Sonbaharın hüznüyle…

HOŞ GELDİN HAZAN... HOŞ GELDİN HÜZÜN...
HOŞ GELDİN HAZAN... HOŞ GELDİN HÜZÜN...
Nedense hüznün mevsimi gibi gelir bana sonbahar...Bir o kadar da çok severim hani... Bana yakışır...Şiirime yakışır...
Havalar serinlemeye başladı bile...Günler kısaldı... Güneş battıktan sonra içimiz ürperiyor... Beşparmaklar'ın başı dumanlı artık... Akşam üstleri sırtımıza ince bir şal alır olduk... Ağaçlar yavaş yavaş sararan yapraklarını dökmeye başladı... Her rüzgar esişinde cemilenin pembe beyaz çiçekleri öteye beriye savruluyor...Rüzgarın soluğu da hırçınlaştı sanki...Ara sıra minik bir bulut pıtır pıtır akıtıveriyor gözyaşlarını...
Hele hele ekim yağmurlarının kokusu da duyuldu mu, artık sıcacık odalara doluşmaya başlarız...Daha bir yakınlaşırız... Dışa açılan kapılarımız içe açılmaya başlar... Yakınlaştıkça yüreklerimiz de ısınır... Sofralarda sıcacık çorbaların buğusunda ne de mutlu oluruz...
Hoş geldin hazan... Hoş geldin hüzün... Ömrümüz olmalı da yeniden yeniden yaşamalı tüm mevsimleri...


BENİ ANLA
bütün 'hoşça kal' larımda
çınar serinliği vardır bilesin...
ateşböcekleri ordusu geçerken
sevince durur yüreğim...
gökyüzünü alıp gergefinden
bir genç kızın
sererim ayaklarına...
saksıda fesleğenler
baygın kokusunu salarken akşama
bir ince yel eser
alır götürür sözlerimi
yabancı bir kente...
gelir güneş
su içer gözlerimden...
deniz damlası
süzülür yanaklarıma...
sorusunu geri alan
yalnızca bir işaretim işte...
Mısır yazısı gibi...
lütfen
beni anla...
Ayşe TURAL

YAŞAMANIN ANLAMI
Yaşamanın anlamı bence, insana, kendi dışınızdakilere, başkalarına verdiğiniz değerdir. Değer verdikçe değerlendiğinizi görürsünüz...

Farkına vardıkça yardımlaşırsınız. Yardımlaştıkça gerisi gelir. Kenetlendikçe de güzel işler başarırsınız. Güzel insanlar olursunuz o zaman...
Toplumlar, bireyleri birlikte hareket ettikçe güçlenecektir, inanırım…
Yaşamın tadını damağımızda hissetmektir farkındalık… Kana kana içilen suyun derin hazzıdır… Çevremizde olan bitenin farkına varıp keyifle yaşamaktır… Sevinçlerimizi ikiye katlamaktır… Paylaştıkça çoğalmaktır…
Yaşamın içinde duruşumuz ne kadar önemliyse, farkındalıklarımız da en az o kadar önemlidir. Aslında başarılarımızın temelinde de o vardır.

Hayatta en güzel şeyin UZLAŞMAK ve PAYLAŞMAK olduğunu düşünüyorum... Uzlaştıkça HUZUR, paylaştıkça MUTLULUK artıyor sanki...

UMUT
umutlar
salkım saçak
söğüt dalında...
saçlarımı yıkasam mı
gönlünün ırmağında...
Ayşe TURAL

AKLIMA GELENLER…
Akşam yatağa yattığımızda, bedenimizin dışına çıkıp tepeden şöyle kendimize bakabilsek keşke... Gördüğümüz manzara, pek de hoşumuza gitmeyecek gibi... Tıpkı deniz hayvanları gibi, kabuğumuza çekilmiş gibi miyiz ne? Kendimizi dış dünyadan soyutluyoruz sanki... İlişkiler yüzeysel ve küçük hesaplar peşinde koşuluyor. Napolyon’un “ Para... Para... Para...” deyişi gibi durmadan evler, arabalar, paralar... sayıklıyoruz. Eskiden bu kadar para mı vardı, yoksa son model arabalar ve evler mi ? Kat kat gökdelenler de... Birbirimizden gitgide uzaklaştık, yabancılaştık. Bir selamı, ya da tebessümü esirger olduk çevremizden... Eskiden öyle miydi ya... O zaman sanki daha kanaatkardık, paylaşımcıydık ve en önemlisi içten dostluklarımız vardı.
Acaba doğru modeller oluşturamadığımızdan mı gençlerdeki yozlaşma... Toplumsallığı, paylaşımcılığı, onun büyülü formülünü taşıyamıyor muyuz yeni kuşaklara... Biz nerde hata yaptık?

GÜNAYDINIM
günaydınım
günler aydınım...
yüzü güzelim
ipeğim
tezgahlarda saçı dokunanım...
ışığım
gün ışığım
güz ışığım
aşığım...
parlağım, yanardönerim...
ayım
ay ışığım...
dolunayım
döne dolana
aşkına yandığım...
günüm gecem
dünüm bugünüm...
gecemin beyazı
günümün karası
iki gözüm...
günaydınım
günü aydınım...
yoluna
yer ile yeksan olduğum...
Ayşe TURAL


Güne gülümsemeli insan…
Bazı günleriniz vardır: Sanki dünya yıkılmış ve siz altında kalmış gibi hissedersiniz...
Hayatımıza durmadan kurallar koyan bizler, nedense kendimiz söz konusu olduğunda fazla önemsemeyiz… Ruh halimizle ilgili şeylerden söz etmek istiyorum…
Belli saatlerde yemek yemek, aşağı yukarı aynı saatlerde uymak, evimizin tertip ve düzeni konularında bayağı kuralcıyızdır… Ben kendi adıma konuşuyorum elbette… Sizin uymayan taraflarınız olabilir…
Ne zaman konu / özelimize gelse/ önceliklerimiz hep çocuklarımız, eşimiz veya işimizdir. Oysa siz ne kadar huzurlu ve mutlu olursanız etrafınızdakiler de bu işten kendilerine düşen payı alırlar…
Düşünün ki çok yoruluyorsunuz… Hem dışarıda hem de evde sorumlulukları yüklenmek özellikle biz kadınların canına okuyordur… Son zamanlarda kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız gidip aynaya bakın…
Suratınız asık, kaşlarınız çatılmış mı?
Her zamankinden daha mı bezginsiniz?
Rutin işler sıkıcı mı gelmeye başlamış?
Öyleyse hemen önleminizi alın…Önce karma vitaminlerle gücünüze takviye yapın… Ardından kendinize özel zamanlar ayırın… Bu yarım saat bile olsa, gücünüze güç katacaktır.
Küçük bebeğinizi uyutunca kendinize keyifli bir banyo hazırlayın… Müzik açın… Gözlerinizi kapatıp kendinizi başka yerde hayal edin… Yeni bir iki giysi satın alın… Özenle makyaj yapın…

Bir yere gitmeniz gerekmez, kendiniz için süslenin…Mümkünse en sevdiğiniz arkadaşınıza içinizden geçenleri anlatın… Rahatlayın… Yeni güne gülümseyerek uyanmayı deneyin… Göreceksiniz kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz

BU SOKAK
bir küçük kız
düşlerini topluyor bulut misali
gökyüzünden...
sevinçleriyle ayna tutuyor yüreğine
kararsız sonbahar yüzünden
hüzünler dökülür ellerinden...
ağzını bıçak açmayan
bir sevda dolanır da diline
zorlar kapılarını...
bulursan bu tenhalıkta bulursun beni
bu sokak bana açılır...
Ayşe TURAL

Sabah uyandığımızda başlıyor HAYAT... Uyanıp esnememiz için doğuyor güneş... Gökyüzü yaşama çağırıyor... Bizi yeni güne hazırlıyor... Günaydın diyeceğimiz insanlar oluyor etrafımızda...
Gün eksilmiyor hayatımızdan; Inadına yeni bir GÜN ekleniyor yaşamak için, kahkaha atmak için, sevmek için...

GELSEN
gel
dudağımdaki gürültüyü sil
silebilirsen...
ya da yüzümdeki aşk lekesini
gücün yeterse...
sen kaç aşktan kalmasın sahi
kaç kadının açık saçık izleri bulaşmış gözlerine
utanmayı düşünüyorum nedense
sana baktıkça...
sence
sende
temize çekebilir miyim şiirlerimi
ağustos böceklerinin şamatasında...
belki bir şans verebilirim
sana ve bana
aşk gözlerinde çiçekler açarken...
AYŞE TURAL

YAŞAM BİR OKYANUSTUR...
Yaşam bir OKYANUSTUR... Dalgaları büyük olur... O dalgaların seni yutmasına asla izin verme...
Dünyada ADALET yok diyenlere inanma... Adalet her zaman vardır... Sadece BEKLE ve GÖR...
Umutlarınızın çoğaldığı, hayallerinizin gerçekleştiği günlerde de sizleri görmek dileğim...
Unutmayın BİR KAPI KAPANIR BİR KAPI AÇILIR...
Sevgim sizlerle ...

ELLERİM

Ah, bu ellerim...
Gül işlerken sevdalara uyanır
Uyanır da gökkuşaklarına boyanır...

Bir düş sabahında
Yırtılan denizi
Kıyıya çeker balıkçılar
İşte o zaman
Ellerin ellerim olur...

Ne zaman gökyüzünü boyamaya kalksam
Benden önce
İşe koyulur martılar...
Zümrüt yeşilini
Gözlerimden alıp
Ellerimle boyarım ağaçları
Ellerim ellerin olur...

Ayşe TURAL

FARKINDALIKLARIMIZ...
Yaşamı anlamlandırmanın yoludur farkındalık… Elbette önce kendimi fark etmeliyim. Kendime ait duygularım, isteklerim neler ve ben bunları doğru anlatabiliyor muyum? Ben kimim, nelere gücüm yeter? Yeteneklerimi ve zekamı yeterince kullanabiliyor muyum? Nasıl bir gelecek düşünüyorum?
İkinci adımda da, benim dışımdaki insanların iç dünyalarını da fark etmem gerekir. Özellikle aile içi iletişimde başarılı olunduğunda gerisi daha kolay oluyor. Yaşamdan zevk almak, güzel anları paylaşmak, hedefler belirlemek… Gençlerimiz o zaman daha donanımlı oluyor, kendilerini daha güçlü hissediyor.Anne babalar olarak sizler, öğretmenler olarak da bizler bu konuda son derece duyarlı davranmalıyız. Bu hepimizin boynunun borcu…

HAYDİ HAYAT

haydi hayat
topla bütün cam kırıklarımı
aralık kalmış kapılar gibiyim
ya da sofradaki eksik iskemle...

bu gün
göğün çarşafı yetmedi
hüzünlerimi örtmeye...

gel yeni gün
beni ışıklarınla yıka...

Ayşe TURAL

YAŞASIN DOSTLUKLARIMIZ...

Biz varsak eğer, ben sözcüğünün çoğulu yani, işte orada çocuklarımız, ailemiz, yakınlarımız ve dostlarımız var. Kısacası bir dünya var…

Dostluk sözcüğü insanın içini ısıtan bir sözcük bana göre. Tıpkı sevgi gibi, aşk gibi… Üşenmiyorum, Türk Dil Kurumunun iki ciltlik Türkçe Sözlüğünü açıyorum. Ben, bir şeyi yazmadan önce mutlaka ararım, incelerim, bilgilenirim. Evet, işte buldum. 626. Sayfada neredeyse bir sütuna uzun uzun dostluğun tanımı yazılmış. Tümünü değil ama birazını aynen yazıyorum...

“ dost: isim ve sıfat olarak kullanılabiliyor ve Farsçadan dilimize geçmiş. 1. Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen (kimse)” Örnekler de verilmiş üstelik.
“ Dostlar beni hatırlasın” AŞIK VEYSEL
“ Gönüller yaşamalı her duygudan azade
Dosta sunacağınız sevgi en tatlı bade” FEYZİ HALICI

Öyle dostlarımız vardır, bazen bize yakınlarımızdan bile daha yakındır. En yakınımıza eşimize, anne babamıza söyleyemediklerimizi onlarla paylaşmışızdır. Doğal olarak da onlardan çok etkileniriz...

İyi dostlar, güzel arkadaşlar seçebilmişsek, yaşamımızda daha bir güven içinde yaşarız. Hayatı paylaşmak adına, güzel zamanlarımızı onlarla geçiririz.

Biliyorsunuz, kahvenin bizim hayatımızdaki önemi çok büyük. Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırının olması herhalde bu yüzdendir... Kahve içeceksek, o an değil bir gün öncesinden, hangisinde içeceğimize karar veririz. Elbette içilecek kahve değildir belirlenen; hangi dostunuzla o zaman dilimini paylaşacağınızdır…

Dostlarım, sevdiklerim iyi ki hayatımda varsınız. Ben sizlerle bir anlam kazanıyorum. Sizlerle değerleniyorum...

SEVGİYLE, HUZURLA VE GÜZELLİKLERLE YAŞAYIN EFENDİM… BUGÜNÜNÜZ DÜNDEN GÜZEL OLSUN…
Bu haber 187 defa okunmuştur

:

:

:

: