Seçim hükümeti: Bir garip hayvan

Tam da deve kuşu gibi bir hayvan bu “seçim hükümeti” denilen şey.

Tam da deve kuşu gibi bir hayvan bu “seçim hükümeti” denilen şey.
Kanadı var, uçamaz. Kuş desen değil, kara hayvanı desen, o da değil.
Hem hükümet, hem de değil, bir acayip durum.
Anayasayı yazanlar olacağını, olabileceğini hiç düşünmemişler anlaşılan.
Anayasanın 110, 114, 115, 116 maddeleri konuyu netleştiriyor, ama o kadar gri bir alan ki, anlayan beri gelsin.
Anayasaya göre, herhangi bir sebeple ülke hükümetsiz kalırsa veya seçimler yapılır TBMM Başkanlık Divanı oluştuktan sonra 45 günlük sürede bir bakanlar kurulu kurulamaması, kurulsa bile TBMM’den güvenoyu alamaması durumunda Cumhurbaşkanı’nın TBMM başkanı ile istişare içinde seçimlerin yenilenmesi kararı verebileceği kaydediliyor. Yine anayasaya göre seçimin yenilenmesi kararının “başbakanın istemesi durumunda” mümkün olacağı kayıt altına alınıyor. Hangisi doğru? Bu karışık yazım niye? İşte mevcut anayasanın durumu bu. Bir madde diğeriyle çelişiyor.
Yine anayasaya göre seçim yenilenmesi kararı verilmesinden sonraki beş gün içerisinde Cumhurbaşkanı seçim hükümeti kurması maksadıyla bir başbakanı”atar.” Dikkat edin, “atar” dedim. Yani, hükümet kurmakla görevlendirmez. Doğrudan atar, yani görev anından itibaren görevlendirilen kişi “başbakan” olur. Atanan başbakan ise yine anayasaya göre bakanları görevlendirir. Burada da ayrı bir incelik var. Anayasaya göre başbakan bakanları “atar” ve Cumhurbaşkanı onayı veya güvenoyu gereği olmaz yeni kabinenin göreve gelmesi için.
Böyle mi olacak peki?
Zannetmem. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sürecin her anında fiili olarak işin içinde olacağını ve atayacağı başbakandan daha fazla süreçte rol oynayacağını söylemek herhalde fazla iddialı olmaz.

Adalet, içişleri ve ulaştırma bakanları haricinde bu hükümet siyasi partilerin TBMM’deki mevcudiyet oranlarına bağlı olarak oluşur. Mevcut durumda ana muhalefet partisi CHP ile MHP’nin üye vermeyecekleri açıklandığına göre, seçim hükümeti fiili olarak AKP, HDP ve bağımsızlar koalisyonu haline dönüşecektir. Doğal olarak MHP bu durumdan yararlanmaya, AKP’nin “bölücü partinin siyasi uzantısıyla birlikte iktidarda olduğunu” iddia ederek milliyetçi oyları toplamaya çalışacak, CHP ise ülkeyi AKP’nin iktidarsız bıraktığını, tekrar tek başına gelmek için ülkeyi maceraya ve masrafa soktuğunu öne sürerek “seçim kırgınlarından” oy devşirmeye çalışacaktır.
Ne olur? Bütün araştırmalar üç aşağı beş yukarı 7 Haziran sonucunun tekrar alınacağını, benzer bir meclis aritmetiğinin ortaya çıkacağını gösteriyor.
Öyle mi olur? Futbol’da derler ya, 90 dakika bitmeden sonuç belli olmaz. Görünen köy ile varılan köy farklı olabilir. AKP’nin beklentisi %50 oy oranını aşıp tek başına iktidara ve anayasa değişikliğiyle “fiili” rejim değişikliğini “yasal” hale getirmek. Halkların Demokratik Partisi mevcut oyunu ve sandalyelerini korumak ve hatta ilerletmek için Kürt oylarına, yani mikro-milliyetçiliğe, dolayısıyla dökülen kan üzerinden siyasete soyunuyor. Bakmayın siz PKK’ya “hemen ve şartsız ateş kes” çağrılarına HDP liderlerinden, “öz yönetim” maskaralığı dahil her türlü mikro-milliyetçi kepazelik HDP için geçerli akçe durumunda.
CHP her zamanki gibi Deniz Baykal sonrasında hep olageldiği gibi devekuşu vaziyetinde. Bir yandan özgürlükçü, demokrasi, seküler yönetim ve haklar, özgürlükler platformu, diğer yandan Kemalist devletten yana… Bir yandan Kürt mikro-milliyetçi adayları bir şekilde kamufle ederek saflarında yer veriyor, diğer yandan birlik, beraberlik, ulusuyla, toprağıyla bölünmez bütünlükten bahsediyor.
Nihayette, seçim hükümeti gelecek, ardından da seçim. Seçim hükümeti bir garip hayvan. Hani o şakada geçtiği gibi, deve değil yük taşısın, kuş değil göklerde uçsun. Anca korkunca kafayı kuma gömer, o kadar. Hizmet bekleyen, boşuna bekler. Dolar üç lirayı geçmiş, ekonomi çöküşte, terör tırmanışta…
Ne olmuş yani?
Seçim var seçim… Hem de erken falan değil, tekrar seçim.
Eee, hani erken seçim az gelişmiş ülkelerde olurdu? Hani erken seçim vatana ihanetti?
Hadi canım sende, erken falan değil, tekrar seçim.
Hani derler ya, dön baba dönelim” gibi… Tekrar seçim taa ki amaç hasıl olana kadar, dön baba dönelim.

Bu haber 243 defa okunmuştur

:

:

:

: