Anastasiadis'in önceliği seçim

Birleşmiş Milletlerin 70. Genel Kurul çalışmaları kapsamında, New York’ta önemli görüşmeler, zirveler yapıldı.

Birleşmiş Milletlerin 70. Genel Kurul çalışmaları kapsamında, New York’ta önemli görüşmeler, zirveler yapıldı.
Bu önemli görüşmelerin konularından biri de Kıbrıs’tı.
Müzakere masasında Kıbrıs sorununa çözüm arayan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, temaslar yapıp, görüşlerini ve beklentilerini anlattılar.
Ön plana çıkan;
Mülkiyet konusunda finansman ve garantörlerin müzakere sürecine dâhil edilmesinin altı çizilmesi gerek.
Sürekli sorulan bir sorudur;
Kıbrıs’ta iki tarafın çözümden anladığı aynı şey mi?
Kıbrıslı Türkler çözüm yönünde daha istekli, en azından bu yönde bir beklenti hala var.
Güney Kıbrıs’ta yapılan anketlerde çözüme daha olumlu bir bakış olduğunu ortaya çıkarıyor.
Rum halkı çözümle eski mülklerini ekonomik değere çevirerek, yaşanan krizden çıkma beklentisi içinde.
Kıbrıslı Türkler, çözümle hem ekonomik, hem sosyal, hem de tecritten, hukuksuzluktan ve daha başka pek çok olumsuzluktan kurtulmanın umudunu taşıyor.
Peki, esas mesele, esas sorunun cevabı nedir, yani yukarıda sorulan soru gibi iki halk çözümden ayni şeyi mi anlıyor?
Anastasiadis “Birleşme konusunda Akıncı ile ortak vizyona sahibiz” diyor.
Daha sonra aynı Anastasiadis çözümle ilgili kırmızı çizgilerini açıklıyor;
1-BM anayasası ve Avrupa normlarının ilke ve değerlerine, iki toplum liderleri arasında, 1977 ve 1979’da yapılan Doruk anlaşmaları ve 11 Şubat 2014 ortak açıklamasına tam uyan bir çözüm.
2-Çözümün, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki bölgeli iki toplumlu, siyasi eşitliği, tek egemenliği, tek uluslararası tüzel kişiliği ve tek vatandaşlığı olan bir federal devlete dönüşmesi.
3-Garantilerin kalkması ve adada yabancı asker bulunması.
Bunlar elbette söylenebilir, müzakere masasında tartışılabilir, zaten bu yapılıyor.
Bu konuları, olmazsa olmaz diye ortaya koymak, kuzey Kıbrıs’ta gündemde olan mülkiyet tartışması ile birleştirerek, Kıbrıslı Türklere sanki hayır yönüne çekmeye bir çaba var.
Anastasiadis, Kıbrıs’ta başka, ada dışında başka mesajlar veriyor.
Kıbrıslı Türklerin süreçten beklentileri;
Kıbrıs yeni federal bir yapı, eşit siyasi haklar ve tabi ki dönüşümlü başkanlıkla, mülkiyet konusunda en az mağduriyet, garantiler konusu da güvenli bir çözüm.
11 Şubat 2014 belgesinde;
“Madde 3. Çözümle ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında ve Doruk antlaşmalarında belirlendiği üzere, iki toplumlu ve iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon zemininde olacaktır. Birleşik Kıbrıs, Birleşmiş Milletlerin ve Avrupa Birliğinin bir üyesi olarak tek uluslararası hukuk kişiliğine ve BM şartı çerçevesinde tüm Birleşmiş Milletler üyelerince yararlanılan egemenlik şeklinde tanımlanmış tek egemenliğe sahip olacak ve Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerden eşit olarak neşet edecektir.”
Her toplum kendi kazanımlarını en üst düzeye çıkarma çabasında mutlaka olacak.
Fakat anlaşma iki taraflı ve sadece bir tarafın kazandığı zeminde olmayacak.
Cumhurbaşkanı Akıncı, Anastasiadis’in açıklamaları için “duygularını ifade etme hakkı var” diye değerlendirdi ve “şimdi benim sıram” dedi.
Cumhurbaşkanı Akıncı “Mayıs 2016’dan önce çözüm mümkün” diyor.
Çünkü güneyde yapılacak seçimin, süreci etkileyeceğini biliyor.
Nitekim Anastasiadis seçimin etkisine girdi.
Mayıs 2016’da ki seçim Anastasiadis için öncelik kazandı.
Bu tarih için henüz zaman varken, güneyde dengeler değişebilir.
Üçüncü ülkeler süreci nasıl etkileyecek, ABD Dışişleri Bakanı adaya gelirse, başkan yardımcısı Biden daha fazla bir etki mi bırakacak, Türkiye’nin seçimi süreci yavaşlatır mı?
Daha çok konuşulacak, ama ne kadar zaman alacak, bunu kestirmek güç.

Bu haber 662 defa okunmuştur

:

:

:

: