İsteklerin arkasındaki gerekçeler

Kıbrıs müzakere sürecindeki, gelinen son noktada, karşı tarafın isteklerine bakılacak olursa. Rum tarafının, gerçek bir çözümden yana olmadığını, ortaya koymaktadır.
Kıbrıs müzakere sürecindeki, gelinen son noktada, karşı tarafın isteklerine bakılacak olursa. Rum tarafının, gerçek bir çözümden yana olmadığını, ortaya koymaktadır.
Kıbrıs Türk Halkı açısından, hayati önem taşıyan Rum taleplerine bir bakalım.
Garantilerin, kalkması.
Antlaşmanın, AB ‘nin birincil hukuk olmaması.
Siyasi eşitliği, reddedişleri.
İki kesimliliği, ortadan kaldıracak olan AB kriterlerinin, ileri sürülmesi.
Mülk konusundaki, önceliğin, tapu sahiplerinde olması.
Kullanıcıların, söz sahibi olmaması.
Bütün bu talepler, Kıbrıs’ta bir anlaşmaya gidilmesinin yollarını tıkamasına rağmen. Rum tarafı, bu isteklerini devam ettiriyor.
Bu isteklerin, olacağı bir anlaşma planına, Kıbrıs Türklerinin büyük bir kesiminin, hayır diyeceği de ortada.
Böyle bir kriterler paketine, Sn. Cumhurbaşkanı imza atar mı?
Atsa bile, Kıbrıs Türk Halkı atmaz.
Pek ala, bu taleplerin, bir çözüm getirmeyeceğini, kuzey biliyor da güney bilmiyor mu?
Pek tabii biliyor.
Bile bile, bu taleplerde bulunuyor.
Bile bile, bu dayatmalarda bulunuyor.
Bu sütunlardan, hep dile getirildi.
Sn. Anastasiadis de, kendinden önceki başkanlar gibi, Kıbrıs görüşmelerini. 2018 ‘ de yapılacak olan, kendi başkanlık seçimleri için, siyasi malzeme olarak, kullanma düşüncesinde.
Kıbrıs sorunu, geçmişteki başkanlar için de, şimdiki için de, bulunmaz bir siyasi malzeme.
Bunu Sn. Anastasiadis ileride, siyasi rant elde etmek için, manevra, manevra üstüne, görüşmeleri, sonuç alacak mecradan çıkarıp. Buzdolabına koyma niyetini, eylem alanına dönüştürdü.
Anastasiadis, Kıbrıs sorununu, hem, genel seçimlerinde, hem de başkanlık seçimlerinde, milli duyguları harekete geçirici bir politikayı kendisine meslek edindi.
Güney, bu politikayı kendisine, rehber edinirken, başka bir manevrayla da, topu Sn. Akıncı’ya atarak, çözüm istemediği yollu, Propaganda ile. Hem dünya kamuoyu nezdinde, hem de, güney ve kuzeyde, yıpratma politikalarına çoktan başlamışlardır.
Yazılı ilanlar da, bunun bir parçasıdır.
Güney ve Yunanistan, AB üyeliğine sırtını dayayıp “ al ağacının “ altına oturup:
“Hep bana, hep bana “politikasından da, vazgeçmiş değillerdir.
Bu teşhislerimize, güneyde yayınlanan, Cyprus Mail Gazetesinin köşe yazarı. Geçen günkü yazısında değindi ve Anastasiadis’i suçladı.
Görüşmeleri zamana oynamak için sürdüren, güney ve Yunanistan karşısında, Türk tarafı olarak bizlerin, yapabileceği hiçbir şey yok mu?
Elbette vardır.
Kendi evimizi, derleyip toparlamak.
Sadece , kendimizi değil , tüm halkın refahını , gönencini düşünerek, politikalar üretmek , projeleri hayata geçirmek olmalıdır .
Sorunların çözümünü, olası bir anlaşmanın sonucuna ertelemek ve beklemek. Sonuçta o sorunlar yumağı altında kalarak, hiçbir şey yapamayacak duruma gelmekle, eş anlamlı olmaz mı?
Bu haber 177 defa okunmuştur

:

:

:

: