En büyük çıkmaz mali denetimsizlik

Ülkemizde, her iktidara talip olan parti veya partiler, geçmişteki siyasal iktidarların yaptıkları yolsuzluklarla ilgili olarak, hep hesap sormaktan bahsederler.
Ülkemizde, her iktidara talip olan parti veya partiler, geçmişteki siyasal iktidarların yaptıkları yolsuzluklarla ilgili olarak, hep hesap sormaktan bahsederler.
İktidara geldiklerinde, bunu hükümet programlarına almalarına rağmen, bir türlü bu yolsuzluklara değinemezler.
Değinmek şöyle dursun, iktidar dönemleri boyunca, yolsuzluğun kelimesini ağızlarına almazlar.
Çünkü birçok partimizin, meclis grubundakiler de geçmişte, bazı yolsuzluklara katılma iddiaları ile de, şaibe altındadırlar.
Bu, siyasal yaşantımızda bir kangren veya kanser…
Bunun üzerine ancak ve ancak, bağımsız, denetim organlarının oluşması ile gidilebilir.
Ülkemizde, mali denetimi yapacak olan Sayıştay, maalesef bağımsız bir organ olarak oluşturulmadı.
Oluşturulamadı.
Bu siyasal erkin, işine gelmez.
Şafak Öneri’nin adli yıl açış konuşmasında, yolsuzluklarla ilgili olarak, tek bir dosyanın, yargıya intikal ettirilmemesinden, dert yandı.
Vatandaş, yolsuzluklarla ilgili olarak, bir birlerine esprili fıkralar anlatacak ve gülecek hale geldi.
Sorunun tek çözüm kaynağı, bağımsız denetim organlarının oluşması.
Bu organlar, siyasi erkten ari bir şekilde denetim yapabilecek, bağımsızlığa haiz, kuruluşlar olmalıdır.
Büyük ülkelerde, belediyeleri denetleyen organ veya organlar, sadece bu görevi yaparlar.
Ve atandıktan sonra, kendi ihtiyari isteği ile veya ölümü halinde, o kurumdan ayrılmış sayılır.
Kişisel suçları için ise de, cezai kurallara bağlıdırlar.
Devlet ve devleti denetleyen organlar ise, mali konularda, yargılama yetkisine de, dahildirler.
Bizde, tek bir Sayıştay’ın mali denetimi, bir de, Maliye Bakanlığına bağlı, Teftiş ve İnceleme Kurulunun mali denetimi var.
Biri, Siyasi Erke tamamen bağlı.
Diğeri ise, istenildiği gibi bağımsız değil.
KKTC’de gelinen bu çıkmaz sokaktan, bağımsız denetleme yapacak organlara ihtiyaç vardır.
Ve bu, ivedilikle oluşturulmalıdır.
Yolsuzluklar ve ham humlar, her geçen dönem artmakta, hukukun boşluklarından yararlananlar, yolsuzluklarına ve yüzsüzlüklerine devam etmektedirler.
Bu memlekette, 2000’li yıllarda, bankalar battı.
Bu bankalardan, trilyonlarca, kredi alanlar oldu.
Bu güne kadar, bu paralar talep edilmedi.
Edilmedi, diyorum.
Çünkü bu borçlulara sorduğumda:
“Borcumuzu ödemeye gittik. Yetkililer borç ödememizi kabul etmediler “ diye yanıt aldım.
Bu paralar, borç olarak alanların yanına kar mı kaldı.
Geçen gün, bir tanıdıkla konuşuyorum.
Bankaya borcu olduğu için, dava edilmiş.
“Ödemeyeceğim “ Yalçın Bey dedi.
Milyon sterlin borcu olanlardan, bu paralar talep edilmiyor da, beş bin kusur TL borç için, beni mahkemeye veriyorlar.
Onlar mahkemeye, niye verilmiyor?
Ben de “ ödemeye gittiler.”
“Hükümet almadı dedim.”
“Böyle adalet olur mu ?” dedi.
Bu haber 200 defa okunmuştur

:

:

:

: