Bataklık ve sivri sinekler

Şimdi bizim büyük telekomünikasyon başarısının nasıl Rumlar tarafından berhava edildiğinin ve sevgili Mustafa Akıncı'nın duruma ne kadar üzüldüğünü anlatmak vardı ama, bir yandan G 20 toplantısı, bir yandan Paris katliamı, Kıbrıs meselesini gene çorbadaki sinek vaziyetine düşürdü...
Şimdi bizim büyük telekomünikasyon başarısının nasıl Rumlar tarafından berhava edildiğinin ve sevgili Mustafa Akıncı'nın duruma ne kadar üzüldüğünü anlatmak vardı ama, bir yandan G 20 toplantısı, bir yandan Paris katliamı, Kıbrıs meselesini gene çorbadaki sinek vaziyetine düşürdü... Kader işte, ne yapacaksın. Şu ada süngerimsi bir şey olsa, bassak suyu azıcık büyüse diyorum bazen, ama desek ki oldu, ne fark edecek?

Gaz falan umut verdi azıcık, 'Hah, işte adanın önemi artıyor' diyecek olduk, o da trıvırı çıktı vesselam. Kadersizlik mi var ne? Ama ne yazık ki avuç içi kadar da olsa ada, paylaşma kavgası, Rumların hepsi benim talebi bir roaming düzenlemesine bile müsaade etmiyor, telefonlar adanın her yerinde kullanılamıyor... Ve biz siyasi çözümden, iktidarı, egemenliği paylaşmaktan, adanın iki halkının eşitlik içinde beraber yaşamasından bahsediyoruz.

Hadi canım sizde, rüya falan görmeyin. Kıbrıs Rumlarının tek istediği sizin teslim olmanız değil, köleliği kabul etmeniz. O kadar.

Neyse, gelelim esas konumuza... Antalya'daki G-20 zirvesi sırasında basına açıklamalarda bulunan Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker Avrupa uluslarına ve bilhassa Fransız halkına çok önemli bir uyarıda bulundu; Paris'i kana bulayan teröristlerle, aynı teröristlerin ülkelerinde yaptıklarından kaçıp Avrupa'ya sığınan göçmenleri aynı kefeye koymayın...

Paris saldırıları çok ciddi istihbarat çuvallamasını gözler önüne serdi. Saldırıda bulunanlardan birinin Fransız vatandaşı, birinin Yunanistan üzerinden Fransa'ya gelen Suriye'li göçmen diğerinin de Mısır'lı olması, üstelik bu üçlüden en az birisinin 'adli kaydı' olması ve en az bir kez gözaltına alındığı dikkate alınırsa, 10 Ekim Ankara saldırısındaki gibi istihbarat zafiyetinden bahsedilebilinir.

İstihbarat zafiyeti elbette ki önemli. Ama konumuz o değil. Bu saldırıların amacının, neye hizmet ettiğinin ortaya çıkarılması gerekir. Göründüğü kadarıyla amaç adeta yeni bir 'Haçlı Seferi' başlatılmasını tetiklemek. Doğal olarak 'Zaten halihazırda 'Arap Baharı' ile yoğunlaşsa da onun bile öncesine giden bir 'modern Haçlı seferi' yok mu?' diye sorulabilir. Esasında belki de kültürel bir Haçlı seferi uzun bir süredir devam etmekte ancak bahsedilen ve korkulan o değil.

Saldırı sonrasında Fransız liderlerinin 'intikam alınacak' tarzındaki beyanları, 'Bu bir savaş ilanıdır' demeçleri durumun ne kadar vahim olduğunun göstergesidir. Ne olacaktır şimdi? Fransa gidip her gün yaptığı Suriye'de belli bölgeleri ABD ve Türk uçaklarıyla beraber bombalamanın ötesinde ne yapacaktır? Kara savaşı mı? Umarız olmaz yoksa Nostradamus'un 'Büyük savaş Mezopotamya'dan çıkacak' kehanetini doğrularız.

ABD Cumhurbaşkanı Barack Obama'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığındaki ordu gibi Türk heyetiyle yaptığı görüşme sonrasında yaptığı açıklamayı dikkatle okumak lazım. Birincil hedef İŞİD ile savaşılması ancak Suriye meselesi unutulmamalı, evinden, yurdundan güvenlik arayışıyla yollara düşüp göçmen olan milyonları unutmamak lazım. Türkiye resmi rakamlara göre 2.2 milyon Suriyeli 'sığınmacıya' kucak aştı. Kaç Kıbrıs Türk toplumu eder, varın düşünün yükü. Şimdiye kadar 8 milyar euro civarında para harcadı sığınmacılar için. Korkulan sığınmacı sayısının yakın bir gelecekte üç milyonu geçmesi.

Doğrudur, Türkiye 'Doğudan' mülteci kabul etmiyor ve sığınmacılara 'misafir' muamelesi veriyor. Bu durum düzeltilmeli, mülteciler yasal bir çerçeveye kavuşmalıdırlar. Ama yine de Türkiye bu sorunun en büyük faturasını ödedi ve ödeyecek. Kilis ve daha birçok yerleşkede göçmen sayısının yerli nüfusu aşması gerçekten önemli bir sorun olmaya başlasa da Türk halkı sığınmacıları bağrına basmış, çilelerini hafifletmeye çalışmıştır. Ama bu sorun yarın bitmeyecektir. Diyelim Suriye sorunu bugün çözüldü, ne fark edecek? Gidecek mi sığınmacılar hemen ülkelerine? Unutmamak lazım bu sığınmacıların önemli bir bölümü Türkiye'de kalmayı tercih edecektir. Bir kısmı da elbette Batı'ya göç edecektir.

Türk basını görmezden geldi ama Suriye ile ilgili Viyana'da yapılan toplantı son derece önemli idi. Nitekim ilk kez bir 'geçiş planı' üzerinde Rusya'nın da katılımıyla görüş birliği çıktı. 18 aylık bir geçiş sürecinde yeni anayasa hazırlanıp seçime ve yeni Suriye'ye geçilecek. Hepsi güzel de bir kelimeye dikkat lazım. İlk kez bir uluslar arası düzenin ağa babalarıyla Türkiye gibi yerel güç merkezlerinin toplantısından çıkan sonuçta 'laiklik' vurgusu yapıldı, geçiş dönemi sonrasındaki yeni Suriye'nin laik olması üzerinde duruldu. Rusya bastırdı herhalde bu konuda.

Laiklik olmadan Müslüman topraklarında demokrasinin yeşeremeyeceği artık herkesçe görülmeli, 'ılımlı İslam' desteğinin sadece daha fazla soru yaratacağı gerçeği teslim edilmeli. Siyasi İslam'ın her türünün Müslüman toplumlarda demokrasinin en ciddi engeli olduğu görülmeli ve kabul edilmelidir. Nitekim Mısır'a yaptığı ziyarette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da laiklik vurgusu yamamış mıydı? Laiklik olmadan ne demokrasi yeşerebilir ne de kişisel hak ve hürriyetler, kadın hakları asla gelişemez.

En az bir teröristin Fransız vatandaşı, diğer ikisinin ise muhtemelen biri Mısırlı diğeri ise Suriyeli olduğu bildirilmektedir. Fransa gibi laik bir toplumda nasıl olur da bir Fransız vatandaşı IŞD tercihinde bulunup, kendi hayatı pahasına çok sayıda kişinin katledilmesine ortak olabilir? Nasıl Ankara hükümeti 10 Ekim patlaması faillerinin neye hizmet ettiğini ortaya çıkarmak zorunda iseler, Fransa da bu soruya cevap bulmalıdır. Laik bir kültürde yetişen bir kişi nasıl kendi halkını öldürmeyi göze alabilir?

Siyasetçiler sığ bir yaklaşımla artan terörün kendilerine yaradığını söyleyebilir ancak terör ne kısa, orta ne de uzun vadede kimseye katkı koymaz, sadece kan alır. Bombalayarak, teröristleri öldürerek hiçbir yere varamayız, sadece terörü belli bir süre öteleriz. Çözüm için bataklığı kurumak zorundayız. İş ortada, Suriye meselesi çözülmelidir. Başer Esat'lı mı olcak çözüm Esat'sız mı? Bir an önce çözüm olsun da Suriye halkı ister Esat'lı ister Esat'sız gelecek düşünsün, kimseyi ilgilendirmez.
Bataklık kurutulmadan sivrisinek sorunu çözülemez...
Bu haber 293 defa okunmuştur
  • Essek arilari ve Bal ince  NY - 16.11.2015 Simid biz cocukken oynaycak birsey bulamazsak kerpic evlerdeki essek arisi yuvalarini bulur ve onlari tasa tutardik. Arada sirada da elimize bir tahta parcasi alir kilic sallar gib arilara saldirirdik. Tabi iyice kizan arilar sonra bizi bir kac yerimizden sokar ve bir hafta yuzumuz gozumuz sis gezerdik. Aras sira da bu saldirilarimizi gece yapardik arilarin bizi gormeyecegini farzederekten. Tabi yine bir guzel bizi sokarlardi. Ozgurluk verilmez alinir. Ozgurlugu veren verdigi gibi de alir ve siz oylece baka kalirsiniz. Iste Ortadoguyada demokrasi ozgurluk verecegiz diye kana bulayanlara kan da sicriyor. Kime ne elin coldeki arabina ozgurluk demokrasi vs vs vermek? Bal bal demekle agiz tatlanmaz.

:

:

:

: