KIB-TEK için tek sorun maaşlar mı?

Kuzey Kıbrıs sürdürülebilir bir yapıda değil.
Kuzey Kıbrıs sürdürülebilir bir yapıda değil.
Çözüme ve bunun getirilerine karşı önyargılı olmamayı, birçok insanın, buna bende dâhilim, savunma sebeplerinden biri de budur.
Makam araç değil, amaçtır, bugünkü yapı, sırf makamdan ibarettir.
Kurumlarımız var, hatta vardı, birçoğu ise bugün yok.
Bu kurumlar için en çok söylenenlerin en başında “kötü yönetim” gelir.
Peki, kimdir yönetenler?
Yönetenler, günü kurtaranlar, popülizm yapanlar, devlet kaynaklarını siyasi amaçlar için kullananlar.
Memleket sil baştan yenilenme, sıfırlama istiyor, anlayış, vizyon, bekliyor, bu anlayış değişimlerine hazır ve destekçi bir toplumsal motivasyon gerekli.
Bu motivasyon elbette kendiliğinden olmayacak, insanları bunlara inandıracak adımlar atılması gerek.
Kimin yapacağı çok da önemli değil, önemli olan beklentilerin karşılanması.
Bunlar yapılırken, birilerinin canı tabi ki yanacak.
Hedef, çoğunluğun mutluluğu olamadı, azınlığın mutluluğuyla adalet, eşitlik, inanç, güven yaratılmaz.
Kurumlar dedik;
En can yakıcı örnek Kıbrıs Türk Hava Yolları, çalışanlar şu veya bu şekilde yeni bir hayat kurdu.
Kurumun olmaması, hem vicdanlara, hem de toplumun sırtına koca bir yük bıraktı.
KTHY kendiliğinden mi kapandı, nerde sorumlular, suçlu, ihmalkâr, görevini kötüye kullanan yok mu?
Bu sorulara cevap bulmadıkça ülkede devlete, hükümetlere, polise, savcıya, mahkemelere güveni nasıl sağlayacaksınız?
“KKTC bir hukuk devletidir” demek cümlesel anlamda kulağa çok hoş geliyor.
Bunu kanıtlayacak, fiili, somut, herhangi bir icraat yok.
Bu örnek, düşünce, söylem ve soruları başka kurumlarla ilgili de söyleyebilirim.
Sonuç değişecek mi, değişmeyecek, yine günler içinde unutulup gidecek.
Fakat sırası her geldiğinde işte böyle saklandığı yerden çıkıp tokat gibi yüzlere vurulacak.
Sanayi Holding, ETİ, hala kanayan yara belediyeler, hepsi ve daha fazlası aynı sebeplerden, aynı sorunlarla kapandı veya kapanma noktasına geldi.
Bunların hiçbiri geceden sabaha olmadı, mutlaka belli bir süreç, belli hatalar ve bu hataları yapanlar bunların sebebi oldu.
Hesap soracak olan, her defasında bunu vaat eden hükümetler ve siyasi partiler değil, hesap soracak olan, devlet otoritesi, sağlam çalışan, sistem ve yapıdır.
Hukuktur, adalettir, hukuk merci mahkemelerdir.
Adli yıl açılışında, emekli olan Yüksek Mahkeme Başkanı Şafak Öneri’nin söyledikleri henüz hatırımda;
“Devleti tahrip eden, maalesef adil bir düzen kurabilmemizi güçleştiren liyakat esasını yönetim ilkesi olmaktan çıkaran, bürokrasi kadrolarını zayıflatan en büyük kemirgen popülizmi, particiliği ve adam kayırmacılığını literatürden söküp atmadığımız takdirde, adil bir devlet yönetiminden bahsedilmesinin olanaksız olduğunu hatırlatırım. Yapıldığı iddia edilen yolsuzluk fiillerinin araştırılması niçin sonuçlandırılmıyor, sonuçlandığı söylenen dosyalar uzun yıllar geçmesine rağmen niçin yargı huzuruna getirilmiyor. Bu dosyaların bir an önce yargıya intikal ettirilmesi, halkın adil yönetim ve yargıya güven duygusunun korunması açısından önemlidir.”
Ciddi bir güven kaybı yaşanıyor, kimse kendini bu güvensizlikten soyutlamasın.
Kurumlarla ilgili olarak KIB-TEK gündemde.
Çalışanların maaş ve diğer hakları, gündeme geliyor, tartışılıyor.
Sürekli zarar ettiği, batma noktasında olduğu söylenen kurum bir çıkış arıyorsa, tabi ki bu zam yaparak, topluma bedel ödettirerek düzeltilemez.
En başta kurum çalışanları elini taşın altına koyacak, yeni, radikal, sonuç alıcı, katkı sağlayıcı kararları hayata geçirecek, bunu popülizmle değil, adım atarak ortaya koyacak, üstelik daha fazla geç kalmadan ve daha inandırıcı olarak.
Kurumda değişen hiçbir şey olmadan, toplumun üzerine yüklenen sorumluluk, sadece zaman kazandıracak, başka bir işe yaramayacak.
Çalışanlar maaş kesintisine hazır olduklarını duyurdular.
Tek başına yeterli mi, tek başına yeterli değil, bu tek başına sorunu çözer mi, bu tek başına sorunu çözmez.
Bu kötü tablonun sorumluları kimlerdir, bu kurum zarar ediyorsa bunu yaratan şartları kimler hazırladı, kimler bu noktaya getirdi?
Çalışanların fedakârlığı veya zam yapılması, sorunu ortadan kaldırır mı?
Kaldırmaz, önemli olan genel olarak bu soruna kökten çare üretmek, tartışmayı ve sıkıntıyı ortadan kaldırmak.
KIB-TEK, EL-SEN, çalışanlar geçte olsa bir adım attı, şimdi sıra diğer adımda, adaleti çalıştıracak olanlarda.
Yapabilecekler mi göreceğiz.
Bu haber 541 defa okunmuştur

:

:

:

: