Herhangi bir PAZAR günü gibi…

Herhangi bir PAZAR günü gibi, dedim…
Herhangi bir PAZAR günü gibi, dedim… Nasıl yani, diye sorabilirsiniz elbette… Şu anda ben de kendime soruyorum: Herhangi bir pazar günü nasıl olur?
Biraz düşünelim isterseniz… Pek çok ailede Pazar günü nasıl geçer?
Önceden özel bir gün modeli hazırlanmamışsa, bir kere mutlaka geç kalkılır. Uyanan kişi, uyuyanları rahatsız etmemek adına sessiz davranır… Acıkan karınların gurultusu bastırılmak adına hellim ekmek gibi şeyler atıştırılır. Zira, tüm ev halkı saati gelince, ( on- on bir gibi) birlikte kahvaltıya oturacaktır. Kızarmış ekmekler, demlenmiş çaylar, yağda kızartılmış yumurtalar, çakıztesler, reçeller, doğranmış domates ve salatalıklar… Daha eklemeler yapabilirsiniz elbette…
Anlatması bile insanın canını çektiriyor… Afiyetler olsun efendim. Mutlu pazarlar…
Yalnızlığımın Aynası
bir kuş
uçar uçar
sonra yorulur da
düşer yalnızlığımın aynasına...

bütün bir sonbahar düşer
önce yüzüme
sonra kalbimin arkasına...

nasıl da yalvarır
doğan güneş öncesi tan
suya, toprağa...

bir gece
yıldızları güzel bulacaksın inadına
ve ben artık
buralarda olmayacağım...

senin gözlerinin dallarında
taptaze çiçekler açacak
ağlayacaksın...

Ayşe Tural

DOSTLARIM...

Ne anlamlı bir sözcüktür dostluk... Sıcacık... Dostlarımı çok seviyorum... Onlara değer veriyorum... Dinliyorum... Anlıyorum... Bana ihtiyaçları olduğunda yanlarında olmaya çalışıyorum...

Ne kadar eskiseler, ne kadar yıpransalar, hatta modaları geçse (şaka şaka...) ben asla onlardan vazgeçemem. Çünkü onlar beni dostluklarıyla, anlayışlarıyla sarıp sarmalarlar... İçimi ısıtırlar...

Benim de ne zaman onlara ihtiyacım olsa her zaman yanımdadırlar... Beni sabırla dinlerler... Hatta öyle ki konuşmadan beni anlarlar...

Ses tonum, duruşum, dalgınlığım onları üzer, meraklandırır... Yaşamımda yapı taşları gibidirler. Onlardan akıllar alır, sadece onlara akıllar veririm, dilim döndüğünce, aklım erdiğince...

Onları dünkü bugünkü merhabalaştıklarıma asla değişmem, değişemem... İyi ki varsınız... Hep hayatımda olun...

GÖZÜ KARA

bugün
kendi öyküme
sırtımı dönüyorum...
büyük coşkularda
sınırsız hayallerde ben...
çizgi dışı düşlerde gözüm
ben ben olalı
böylesi gözükara olmadım.

öykünmedim kimsesizliğime
çığlıklarımın sessizliği
beni
bir başka çevirdi yörüngemde
şimdi her türlü çılgınlığa
açık yüreğim...
ben ben olalı
böylesi gözü kara olmadım...

Ayşe TURAL

KENDİMİZE YABANCIYIZ...
Kendimize yabancıyız mı dedim. Evet hem de çoook... Kendimizi bir iyice tanımadan, başkaları için ahkam kesmeye (hüküm vermek) başlarız.
Bana, özellikle röportajlarda ' Kendinizi tanıtır mısınız?' sorusu zor gelir. Doğduğunuz yer, okuduğunuz okullar, eserleriniz, neler yaptığınız?
Oysa ben bu değilim ki!
Ben nelerden hoşlanırım?
Nelere kızarım?
Alışkanlıklarım nelerdir?
Biriyle olduğumda nasıl biriyim?
Pek çok insan maskeleriyle dolaşırken, olduğum gibi olabiliyorsam işte o BENim...
Siz kendinizi ne kadar tanıyorsunuz?

OLSANIZ/ OLUVERSENİZ
hani benim için
hatırım için
bu akşam
nisan olsanız, diyorum
oluverseniz...
taksanız/ takıştırsanız
kırmızı rujlar sürseniz
bahar gibi açılıp saçılsanız hani...
gelmeleriniz/ gitmeleriniz
küstüm çiçekleri gibi
nazınız niyazınız olsa...
benim için
güzel hatırım için
kasım ya da aralık olsanız
oluverseniz...
güz yaprakları misali
süzülse gözyaşlarınız
dökülse ellerinize...
bir gece vakti
ipeklere sarınsanız
inerken merdivenlerde
gül kokunuz kalsa
diyorum...
sizi uğurlarken geçmişe
elvedalarınızda
iç çekişlerinizde
ben de olsam, diyorum...

Ayşe TURAL


GÜN BİTERKEN...
Sizi bilmem ama gün biterken ansızın bir hüzün çöker içime... Gün, hem bitsin hem de bitmesin isterim...
Tam oyun bitip de perde inerken, birden bir şeyler oluverince; eline yeni bir oyuncak tutuşturulmuş çocuklara dönerim... Sevinçle el çırparım...
Güne yeni bir şeyler daha sığıştırmanın mutluluğunu yaşarım o zaman...
Yüzünüz gülücüklerle aydınlansın her zaman...

Akşamın Şarkısı
duy!
gün sona erdi
akşam
şarkı söylüyor
dağlara, ağaçlara...
sen
ey, büyük yaratıcı!
hani kocaman fırçan
daldır bakalım hercai moruna
boya gökyüzünü...
yıldızları davet etmeyi
unutma ama...

Ayşe Tural
YAŞAMIN ANLAMI
Yaşamanın anlamı bence, insana, kendi dışınızdakilere, başkalarına verdiğiniz değerdir. Değer verdikçe değerlendiğinizi görürsünüz...

Farkına vardıkça yardımlaşırsınız. Yardımlaştıkça gerisi gelir. Kenetlendikçe de güzel işler başarırsınız. Güzel insanlar olursunuz o zaman...
Toplumlar, bireyleri birlikte hareket ettikçe güçlenecektir, inanırım…
Yaşamın tadını damağımızda hissetmektir farkındalık… Kana kana içilen suyun derin hazzıdır… Çevremizde olan bitenin farkına varıp keyifle yaşamaktır… Sevinçlerimizi ikiye katlamaktır… Paylaştıkça çoğalmaktır…
Yaşamın içinde duruşumuz ne kadar önemliyse, farkındalıklarımız da en az o kadar önemlidir. Aslında başarılarımızın temelinde de o vardır.

EY HAYAT

sabahına GÜNAYDINsız
başladığım günler için...

MERHABAsız geçen
saatlerim için...

SEVGİsiz geçen
yıllarım için...

SENDEN ÖZÜR DİLERİM...


Var Git Başımdan Eylül
var git başımdan eylül
var git...
sustur şu hüzünlü şarkıları
nihavendler çalmasın...

nerden çıktı şu deli rüzgar
yüzümü kırbaçlayan yağmur
yüreğimi donduran tipi...

eylül
var git başımdan
yaslar
ayrılıklar istemiyorum artık
sustur geceyarısı baykuşlarını
tünemesin bacalarıma...

Ayşe Tural

DEĞİŞİME NERDEN BAŞLAMALI…
Değişime nerden başlayalım dersiniz? Mesela hayatımızdaki kuru dalları, yaprakları, gözümüze batan çirkinlikleri temizleyerek olabilir mi?... Haydi bir yaz temizliği yapalım birlikte...

Kendimize bakalım...
Önce, büyük bir sabırla, hem de tarafsız bir gözle kendimize bakalım:
Yanlışlarımızı/ nerde hata yaptığımızı/ ilişkilerimizdeki tutarsızlıkları,
yanlış arkadaşlıkları, hatalı adımları...
kırdıklarımızı, kırıldıklarımızı...

Hepsini ama hepsini gözden geçirelim önce...
Bir bakıma ayna tutalım kendimize...

Yine de kendimize kızmadan, hatalarımızı affederek yola devam etmeli... Benim gibi pembe gözlüklerinizi de her an yanınızda hazır bulundurmalısınız...
Sevgilerimle...

SAKLA

iki gülüşümün biri
sensen...

bir avuç gökyüzümde
UMUTsan...

ışığınla aydınlanıyorsa
içimin karanlığı...

haydi al beni
kendi gökyüzünde
bir buluta SAKLA...

Ayşe TURAL
BEN...

Bilin ki, zaman zaman aklıma eseni yapmayı severim. Programlarımda aksama olmuşsa hiiiiç üzülmem… Hemen yeni bir durumu hayata geçiririm… Arabama atlayıp aklıma esen bir yere giderim. Bilmediğim yollardan geçmeyi severim mesela… Yeni yerler keşfetmeyi, yeni yüzlere MERHABA demeyi…

Nasılsınız? diye soranlara öyle mutlulukla “ Çok yoğunum, çok işim var…” deyişim de bundandır. Bayılırım h...er an bir şeyler yapabilmenin telaşını yaşamaya… Zamanların yetmeyişi beni çocuklar gibi sevindirir. Bu yüzden 25. Saatleri isterim, tıpkı şımarık çocuklar gibi…

BEN
Ben
Zamanlara asılmaya bayılıyorum
Bana en güzel hediye
Yirmi beşinci saatler olmalı
Hep
Olmayanları
Oldurmak için…

Ayşe Tural

YAŞAMIN RENKLERİNDE BULUŞMAK…

Ne zaman renklendirmeyi öğrendik yaşamımızı… Kendi adıma söylemem gerekirse, sanırım çok küçük yaşlarıma kadar gidiyor bu farkındalık... Anılarıma bakıyorum. Büyükannemin bahçedeki mor zambakları suladığı zamanlar olabilir; yahut dedemin marangoz tezgahından dökülen, mis gibi reçine kokulu talaşları toplarken de olabilir. Annemin kuru fasulye kaynayan tencerenin kapağını kaldırdığı anda evi saran yemek kokusunda belki… Yağan karı minik avuçlarımla tutmaya çalıştığım ama eriyiverdiklerinde dudaklarımın büküldüğü zaman… Kelebek yakalamak isterken elime batan dikenin acısı… Bilmiyorum… Bu gün de hayatıma renkleri davet etmekten vazgeçmiş değilim.

UNUTMA BAHÇESİ

hayatın içindeki
yaban otlarını
ayıkla ayıklayabilirsen...

köhne değerlere
sırtını dön
istediğin kadar...

sığ iletişimlere
öfkelen öfkelenebildiğince...

çünkü
direnç göstermenin
ilk adımıdır
unutmamak...

sen UNUTMA bahçelerine
ara sıra da olsa
uğramalısın...

Ayşe TURAL

( şiir sevgili öğrencim İlknur Ilknur Genç Kuzuca'ya ithaftır...)
BEN BEN MİYİM?
Yaşamın içinde duruşum biraz naif görünse de aslında çelik gibi güçlü bir iradem vardır. Alabildiğine romantik ruhumu, realist düşüncelerle denetlemekten hoşlanırım. Yıllar önce bir röportajımda kendimi tanımlarken şöyle demiştim:
“ Ben başı bulutlarda, ama ayakları yere sağlam basan bir romantiğim…” Bence doğru bir saptama olmuş...

Kitap okumayı çok severim. Okumak… Hayatımın ayr...ılmaz parçasıdır… Evimin her odası kitaplarla doludur. Başucumda en az dört- beş kitap bulunur. Yeni okunanlar, romanlar, şiir kitapları… Daha önce okunanlara da ara sıra bakılır… Her yerde kalemler, kağıtlar, notlar…

Geleceği düşlemeye de bayılırım… Geleceği keşfetme adına çocuklarla daha çok zaman geçiririm. Onların düşünce tarzlarını öğrenmek isterim. Gelecek hayallerinde neler var, merak ederim… Onlarla her şeyi paylaşmaya bayılırım. Yüzümdeki içten, çocuk gülümsemeleri onlardan armağandır bana…
KENDİNİZİ İYİ TANIYIN… DOĞRU DEĞERLENDİRMELER YAPIN… KENDİNİZİ ÇOK SEVİN… SEVERKEN BENCİL OLMAYIN…
Mutlu pazarlar efendim…
Bu haber 200 defa okunmuştur

:

:

:

: