Mültecileri yaratan savaştır…

Dünyada yaşananları gördükçe…

Dünyada yaşananları gördükçe…
Bakıyorum da neler için üzülüyor, tartışıyor, birbirimizi kırıyoruz.
Bunun sebebi sorunlarla değil, sorunları çözmemekle verdiğimiz mücadele mi acaba?
KIB-TEK, kurultay, atamalar, Bakan olanlar, trafik, su projesi, kendi görüşünden olmayanı linç etme, bunlar çok mu ağır?
Etrafımızda adeta cehennem var, yıllar öncesinde bizim ülkemizde yaşananların beş beteri yaşanıyor.
Her yer savaş, kan, acı, dram, kaybolan, biten hayatlar.
Mücadele neden yapılır, kavga neden verilir, bir amaca ulaşma isteğinin önünde ne durabilir?
Biz amacımıza ulaştık mı, yoksa amaçlar uğruna mücadele sürüyor mu?
Amaç, hedef, istek, beklenti olmayınca olmuyor.
Geldiğimiz nokta bu, bizim bir amacımız yok, bu şekilde bir yaşam bize yetiyor, kimsenin dokunmasını, bozmasını, gerçekleri söylemesini istemiyor, kabul etmiyoruz.
Kendi, sorun ve sıkıntılarımız bizi o kadar aştı ki dünya da tek sorun yaşayan sanki biziz.
Hemen yanı başımızda insanlar, çocuklar, evlerinden, ülkelerinden kaçıyor.
Daha iyi bir yaşam için, aslında yaşamak için, güvenlik için, topraklarını bırakıyor.
Üzülüyorum, içim acıyor, empati yapıyorum, onları anlamaya çalışıyorum, bunu yaparken bile dayanmak çok zor.
Bu yaşananlar yeni değil, bugün veya dün başlamadı kanayan yaralar.
“Mülteciler” diye bir konuyu ancak, bilmedikleri denizlerde, bilmedikleri ülkelerin hayallerini kurarken alabora olmaları ile görüyoruz.
Üç yaşında bir çocuğun, cansız bedeninin denizin kıyısına vurmasıyla önemseyip, tepki veriyoruz.
Daha önce bir kız çocuğu çırılçıplak ülkesinden, Vietnam’dan kaçıyordu.
Sudan’da açlıktan ölmek üzere olan çocuğu ve onun ölümünü bekleyen bir akbabanın resmi dehşete düşürdü bizi.
Hepsi çocuktu, kendi çocuklarımızın yerine koyduğumuz ve boğazımızın düğümlendiği resimler, acılar ve gerçeğin ta kendisiydiler.
Savaş her yerde yaşanıyor, mülteci denen umut yolcularının ve savaşın en çok etkilenenlerinin çocuklar olduğu, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) raporunda açıkça gösteriliyor.
Söylediğim gibi bu sorun yeni değil, ilk ve son da değil.
Savaştan kaçmak, ülkelerin bu insanlara kucak açması, kabul etmesi, tek başına çözüm değil.
Bu savaşların, kaçışların, acıların sebepleri, sebep olanları anlaşılmalı, sorun yerinden ve kökten çözülmeli.
Çünkü mültecileri yaratan savaştır, savaşlar, savaşlardan faydalananlar sürdükçe bu sorun da sürecek.
Bu savaşı çıkaranlar kimlerdir, amaçları nedir?
Neden hep aynı coğrafyalar da yaşanıyor bu olaylar, neden Müslüman zulmünden kaçan Müslümanlar, kurtuluşu batı da, Hıristiyan medeniyetinde arıyor?
Medeniyet karşılaştırması yapmak değil amacım, fakat açık seçik ortada, Müslüman, Müslüman’a kıyıyor, esas mesele budur.
Suriye’den, Afganistan’dan, Irak’tan neden kaçıyor bu insanlar, batıyı eleştirirken, insanlık ve vicdan açısından test ederken, sadece bununla kalmak sorununun kendisini görmeyi engeller.

Bu haber 679 defa okunmuştur
  •    - 15.09.2015 cok guzel bir yazi. KKTC daha fazla suriyeli multeci almalidir.

:

:

:

: