Türkiye, AKP ve UBP’nin kader seçimi

Hafta sonu çok önemli iki seçime tanık olacağız.
Hafta sonu çok önemli iki seçime tanık olacağız.
Türkiye’de yapılacak genel seçim ve kuzey Kıbrıs’ta Ulusal Birlik Partisinin kurultayı.
Öncelikle UBP kurultayına bakalım;
UBP kuzey Kıbrıs’ın en önemli, en büyük siyasi partilerinden biri.
Son dönemlerde parti içi çekişmeler, iktidar ve güç kavgaları, parti vizyon ve ideolojisinin önüne geçti.
UBP artık paylaşım, rant, kavga ve makam aracı olarak görülüyor.
Tükenmiş, kırk yıldır, sözde milli politika, Türkiye hükümetlerinin arkasına sığınarak, bu yolla, üretmeyen, politika geliştirmeyen, sorunları hep başka adreslere havale eden bir yolda sadece siyaset yapıyor.
Bu kurultay önemli, yedi yüz elli delegeden alınan irade, binlerce insanla paylaşılacak, daha doğrusu bu denenecek, yeni tüzükle bunun amaçlandığı söyleniyor.
Nasıl bir Ulusal Birlik Partisi?
UBP, KKTC’yi, tüm kurum ve kuruluşları, kamusal düzeni, kısaca devleti ben kurdum, sadece ben yaşatırım diyor.
Devleti tüm organları ile kuran UBP nasıl olurda, özelleştirmeyi, kurumları devletten çıkarmayı, özel sermayeye devretmeyi, ülkenin kaynaklarını, halkın malı olan kurumları gözden çıkarır.
Bu nasıl devleti sahiplenmek?
Nasıl olurda bu devlet için politika, plan, program hazırlamaz da, devleti, iktidar ve kurultay için araç yapar, kullanır.
UBP yenilenmeli, mutlaka yeni vizyon, ileriye dönük yeni planlamalar, isimlerden çok bu yenilenmelere enerji ve fikirle hayat verecek isimleri içine almalı.
Kırk yıllık siyasetçiler, kırk yıllık söylemler, bitmeyen hamaset, hep arkada, hep geride kalmalı.
UBP sadece Rum tarafına, sadece çözümü savunanlara popülist cevaplar vermemeli, artık gerçekçi, günün koşul ve beklentilerine yakın bir Kıbrıs politikasını belirlemeli.
Devlet yönetimini, sağcı eğilimi, sadece Türkiye hükümetlerine yaslanarak, her koşulu kabullenmemeli, bir aracı, bir işbirlikçi değil, kendi ülke koşullarına göre ürettikleriyle var olmalı.
Barışı, çözümü, kendi vizyon ve beklentileriyle şekillendirip, artık bir ihtiyaç noktasında olunduğunu kabullenmeli.
Tüm ülkeyi, tüm ülke insanını kucaklamalı.
Aday olan herkese başarılar diliyorum, genel başkan adayları, parti meclisi, ilçe yönetimleri herkes birer değerdir.
UBP her anlamda yenilenmezse, ne tüzük değişiklikleri, ne başkan değişimi tek başına bir anlam ifade etmez.
İşin üzücü tarafı;
Artık bir ihtiyaç olan bu değişimi yapacak, sürükleyecek, önder olacak parti başkanı, bu adaylar içinde yok.
Bu yönde bir söylem, bir vaat hiçbir başkan adayından duyulmadı.
Kurultay bitecek, kazananlar kazanacak, kaybedenler kaybedecek, mesele ülke, toplum, UBP’yi kazanacak mı?
Türkiye’nin seçimi;
7 Haziran da Türkiye sandık başına gitti.
Türkiye halkı seçimini yaptı, mevcut siyasal iktidara tek başına iktidar hakkı vermedi.
Halkın iradesi hiçe sayıldı, görmezden gelindi, Türkiye hükümetsiz, istikrarsız, içeride-dışarıda güçsüzleştirildi.
Sırf tek başına iktidar, sırf dört yüz milletvekiliyle gelecek başkanlık gücü uğruna Türkiye ateşe verildi.
Koalisyon hükümetinin yolu tıkandı, seçimin hemen sonrasında, seçimin yenilenmesi için ne gerekiyorsa yapıldı, parti organları değiştirildi, muhalif basın susturuldu, muhalefetin bir bölümü, Türkiye’nin normalleşmesine yardım etmedi, duygulara, katıksız ideolojik duvarlarla ülkenin istikrara yürümesine sınır çekildi.
7 Haziran sonrası büyük terör olaylarında, yüzlerce asker, polis, sivil insan hayatını kaybetti.
Mantık, empati, sağduyu katledildi.
Tarihin en acımasız iktidar kavgası sahneleniyor, Anadolu’nun verimli topraklarında.
Sonuç ne olacak?
Sonucu bilmek elbette zor, fakat 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tabloya yakın bir manzara yaşanırsa birçok değişiklik yaşanacak.
Türkiye’nin acısı dinmeyecek ama bir AKP-CHP koalisyonu ülkeyi her anlamda düzlüğe çıkarabilir, tüm ülkeyi kucaklayabilir, normalleşmeyi sağlayabilir.
Aksi durumlar, farklı düşünceler Türkiye’yi daha farklı ve daha olumsuz zamanlara götürebilir.
Seçim sonuçlarına göre AKP kendi içinde ayrılmalar yaşayacak, ya ülkenin, ya da Cumhurbaşkanının partisi olmayı seçecek, kendi içinden daha ılımlı, daha yenilikçi bir kanat oluşmaya başladı bile, bunun öncülüğünü de çok önemli isimler yapacak ki bunu görmemize az kaldı.
Hayırlı olsun, umarım 1 Kasım seçimi normalleşmenin, AB vizyonunun, Kıbrıs sorununda akılcı, adil bir çözümün, ülke içinde demokrasi ve insan haklarının iyileştirilmesinin ilk adımı olur.
Bu haber 586 defa okunmuştur

:

:

:

: