“Kiloya göre seyrüsefer ödeyen tek ülkeyiz”

Ekonomik sıkıntının, döviz krizinin vurmadığı sektör kalmadı.
Ekonomik sıkıntının, döviz krizinin vurmadığı sektör kalmadı.
Maliye Bakanı Birikim Özgür söylüyor ya “Ekonomik paket imzalanmazsa KKTC batar” diye, aslında batmadık tarafımız kalmadı.
Sorunumuz sadece memur maaşlarının ödenmesi değil, memlekette çarklar durdu.
Dövizle borcu olanlar, ev kirası, okul harcı, taksitler, bir gece de sıfırlandık.
Döviz dalgalı bir seyirde, ara ara iniyor, çıkıyor.
Ama olan oldu, en kötüsü ise ne zaman, ne olacağını kimse bilmiyor.
Tüm sektörler vurgun yedi dedim ya, araç sektörü de bunlardan biri.
Dövizin şekillendirdiği bir sektör, kırk yıllık yasalar ve tamamen devletin kazanmasına yönelik bir sistem.
Devlet yeni bir aracın satışından, satış fiyatının yarısını, fonlarla kasasına alıyor.
Çok geniş bir sektör, kaportacılar, yedek parçacılar, tamir atölyeleri, sigortacılar, buralarda çalışan insanlar, çok önemli bir piyasa.
Dövizin yükseldiği zamanlarda, konut sektörüyle ilgili devlet fonlarda kısıtlama yapıyor.
Fakat araç sektörü bundan faydalandırılmıyor, ödenen gümrükler günün kur fiyatlarına göre belirleniyor.
Araç devirleri bir başka önemli sorun.
Araçlar çoğu zaman elden ele gezen evraklarla satılıyor, kimin ne zaman, kime ne sattığı belli değil.
İlgili aracın her türlü cezası, kimin üzerinde görülüyorsa ona geliyor.
Herkesin oturduğu yerde, bilgisayar başında satıcı veya alıcı olabileceği bir sektörden bahsediyoruz.
Bir tanımı, belirleyici, sınırlayıcı, uygulanan ve denetlenen bir düzenlemesi olmalı.
Araç alış satışında, alıcı ve satıcı beraber ilgili daireye gidip alışverişi beraber yapmalı.
Bir yılda, iki araçtan fazla araç satışı yapan kişi, devlete vergisini ödemeli.
Düşünün, bir kişi kendi üzerine 37 araç alıp, satmış, bunu normal karşılamak mümkün değil.
Galeriler araçları önce üzerine alıp, sonra satışını yapmalı.
Bunlar yapılırsa, bu sektör ve bu işi yapanlar kayıt altına alınır, kimin neyi, nasıl yaptığı ortaya çıkar, bilinir ve devlet esas kazanan olur.
Kayıtsız, izinsiz, seyyar olarak bu işi yapanlar, birleştirilerek, yeniden yollara çıkarılan kazalı araçlar, bunların tümü bir devir işleminin düzenlenmesi ile sisteme girer.
Kiloya göre seyrüsefer ödeyen tek ülkeyiz.
Avrupa ülkeleri, egzoz emisyona göre, Türkiye motor hacmine göre seyrüsefer fiyatları belirliyor.
Şuan motorlu araçların seyrüsefer tahsilâtlarının % 50’si yapılmıyor.
26 bin 90 araç bugün seyrüsefersiz yollarda dolaşıyor, bunlar resmi rakamlar.
İnsanlar ödemiyor, ödeyemiyor, eski, ağır araçların değerinden fazla seyrüsefer ücreti var, bu durumda insanlar bu ücretleri neden ödesinler ki?
Bu konuda sona gelen bir çalışma var, seyrüsefer ücretleri düşüyor.
Araç sahibi, aracını kullandığı kadar seyrüsefer ödeyecek.
Araca her yakıt alındığında, seyrüsefere de ödeme yapılmış olacak, devlet de günlük kazanç sağlayacak, ödenmeme durumu ve kayıtsız olma durumu da ortadan kalkacak.
Motorlu Araç İthalatçılar Birliği Başkanı İbrahim Akın ve Genel Sekreter Hasan Tosunoğlu ile araç sektörünü konuştuk.
Her konuda, her sektörde olduğu gibi araç sektöründe de ciddi sıkıntılar var.
Ülkeye gelen araçlar, yasal eksiklik ve boşluklar, devletin sektöre hizmet veren birimlerindeki altyapı eksiklikleri, hepsi tam bir keşmekeş.
Seyrüsefer konusundaki çalışmanın yeni yıl gelmeden çözülmesi, çalışmanın sonlandırılması gerek.
Ve en önemli konu;
Vatandaş tüm bunların daha iyi olması için ödediği vergilerin karşılığını alıyor mu?
Bu soruyu vatandaştan önce bu ülkeyi yönetenlerin cevaplaması gerek.
Bu haber 611 defa okunmuştur

:

:

:

: