TC-KKTC ve hiçbir şey göründüğü gibi değil

Geçtiğimiz gün Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, günü birlik bir ziyaret için KKTC’ye geldi.
Geçtiğimiz gün Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, günü birlik bir ziyaret için KKTC’ye geldi.
Özellikle su konusu ve yeni ekonomik protokol tüm konuların üzerine çıktı.
Artık Kıbrıs konusu ve güçlü KKTC vurgusu sıradan hale geldi.
Bu konular ilgi çekmiyor, çünkü söylenenler ve yapılanlar bir birini tutmuyor.
Türkiye Başbakanı Davutoğlu;
“KKTC'ye her türlü katkıyı vereceğiz. Her şeyiyle, her zaman olduğu gibi KKTC'nin yanında olduğumuz mesajını sizlere getirmekten mutluluk duyuyorum. KKTC'nin sağlam demokrasi, ekonomi ve kültürel yapısıyla ayakta durması hepimizin hedefidir. AB demokrasilerinde bile az görülen olgunlukla yöneticilerini belirleyen Kıbrıs Türk halkı, siyasi olgunluk bakımında büyük bir başarı göstermiştir ve demokratik atmosferi en belirgin şekilde yaşıyor olmasından memnuniyet duyduk. 4 yıl boyunca hükümetlerimiz döneminde de KKTC'ye her türlü katkıyı vereceğiz.”
Bu tür söylemler çok duyuldu, çok söylendi.
Ama insanların hayatında değişen bir şey yok.
Elbette tüm değişim ve ilerlemeleri bu ülkenin yöneticilerinden beklenmeli.
Fakat işin iç yüzü öyle değil.
Birçok konuda, seçim zamanlarında, hatta siyasi partilerin kurultaylarında, Türkiye yöneticilerinin etkili olmaya çalıştıklarını gördük, yaşadık.
Davutoğlu’nun ziyareti sırasında, bize bağlı bazı gelişmeler de yaşandı.
Mesela, UBP Genel Başkanı bir erken seçimden söz etti.
Yani “ben kurultay için hükümete girdim, Türkiye hükümeti bazı istekleri var, CTP kabul etmiyor, bir seçime gidilebilir, ben tüm beklentileri kabul ediyorum.”
İşte bu kadar, bu söylemin, beklentinin özeti bu.
Diğer taraftan, bir CTP yetkilisi aynen şunları söyledi;
Hiçbir alanda düzeltme ya da iyileştirme yok. Meclis çalışmaları çok yetersiz. Devletin hiçbir alanı denetleme kabiliyeti yok. Türkiye korkunç bir baskı ile üzerimizde duruyor, en ufak bir görüş ayrılığında buraya akıtılan mali kaynakları durdurmakla tehdit ediyor ve durduruyor. Kıbrıs konusunda da çözüm umudu yok. KIB-TEK konusunun bile hala net değil. Türkiye’nin özelleştireceksiniz baskısı artarak devam ediyor. Müftüyü bile görevden alacak yetkiye sahip değiliz.”
Sadece su konusunda değil, birçok konuda sıkıntı ve anlaşmazlıklar var.
Yeni ekonomik protokol daha sancılı ve baskılı olacak.
Bize makam yeter, her şeye varız diyen anlayış yoluna devam edecek, biz bunları halka anlatamayız diyen düşünce ise ya çekilecek, ya da erken seçimle gidecek.
Acı ama gerçek, içinde bulunduğumuz durumdan çıkışın yolu görünmüyor.
Yangın yeri olan memlekette, tabi ki herkes şikâyetçi değil, düzeni değişmeyenler mutlaka memnundur.
Ama sıradan vatandaş için özellikle ekonomik anlamdaki zorluklar, her gün için katmerleşiyor.
Bürokrasi ağır ve çağdışı kalmış, her şey devlet için, toplum için sadece devlete hizmet etmek var.
Seçim ve hükümet değişiklikleri hiçbir sorunu çözmüyor, aksi sorunları daha da içinden çıkılmaz noktaya getiriyor.
Bu ülkede memur maaşları ödendikçe, hiçbir şey olmaz.
Müzakere süreci devam ettikçe bazı konular ertelenecek fakat bu konudaki gelişmelere göre her an her şey yaşanabilir.
Bu haber 794 defa okunmuştur
  • TC-KKTC Mehmet Kadir  Girne - 05.12.2015 TC-KKTC Bir bütundür. Kuzey Kıbrısta seçilen partiler Kıbrıslı Türkleri temsil etmiyor. Yurt dışında yaşıyan Kıbrıslı Türklerin oy verme hakkı yok.
  •    - 05.12.2015 Türkiye bişeylerin düzelmesi için baskı yapıyorsa buraya gelip eşsiz bir demokrasiniz var demesinler o zaman. güneye gidip hiçbir ilişki kurmasınlar. düzelme derken şu da bilinsin bozulan ne varsa burada Türkiye hükümetlerinin de katkısı var.
  • eğer okur   - 04.12.2015 eğer türkiye baskı yapıyorsa bile bi şeylerin düzene girmesi için yapıyordur. kendisi kar edecek değil ya görüyorsunuz hastahaneleri elektrik kurumunu belediyeyi demekki bazı sitematik değişimler zorunludur artık. bunu türkiye bize baskı yapıyor diye kamuoyunda nefret uyandırmak amçlı yapma ey ctp li yetkili(ne kadar yetkiliyse bilmem)

:

:

:

: