Zurnacının laneti

Geçtiğimiz hafta kızım eski sınıf arkadaşları ile birlikte okulda düzenlenen bir eğlence gecesine katıldı.
Geçtiğimiz hafta kızım eski sınıf arkadaşları ile birlikte okulda düzenlenen bir eğlence gecesine katıldı. Gecenin ertesi sabahı beni uyandırdı ve kulağında geçmeyen bir çınlama olduğunu doktora götürmemi istedi. Daha sonra, diğer arkadaşlarının da kulaklarındaki geçmeyen çınlamalar nedeni ile doktora gittiklerini öğrendik.
Kızım, bütün gece kulaklarının dibinde zurna çalan zurnacıyı kovaladıktan sonra bu çınlamanın başladığını söyledi ve “ Baba bu galiba Zurnacının Laneti “ dedi.
Bu teşhisi duyduktan sonra bir müddet güldüm. Sonra düşündüm ki; bu espirili, kendisi ile dahi dalga geçmeyi becerebilen, adım attıkları, gözleriyle gördükleri, işittikleri ve duydukları her şeyden bir mizah vesilesi çıkarabilen, özgürlükçü, bağımsız ama her şeyden önemlisi eğitimli gençler yarınlarda ülkemizin güvencesi olacaklar.
Dünya tarihine bir göz attığınızda, çağımızı hazırlayan düşüncelerin, insanları birilerinin kölesi olarak tanımlayan “birey statüsünden” kurtarıp, herkesin kendi efendisi olduğu, yasalar karşısında herkesin eşitliğini belirleyen “vatandaş statüsüne” taşıyan düşünce akımlarının hep böyle gençler tarafından yeşertildiğini göreceksiniz.
Dünya tarihine bir başka gözle tekrar baktığınızda, çağımızı şekillendiren, buluşların, teknolojik gelişmelerin, tıbbi yeniliklerin de hep bu gençler tarafından üretildiğine tanık olacaksınız. Edison’lar, Alexander Graham Bell’ler, Vatson Watt’lar, Madam Curi’ler hep böyle gençler.
Bir de bu başarılı gençlerin karşısına dikilenler var. Bunları da dünya tarihine baktığınızda rahatlıkla görmeniz mümkündür. Doğmatizmin karanlıklarında yolunu kaybetmiş, hurafelerle korkutulmuş, yapılan her yeniliğe karşı çıkıp, bunları başaranları din düşmanı ilan edenlerdir bunlar.
Mucitlerin buluşlarını şeytan işi diye nitelendirip, sevmediklerini bir bahaneyle, “Cadı” olarak nitelendirip engizisyon mahkemelerini kuranlar, insanları yıllarca zindanlarda çürüten veya yakanlar da bunlardır.
Bunların genel bir yapısı var. Pozitif bilimlerden nasibini almamış, alsa bile menfaatleri uğruna bildiklerinden kolayca vaz geçebilen, üç kuruş için özgürlüğünü, kimliğini ve kişiliğini satabilen, beyinleri daha fazla gelişmelerine izin vermediği için insanlıkta, kültürde, eğitimde, modernleşmede yerlerinde sayan mizah yoksunu tipler bunlar. Bu nedenle, böylesi kişiler, başkalarının eğitimli olmasını, özgür olmasını, mizah duygularının gelişmesini istemez, ortaçağ karanlığını sürdürmeye gayret ederler.
Ben eminim ki; “Zurnacının Laneti anlayışı” bunları bir tamam tutacak. Mizahtan nasibini almayanların, eleştiriye tahammül edemeyenlerin hiçbirisi Zurnacının lanetinden kurtulamayacak.Kulakları çın, çın çınlayacak. Aydınlık devam edecek. Her zaman olduğu gibi aydınlık, karanlığı yenecek. Yaşasın zurnacının laneti.
Bu haber 278 defa okunmuştur

:

:

:

: