Kadına Karşı Şiddete Ses Veriyorum!

Minerva – Patria ve Maria adlı üç kızkardeş; Dominik Cumhuriyeti’nde ülkeyi diktatörlükle yöneten Rafael Trujillo’ya karşıtlığı ile biliniyorlardı.
Minerva – Patria ve Maria adlı üç kızkardeş; Dominik Cumhuriyeti’nde ülkeyi diktatörlükle yöneten Rafael Trujillo’ya karşıtlığı ile biliniyorlardı.
Trujillo; “Ülkede iki tehlike var! Kilise ve Mirabel Kardeşler”…
İşte bu açıklamadan kısa bir süre sonra; 25 Kasım, 1960 sabahı diktatörün askerleri tarafından tecavüz edilerek vahşice öldürüldüler. Tek suçları düşüncelerini açıkça ifade etmeleriydi.
Birleşmiş Milletler, 39 yıl aradan sonra 25 Kasım’ı “Kadına Yönelik Şiddete karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan etti. (1999)
Şimdilerde ise hayatın her alanında şiddetin kol gezdiği bir dünyada yaşıyoruz. Yaşamımızın her alanında görebildiğimiz ve dünyada giderek artan önemli bir toplumsal sorun… Şiddet öyle bir döngüdür ki; Toplumun bakış açısının yerine “hoşgörü ve sevgiyi” koyamadığımız sürece, onu sürekli üretip durursunuz. En yaygın görüneniyse, erkeğin kadına ve çocuğa uyguladığı ‘aile içi şiddet’.
KKTC’nde, şiddetin en fazla aile ortamında ve kadına yönelik olduğu bilinmektedir. Son bir yılda, resmi tutanaklara göre yüzlerce kadın fiziki şiddete maruz kaldı! … ya bilinmeyenler!... Aile içindedir ayıptır, duyulmasın diye bastırılanlar, hasır altı edilenler!.. Eşinin fiziki şiddetinden kaçmak isterken canından olan genç kadın. Son 5 yılda, 5 kadın cinayeti… (Ocak 2010 – Kasım 2015).
Aile içi şiddetin yanında toplum içinde olanları da var elbet; İstatistikler, bu sorunun aslında küresel bir sorun olduğunu gösteriyor. Cinsiyet ayrımcılığı, insan tacirlerinin eline düşme, siyasette yeterince temsil edilememe, göçmen kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar, fiziksel, duygusal, ekonomik ve cinsel…
Çağdaş ülkelerde bugün kadına yönelik şiddet, bir insan hakları ihlali olarak kabul edilmekte olduğundan bu şiddeti önleyecek yasalar düzenlenmektedirler. Uzmanlar şiddetle baş edebilmenin yolunun; Kadın ve erkeğin ortak katılımıyla böyle bir sorunun varlığının farkında olarak, ortak mücadele ile başarılabileceğini söylerler.
Ne yazık ki! Kadına yönelik şiddetin son bulması ve şiddet mağduru kadınların koruma altına alınabilmesi hususunda KKTC henüz istenen noktada değil.
“Savaş görmüş bir toplumuz”, “şiddet babadan oğula geçer, mağduriyet de anneden kıza” diye hep söylüyoruz ya… Savaşın olmadığı zamanlar dünyanın barış içinde yaşadığını düşünüyorsak, yanılıyoruz. Eğer kadınlarımız ve çocuk yaşındaki genç kızlarımız evlerde, sokaklarda, okullarda ve işyerlerinde sık sık şiddetin her türlüsüne maruz kalıyorsa, bu bir çeşit savaşın devam etmesi demek değil midir?
Ne acıdır ki; şiddet de böylece “nesilden nesile” taşınıyor olmuyor mu? Ve
Ne acıdır ki; şimdilerde yaşananlar da; gelecekte yaşanacak olan trajedilere örnek teşkil etmiş olmuyorlar mı?
Bu arada sosyal medyada rastladığım bir söz o kadar doğru ki bunu da belirtmek istiyorum.
‘’Namus deyince neden akla kadın gelir ki, hele de günümüzde namusunu kaybetmiş onca erkek varken?’

Bu haber 229 defa okunmuştur
  • LONDRALI  UK - 24.11.2015 ERKEGE KARSI YAPILAN SIDDETE NE VERECEN ?? KIBRISTA O ERKEKLERDEN COOOK VAR COK .. DISARIDA ERKEK , EVDE BISSI KEDI ...

:

:

:

: