Özgürgün 'KKTC demokrasisinde yeni bir dönem başladı'

Tatar “Hükümet imkânları elinde olan bir adayla yarıştım'
Tatar “Hükümet imkânları elinde olan bir adayla yarıştım'

Siyasi parti kurultayları, son yıllarda oldukça hareketli geçiyor.
Çünkü böyle zamanlarda siyasi partiler, siyasi rakipleriyle değil, kendi kendileriyle yarışıyorlar.
Kendi içlerini döküyor, tüm okları kendi üzerlerine çeviriyorlar.
Diğer farklı ideolojileri değil, kendi içlerini konuşup, acımasızca eleştiriyorlar.
Kendi iç meselelerini, demokrasilerini, farklı görüşlerini ortaya koyuyorlar.
Kamu kaynaklarını kendi yarışları için kullanıp, kendi içlerinde üstünlük sağlamaya çalışıyorlar.
Bir siyasi partinin daha kurultayı sona erdi.
Bitti, sonuçlandı, seçim yapıldı ve şimdi sonrası kaldı.
Ulusal Birlik Partisi 20. Kurultayını yaptı, yeni Genel Başkanını, yönetim kadro ve organlarını belirledi.
Hüseyin Özgürgün, yeniden UBP Başkanı seçildi.
UBP delege sisteminden, yeni tüzükle üyelik sistemine geçti.
9224 üyesi var, karar verme mekanizmasını daha geniş alanlara yansıttı.
Bu demokrasi ve yenilik adına olumlu bir gelişme, bunlar yaşanırken elbette olumsuzluklarda yaşandı.
Yeni sisteme hayat verilirken, yeni sistemi yönetenler, şekillendirenler, olayı kendi istedikleri gibi yönettiler.
Hüseyin Özgürgün rüştünü ispatladı.
Senaryoyu yazdı, yönetti ve kazandı.
Daha önceleri, geçici dönemlerde bu göreve gönülsüz gelmişti, fakat bu defa daha emin bir şekilde bu görevi istedi.
Söylediğim gibi kazanmak için oyunu kurallarına göre oynadı ve kazandı.
Kurultayın ikinci turunda;
6 bin 256 geçerli oyun 3 bin 540’ını Hüseyin Özgürgün, 2 bin 716’sınıda bir diğer aday Ersin Tatar aldı, 60 oy geçersiz sayıldı.
Bol adaylı ve atışmalı kurultay süreci, finalde olgun ve tantanasız bitti.
Önemli olan bundan sonrası.

Hüseyin Özgürgün bugüne kadar siyasette isteksiz ve gönülsüz bir görüntü çizdi.
Kendisine oy vermeyen birçok insanın ortak noktası “partiliye ilgisiz davranıyor, her zaman ulaşılamıyor.”
Kurultay sonucuna göre oy veren üyelerin %56’ sının onayı alan Özgürgün, kendisini desteklemeyen diğer %44’lük üyenin tercihini sorgulamalı.
Sorgulamayı sadece Özgürgün yapmamalı, aynı zamanda birleşerek Özgürgün’e karşı ittifak kuran diğer beş adayda bu sonucu sorgulamalı.
Yedi adaylı bir kurultay değil de, muhalif gurubun mutabık kalacağı tek bir aday ortaya çıksa sonuç ne olurdu veya beş adayın işbirliği neden bir adaya karşı başarılı olmadı?
Üyenin yarısını kazanamayan bir Özgürgün olduğu doğru, partiye tam anlamıyla hâkim olmadığı, oy veren üyenin yarısının tercihini almadığı, bu da doğru.
Peki, partinin ağır topları, üstelik beş kişi birleşerek, partinin bir yarısını kucaklayamamış, ikna edememiş, buda bir gerçek.
Kurultay sonucunun belli olmasından sonra bir teşekkür konuşması yapan Özgürgün 'KKTC demokrasisinde yeni bir dönem başladı' derken.
Bir diğer aday Tatar ise sonucu “Hükümet imkânları elinde olan bir adayla yarıştım' diyerek yorumladı.
Aslında esas mesele bu.
Kurultay sürecinin siyasi hayatımıza ne kadar katkı yaptığı ve hükümet olanaklarının bu süreçte kullanılması.
UBP’li tüm makam sahiplerinin hükümet, devlet, toplum önceliği yerine parti, kurultay önceliğine önem vermesi.
Bu alışkanlık ve yöntemi normalleştirmemiz ve kabullenmemiz.
UBP şimdilik denizi geçti, umarım derede boğulmaz.
Sırada diğer siyasi partilerin kurultayları var, bakalım onların yarışıyla ilgili neler yaşanacak.
Bu haber 591 defa okunmuştur

:

:

:

: