İrade fesadı mı?

Bu, hukukta bir terim.
Bu, hukukta bir terim.
Olması gereken iradenin, dışa yansıması, irade beyanı olarak algılanır.
Fakat bu iradenin, dışa yansıması çeşitli etkenlerin baskısı ve tehdidi ile fesada uğrarsa, insanın kafasında almış olduğu kararın, tam tersi bir karar verir ki buna, bir insanın irade beyanı, denmektedir.
Pek ala İrade fesadına hukuktaki deyimi ile bir bakalım:
İradenin fesada uğraması için, hile ikrah ( çeşitli baskılar ) ve hata gibi nedenlerle iradenin sakatlanarak, kişinin yanlış kararlar almasına yönelik hareketlerle, kişinin karşı karşıya gelmesidir.
Bunu açıkladıktan sonra, gelelim Talat’ın Güzelyurt’taki bilgilendirme toplantısına:
Talat o toplantıda “Kıbrıs Türk halkının, olası bir referandumda, evet demesi gerektiğini, aksi takdirde hayırın çıkması halinde batılıların, bizlere” nerede ise masallarda biçilen ceza gibi “kırk katır mı?”
“Kırk satır mı?”
Sorusuna gerek kalmadan olduğumuz durumdan, daha kötü durumlara geleceğimizin müjdesini verdi.
Yani Kıbrıs Türk Halkı, önüne nasıl bir anlaşma metni gelirse gelsin bila kaydı şart, evet demesi gerektiğinin altını çizdi.
Derin vurgular yaptı.
Talat’ın bu toplantıda söylediklerini, açıkladıklarını okuduğumda, daha ortada “ fol yok, yumurta yok “ iki tarafça kabul edilen bir metin olmadığı halde, Kıbrıs Türkünün önüne hangi metin gelirse gelsin, evet demesi gerektiği ortaya çıkmıyor mu?
Geleceğini görmeden.
Çocuklarının, torunlarının geleceğini görmeyen bir Halk’a “evet”
telkininde bulunmaya ve Avrupa’nın, günümüzdeki izolasyonlarından daha ağır izolasyonlara tabii tutulacağımız tehdidi ile, şimdiden iradesini fesada uğratmaya kimin ne hakkı var?
Kıbrıs Türk Halkı “ sünnetçi korkusu “ile hareket eden bir halk olsaydı, şu anda, adada varlığı tartışılır hale gelirdi.
Ülkede, garantilerden sonra gelen ve Kıbrıs Türk Halkını çok önemli olarak ilgilendiren ve kendilerinin de hükümet ortağı olduğu dönemlerde verilen tapularla ilgili verdiği yanıtta, çok ilginç!
“KKTC iç hukukuna göre verilmiş koçanlar, elbette ki geçerlidir.
Vardır. Yasal olarak tescil edilmiştir ve varılacak bir anlaşma ile ortaya çıkacak yeni düzenlemede dikkate alınacaktır. Belki malın kullanıcısının devam etmesine değil ama devam etmediği takdirde onun yaratacağı kayıpların karşılanmasında, bu evraklar geçerli olacak.”
Yani olası bir anlaşmada, Kıbrıs Türk Halkının elindeki tapular, bulundukları evlerde veya mülklerde oturmalarını sağlamaktan çıkacak, kapı dışarı olacaklar, sadece, kapı dışarı olduktan sonra da, ellerindeki tapuların kıymeti kadar da, kayıpları karşılanacak mı?
Talat’ın açıklamasından şunu anlıyor muyuz?
KKTC’nin verdiği tapular, kullanıcı mahiyetinde ve ağırlığında olmayacak.
2004 referandumunda da, bu konu gündeme geldiğinde” bir etkili ve yetkilimiz “KKTC tapularına bono vereceğiz demişti.
Her halde, bu referandumda da, ayni yöntem izlenecek.
Mağdur olacaklara, bono veya devlet tahvili verilecek.
Talat uluslararası hukukla da “aba altından sopa gösteriyor.”
Sormak gerek:
Kıbrıs sorunu, bir hukuk sorunu mu?
Yoksa siyasi sorun mu?
Kıbrıs Türkü, 11 yıl izolasyonlardan, daha beterleri ile karşı karşıya kaldı.
Soykırım karşısında bile pes etmedi.
Kıbrıs Türk Halkının, iradesini fesada uğratacak uygulamalardan, söylemlerden kaçınalım. O zamanı geldiğinde, ne yapacağını bilir.
Bu haber 186 defa okunmuştur

:

:

:

: