O resimde bizde olmalıydık

Kasım ayını da bitirdik.

 

 

 

 

 


Kasım ayını da bitirdik.
Aslında koskoca bir yılın, 2015’in sonuna, son günlerine geldik.
Bizim için en değerli, en kıymetli unsur zamandır.
Zamanı gerektiği gibi kullandık mı, ülke olmanın, devlet olmanın gerekliliği çalışmak, üretmek, bu anlamda zamanı değerli kılmak, yapabildik mi?
Cevap kendiliğinden geliyor, hayır yapamadık, yapmadık.
Bizi engelleyen, Kıbrıs sorununa çözüm beklentisi ve belirsizlik miydi?
Mutlaka etkisi olmuştur.
Bunun getirdiği kolaycılığa ve teslimiyetçiliğe kaçma zaafımızı da unutmayalım.
Peki, daha fazla zaman kaybetmeye tahammülümüz var mı?
Hayır, zaman kaybetmeye tahammülümüz yok.
Her şey bize mi bağlı, biz istersek her şey olur mu?
Zaten öyle olsaydı çok öncelerinden, çok farklı bir Kıbrıs adası olurdu.
Kıbrıs Türkü zaman geçtikçe her anlamda, her alanda kaybediyor.
Kıbrıs sorununun olumsuz yöndeki tüm bedelini Kıbrıslı Türkler ödüyor.
Kıbrıslı Türkler tecrit edildi, çok büyük bir suç işlemiş gibi cezalandırıldı, ekonomisi, sağlığı, eğitimi, onuru ayaklar altına alındı.
Spor yapamıyor, sanatla kendini anlatamıyor, özgürce, insan gibi dünyanın istediği ülkesine, diğer insanlar gibi gidemiyor.
Yaşamak için her şeyin en pahalısını almak zorunda, konuştuğu zamansa her türlü haksızlığa uğruyor, en yakınındakine bile kendini anlatamıyor.
Çok zaman yazdım, söyledim, Kıbrıs sorununda benim için çözüm;
Kıbrıs Türk insanının içinde bulunduğu belirsizlik ve hukuksuzluk ortamından çıkmasıdır.
Böylesi bir formül, adı ne olursa olsun, benim için çözümündür.
Bu şekilde anlamlandırdığım çözümün, bir başka alternatifi yoktur, son kırk yılda oluşturduğumuz ve alternatif olmasını beklediğimiz bu yapı bir seçenek olamadı.
Zamanın gecikmesi bizim aleyhimizedir, biz zamanla daha da sıkıntıya, daha da zora gireceğiz, her anlamda daha da çökeceğiz.
Bugün sürdürülen müzakere sürecinin sonunda, olası bir ortaklıkta bu yapının ayakta kalabilmesi en az çözüm kadar önemli.
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, KKTC’nin iki kurucu devletten biri olacağı vurgusu buna yönelikti.
Bu vurgu Cumhurbaşkanı Akıncı’nın mevcut çizgisinden saptığı anlamına gelmiyor.
Ya da Almanya ve Rusya Dışişleri Bakanlarının davetlerine eşitlik temeline ters olduğu için katılmaması.
Bunların dışa değil, içe yönelik mesajları var.
İki devletli modeli veya KKTC’yi çözüm gören kesimler var.
Bu kesimler olası bir referandumda oy kullanacak, KKTC’yi eşit devlet ve eşit yönetim olarak vurgulayan Akıncı, olası bir referandumda bu yönde olan kesimden de onay almayı istiyor.
Bunu da devlet eşitliği yöntemi ile yapmaya çalışıyor, yoksa KKTC’nin tanınmayan bir ülke olmadığını, eşit yaklaşım göremeyeceğini elbette biliyor.
Yazının ilk bölümlerinde anlattıklarım yeterli ve bunları herkes biliyor, kabulleniyor.
Kıbrıs’la ilgili tüm ülkeler spordan, ticarete, ekonomiden, diplomasiye her türlü ilişkiyi kuruyor.
Artık Kıbrıs Türkü de üzerindeki toprağı atmalı, yolunu çizmeli.
Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Rum Lider Anastasiades’in resimlerde yan yana olmasını, “aile devletler” tablosunda yer almasını anlıyor ve normal karşılıyorum.
Bunlar gerçeklerdir.
Üzüldüğüm o resimde bizim neden olmadığımızdır, biz bunların olmaması için ne yaptık?

Bu haber 761 defa okunmuştur
  • ince  NY - 03.12.2015 Belese GIMP ile resimdeki yerimizi alabiliriz. Photoshop pahali olur.
  • İBRAHİM ÇAKIRDAĞ   - 02.12.2015 Kendimizi kandırmayalım kimse de bizimle alay etmesin. Kıbrıs sorununu biz yaratmadık ama tüm sıkıntısını biz çekiyoruk. Bu da gerçek ki biz hep uzaktan bakacağız.

:

:

:

: