Meclis, Alanlı, devlet mi, parti mi?

Aslında daha önce yazacaktım, ama Türkiye de yaşananlar öncelikli oldu.
Aslında daha önce yazacaktım, ama Türkiye de yaşananlar öncelikli oldu.
Üzüldük, içimiz cız etti, hala daha yaşanan acı ve acının görüntüleri gözümün önünde.
Bir anda gündem değişti, her şey anlamsızlaştı, söz ve yazı bitti, fakat sorumluluk bitmedi.
Etrafımızda, yakınlarımızda, coğrafyamızda birçok acı yaşanıyor.
Hepsini iyi takip etmek, analiz yapmak, ülke meseleleri ile devlet yönetmenin ciddiyetini anlamak gerek.
Devlet için, iktidar, güç, kudret için yapılanların sınırı yok.
Peki, ya KKTC?
Düzenli, sistemli, kurallı, adil, hukuk ve insan odaklı bir yaşamı hak ediyoruz.
Eksikleri çok olan bir düzenimiz var, 1974’ün üzerinden 41 yıl geçmiş, hayat devam ediyor, bir düzen mutlaka kurulacaktı.
Önemli olan, kurulan düzenin tüm toplumu kucaklaması, güven vermesi, kabullenilmesi, çözüme her anlamda hazır bir yapı.
Uluslar arası hukuk, hesap verme, denetlenme, belli kriterlerle bir sisteme zorlanma olmadığı için bugünkü sıkıntıları yaşıyoruz.
Sadece siyasileri ve ülkeyi yönetenleri suçlamak kolaydır, kaçmaktır, sorumluluk almamaktır.
Toplum da artık aynaya bakmalı, görmek istediği tablo bu mu?
Milletvekili olmak ne anlama gelir, ya da kim neden vekil olmak ister?
Topluma hizmet etmek için desem, kaç kişi buna inanır gerçekten merak ediyorum.
Makam için savunulan bu devlet ve imkânları, partisel çıkarlar, dengeler için kullanılıyor.
Ve tüm bunlar toplumun gözünün önünde, saklı gizli olmadan yapılıyor.
Meclis açıldı, çalışmalar başladı, Başkanlık oluşturuldu, Sibel Siber yeniden Meclis Başkanı seçildi.
Sibel hanımın yardımcılığına ise 5 turlu seçimde DP İskele Milletvekili Hüseyin Avkıran Alanlı getirildi.
Zorla, sabırla, inatla seçim yarışı devam etti.
Bir günde Meclis iç tüzüğü değiştirildi, Meclis Başkan Yardımcılığı ana muhalefet partisine verilecek şekilde yeni bir düzenleme yapıldı.
Demek ki istenildiği zaman olabiliyor, yeter ki niyet olsun.
Demokrat Parti de makam almayan Hüseyin Avkıran Alanlı, Meclis Başkan Yardımcılığı görevini alarak parti içi denge sağlandı.
Hayırlı olsun.
DP de makam almayan belli bir süre dahi olsa devlet hizmeti yapmayan vekil kalmadı.
Hemen altını çizeyim kimseyle kişisel bir sorunum yok.
Ama devletiz diyorsanız, devlet yönetiyoruz diyorsanız, biraz ciddiyet.
Parti değil, makam değil, memnun etmek, denge sağlamak değil, derdiniz ülke olsun, insanlar olsun, hukuk, yargı, trafik, eğitim, sağlık, ekonomi, yatırım, derdiniz gelecek olsun, alışkanlıklar, siyasi entrikaları dert etmeyin.
Hüseyin Avkıran Alanlı meclis kürsüsüne kaç kez çıktı, kaç kez söz aldı, katkı yaptı, sorun seslendirdi.
Sayın Alanlı ile ilgili değildir bu sözler, bu sözler kamu kaynaklarının, devlet makam ve olanaklarının, sırf parti içi dengeler uğruna heba edilmesidir.
Bu kadar basit, bu kadar küçük düşünülmesidir mesele, mesele isimleri geçti artık.
Hüseyin bey ilk değil, son da olmayacak, fakat bir yerde durmak gerek ve durulacak yere çoktan gelindi.
Bu haber 656 defa okunmuştur
  •    - 15.10.2015 Artık dibin son demleri yaşanıyor bu kadar yozlaşma siyasette bu kadar dibe vuruş öyle bir yükseliş getirecek ki az kaldı yenilenme geliyor bunların hepsi tarih olacak olmak zorunda da yoksa ne çözüm ne tanınma bu ülkeye yaramayacak
  • Zihniyet değişikliği şart. Hasan Mehmet  Lefke - 14.10.2015 Bir de her gün televizyonlara çıkıp, ``Evet gelen iktidarlar, partizanlık yaptılar, ehliyete ve yeteneğe göre atamalar yapılmadı, belediyeler batak, sanayi Holding, Eti, Cypruvex, KTHY gibi kurumları batırdılar.`` diye suçlarını ikrar edip arkasından su yönetiminde olduğu gibi aynen devam etmeleri gerektiğini söylemeleri var ya...Üstelik de yüzleri kızarmadan pişkinlikle. Eh artık pes demekten başka bir şey kalmıyor. Bu partilerle, bu siyasi yapılanma ile daha da farklı bir şey beklenemez zaten. Eğer KKTC milletvekili sayısı kadar seçim bölgesine ayrılıp, her bölge iki turlu dar bölge seçim sistemi ile kendi milletvekillerini seçmez, Başkanlık sistemi gelmez, yerli ve özellikle yabancı sermayenin ülkede gelişmesi için gerekli yasalar çıkarılmazsa bu günleri bile çok ararız. Halk anlaşma ve AB katılmayı cennet sanıyor ama, Türkiye``nin KKTC``ye para enjeksiyonu durduğunda, sadece tüketim ve maaşlara dayanan ekonomi çöküp de felaket ortaya çıktığında cehennemi yaşayabilir.

:

:

:

: