nisanlarda yanımda yürüyen öğretmenim… Güzel şiir okumayı öğreten öğretmenim… Yaptığım resimler için kocaman aferinler veren öğretmenim…
Çocukluğum

Kapı önünde
Tembihleri annemin
Beyaz kurdelem
Kokulu kalemlerimle
Ben...

Hayallerimi çizdim
Bir demet de umut
Resim defterimde...
Aferinleri öğretmenimin
Hala kulaklarımda...

Ayşe Tural


Yine beni, OSMANGAZİ İlkokulunda, dördüncü ve beşinci sınıfta okutan ilkokul öğretmenim ÇETİN BEY’in sanata tutkusu, beyefendiliği, konuşma güzelliği, nezaketi, içtenliği… Beslenme saatimizde cebindeki kaşığı ile her defasında birimizin SÜTLAÇ kasesinden ilk kaşığı yiyen, sağlık ve görgü konusunda her anı fırsat sayıp bizleri eğiten öğretmenim… Adaletli olmayı, dürüst davranmanın önemini ben, hep onun sözleriyle pekiştirdim.
Uyu Küçüğüm

uyu küçüğüm
uykuların güzelliklere açsın
kapılarını...
büyü küçüğüm
gönlün sevgilere açsın
kanatlarını...
sen
uç uçabildiğin kadar
mutluluğa...

Ayşe Tural


ŞİİR VE BEN...
Şiiri çooook severim, huyum kurusun…
Ondan asla vazgeçemem…
O, benim yaşama sebebimdir, hayat kaynağımdır…
Hayal ülkemdir…
Orası benim mutluluk ülkemdir…
Masallarımla, düşlerimle, ayın kucağında uykuya dalmaya bayılırım…
En güzel şiirlerimi orda yazarım…

HOŞÇA KAL ERİK AĞACI

bebeklerimi dallarına astım
iyi uyut erik ağacı
çiçeklerin çocuk hayallerimde kaldı
gölgesinde ortancalar
çığlıklarımı geri ver ne olursun
saklambaçlarım kovuklarında saklı…

ben artık büyümüşüm
oyunlarım sende kaldı
sen de artık çürümüşsün
hoşça kal erik ağacı…/Ayşe TURAL


TARZIM
Bilin ki, zaman zaman aklıma eseni yapmayı da severim. Programlarımda aksama olmuşsa hiiiiç üzülmem… Hemen yeni bir durumu hayata geçiririm… Arabama atlayıp aklıma esen bir yere giderim. Bilmediğim yollardan geçmeyi severim mesela… Yeni yerler keşfetmeyi, yeni yüzlere MERHABA demeyi…
BİRDEN

güneş sıyrılıyor
bulutların arasından
açıyor
birden...

bir ses
gül kokulu bir nefes
içim aydınlanıyor
birden...

bir kuş ötüyor
alev ağacında
sesin düşüyor aklıma
içim ısınıyor
birden...
(Ayşe TURAL)

Nasılsınız? diye soranlara öyle mutlulukla “ Çok yoğunum, çok işim var…” deyişim de bundandır. Bayılırım her an bir şeyler yapabilmenin telaşını yaşamaya… Zamanların yetmeyişi beni çocuklar gibi sevindirir. Bu yüzden 25. Saatleri isterim, tıpkı şımarık çocuklar gibi…
KAÇIŞ

lodos yemiş vapurlar gibi
dalgalı kalbim bugün...

dönsem geriye
sanki çok geç...

kaçsam senden
karşı kıyılar çoook uzak... (Ayşe Tural)


Yaşamın içinde duruşum biraz naif görünse de aslında çelik gibi güçlü bir iradem vardır. Alabildiğine romantik ruhumu, realist düşüncelerle denetlemekten hoşlanırım. Yıllar önce bir röportajımda kendimi tanımlarken şöyle demiştim:
“ Ben başı bulutlarda, ama ayakları yere sağlam basan bir romantiğim…” Bence doğru bir saptama olmuş.
HAYAT
şu hayat var ya şu hayat
inadına kamaştırır dişlerimi
tadına bakmadan edemem...
bir bardak su gibi
serinletir içimi
saksıda karanfil
coşkusunda baharın
gözlerim pırıltısında
zamanın…
sırtımı dönemem
yüreğimde sevgiler
doğurgan kadınlar gibi…/Ayşe TURAL

Kitap okumayı çok severim. Okumak… Hayatımın ayrılmaz parçasıdır… Evimin her odası kitaplarla doludur. Başucumda en az dört- beş kitap bulunur. Yeni okunanlar, romanlar, şiir kitapları… Daha önce okunanlara da ara sıra bakılır… Her yerde kalemler, kağıtlar, notlar…
Geleceği düşlemeye de bayılırım… Geleceği keşfetme adına çocuklarla daha çok zaman geçiririm. Onların düşünce tarzlarını öğrenmek isterim. Gelecek hayallerinde neler var, merak ederim… Onlarla her şeyi paylaşmaya bayılırım. Yüzümdeki içten, çocuk gülümsemeleri onlardan armağandır bana…
Televizyonda bile onlara ait gençlik dizilerini seyrederim, onları daha yakından tanıma adına…Ola ki bir gün benden yardım isterlerse, yardım etme adına…
YAĞMUR- ÇOCUK- GÜNEŞ

yağmur: Çiçeğe bayıldı
öptü alnına koydu…

güneş: Evreni kucakladı
bengisu karıştı denizlere…

çocuk: Başını kaldırdı
“ Yaşamı seviyorum” dedi…

Ayşe TURAL

ORTAOKUL SIRALARI…
Ortaokulu Biga Lisesinde okumuştum. Çevrenin en iyi eğitim veren galiba, tek okuluydu… Ders sırasında, keman çalarken gözlerinden yaşlar süzülen MÜZİK öğretmenim, bahçede, teneffüste, her fırsatta bizimle Fransızca konuşan RESİM öğretmenim, FEN bilgisi öğretmenim (hayran olduğum) Hikmet Akalın Hanım, beni orta ikide keşfeden TÜRKÇE öğretmenim NACİYE HOCAM... Şiir yazmaya teşvik eden, özel günlerde şiirler okutan öğretmenim…
Ben ilkokula başladığımda, bizimle kalan ve ortaokula giden AHMET ağabeyim (amcamın oğlu, çocuk kitapları yazan, romancı AHMET TURAL )… Daha ilkokuldayken onun okuduğu kalın kalın kitapları aşırıp gizli gizli okurdum. Cengiz Dağcılar, Arsen Lüpenler, Tommiks Teksaslar…
GEL SEN

gel
dudağımdaki gürültüyü sil
silebilirsen...
ya da yüzümdeki aşk lekesini
gücün yeterse...

sen kaç aşktan kalmasın sahi
kaç kadının açık saçık izleri bulaşmış gözlerine
utanmayı düşünüyorum nedense
sana baktıkça...

sence
sende
temize çekebilir miyim şiirlerimi
ağustos böceklerinin şamatasında...

belki bir şans verebilirim
sana ve bana
aşk gözlerinde çiçekler açarken... (Ayşe TURAL)

Ardından benden iki yaş büyük ama çok yönlü özellikler taşıyan ablaM SABRİYE… Güzel resimler yapan, eve durmadan HAYAT Mecmuaları, kucak dolusu FOTOROMANlar getiren, Muazzez Tahsinleri, Halide Edipleri tanıtan, FOLKLOR oynayan, en son moda kıyafetleri elleriyle dikip hazırlayan, kendini ve beni giydiren, ilk pilli radyoyu gizlice alan harika ablam benim… Her yeniliği ilk öğrenen ve uygulayan cesur ablam… Biraz asi, biraz sert ama istediğini mutlaka elde eden ablam… Hep daha iyiye beni hırsla yönlendiren ablam…
UMUT

umutlar
salkım saçak
söğüt dalında...
saçlarımı yıkasam mı
gönlünün ırmağında... (Ayşe TURAL)

NEDENSİZ...
Bilmiyorum neden ama UMUTLU olmak gerektiğine inanıyorum ve insanın mutluluğu aramasını, küçük şeylerde bile mutluluğu bulmasını istiyorum...
Hayatın pamuk ipliği gibi her an kopmaya hazır olduğunu biliyorum...
Zaman denilen o dilime bir anlam yüklemeye çalışıyorum hepsi bu...
Biliyorum ki, İNSAN gerçekten inandığı şeyi savunabilir... Yürekten inanıyorum ki iyi şeyler düşünen insanlar İYİ oluyor ve başkalarına da o iyilik duygularını aşılayabiliyor...Bence hayatın anlamı bu...
umudu yüreğinde taşı...
başkalarına aşıla...
hayata gülümseyerek bak...
hoşgörülü ol...


ELVEDALAR
akşam
mavisini, morunu giyinip geliyor
sen geliyorsun...
gölgeler düşüyor ansızın
içim üşüyor...
yalnızlığın şalına sarınıp
bakıyorum ardından...
kim ne derse desin
ELVEDALAR can acıtıyor...
gelişine
yaseminler diziyorum...
gidişine
güz gülleri dökülüyor ellerimden...
sen
zamansız açan
bahar dalı gibisin...
Ayşe TURAL

SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN...

Yaşam bize, tıpkı yağmur suları gibi, hayatın içinden bir sürü ıvır zıvırı toplayıp önümüze koyar... Genelde çerçöptür önümüze yığdığı... gereksiz ve anlamsız...

Neden mi? Daha anlamlı, daha içimizi acıtan olaylarla karşılaşmışızdır da ondan... Farkına varışlardır bizi silkeleyen, sallayan...

Daha dün, ne gereksiz şeylerde huysuzluk etmişizdir; boş yere kendimizi de çevremizdekileri de üzmüşüzdür... İncir çekirdeğini doldurmayan hırçınlıklarımıza şaşar kalırız...

Bugün daha mı büyümüşüzdür? Yaptığımız yanlışların farkına varmışızdır: PİŞMANLIKLAR DURAĞINDA kalakalmışızdır...
hem de TEK BAŞINA...

İşte şimdi SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN...
HAYATI SIFIRLAMAK...
HER ŞEYİ UNUTMAK...
YENİDEN BAŞLAMAK...

Haydi, şimdi kalk... Silkin... Umutsuzlukları silkele üstünden... Yüzünü dön güneşe... GÜÇLÜYÜM...
YAPABİLİRİM...
GÜLÜMSE....
HER ŞEY DAHA GÜZEL OLACAK..
Konuşma Sonu
Bu haber 215 defa okunmuştur

:

:

:

: