Olası anlaşmada turizmcilerimiz ve üniversitelerimizin geleceği

Müzakere masasında tarafların iyi niyeti karşılıklı reel durumların kabulü ötesinde her iki tarafın siyasi eşitliği, egemenliği, iki kesim ve iki bölgelilik kapsamında ortak düzende eşitlik koşulları ile olası bir anlaşma modelinde mevcudiyetinin kabul görmesi ile mümkün olabilecektir.
Müzakere masasında tarafların iyi niyeti karşılıklı reel durumların kabulü ötesinde her iki tarafın siyasi eşitliği, egemenliği, iki kesim ve iki bölgelilik kapsamında ortak düzende eşitlik koşulları ile olası bir anlaşma modelinde mevcudiyetinin kabul görmesi ile mümkün olabilecektir. Bu hedefler doğrultusunda, Kıbrıs Türkünün olası bir anlaşmada sadece garantörlük ya da birincil hukuk alanında güvenliği değil, ekonomik anlamda da güvenliğinin bu çerçeve ve zeminde tesis edilmesi şarttır. Hele de, KKTC’nin bugünkü koşullarda ekonomik yapısı ile güneyin yapısı dikkate alındığında arada gerçekten derin uçurumlar olacağı görülecektir. Nitekim olası bir anlaşma modelinde kuzey kurucu devletinin sahip olacağı istisnalar bu noktada önem arz etmektedir. Taraflar arasında ekonomik denge sağlanması ve ilerleyecek zamanda ekonomik bütünleşme olabilmesi için bu istisnalar son derece ehemmiyet taşımaktadır. Bu yazıda kuzeyin ekonomisinde oldukça önem arz eden iki sektöre, turizm ve eğitime özetle değinemeye çalışacaktır.

Ne üzücüdür ki, bazı kesimler olası bir birleşme ile kuzeyin ekonomisinin bir anda kısa sürede canlanacağı ve güney ile rekabet edebilir duruma geleceğinden bahsetmektedirler. Şüphesiz hepimizin arzu ettiği, ambargoların olmadığı, ekonomik anlamda güçlü ve refah seviyemizin kuvvetli olduğu çağdaş ve kurumsal bir düzende yaşamaktır. Zaten ekonomi, her özgürlüğün temelinde yatan bir unsurdur. Bu noktada ülke turizminin olası anlaşma ile çok yüksek oranda gelişeceğinden bahsedildiğini görüyoruz. Bugün bu mevsimde dahi turizmde otellerimizin doluluk oranı %49 olarak açıklanmıştır. Oysa müzakere sürecinde turizm ve eğitimi içeren çözüm modelinde kuzey kurucu devletinin sahip olacağı yetkiler ne olacağını henüz bilmiyoruz.

İzah etmek gerekirse ki, bugün turizm Kıbrıs Türk ekonomisinin kalkınmasına hali hazırda büyük katkı veren lokomotif unsurlardan biri olduğudur. Bundan dolayıdır ki, olası bir anlaşma modelinde kuzey turizmi için ülkeye giriş şartlarının mutlaka ele alınması ve anlaşmadan sonra mevcut turizmdeki yapının etkilenilmemesi gerekmektedir. Şöyle ki, halihazırda ülke turizminin %60’ı Türkiye Cumhuriyeti’nden gelmektedir. Olası bir anlaşmada ise kuzeyin de AB ülkesi olarak yer alacağı dikkate alındığında, AB rejimi uygulamaları gerçekleştirilecek ve kolay kolay ülkeye turist gelmesi mümkün olmayacaktır. Hele de Türkiye Cumhuriyeti henüz bir AB ülkesi konumunda değilse. Bunun için, ekonomik bütünleşme ve taraflar arasındaki uçurumun kalkması için en az 15-20 sene kuzey kurucu devletine ayrıcalık gösterilmesi ve turizm konusunda Türkiye’den gelen turistler ile desteklenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ümit ediyoruz ki bu durum müzakere masasında detaylı bir şekilde ele alınacak ve istisnai haklar için dik duruş sergilenecektir.

Ekonomimizde yer alan diğer önemli lokomotif unsur da eğitim konusudur. Şuan hali hazırda ülkemizdeki üniversitelere yabancı öğrenci katılımını sağlamak için 100 bin hedefi açıklanmıştır. Bu amaçla, halen Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine bağlı Yardım Heyeti’nin üniversitelerimize bu anlamda katkısı devam etmektedir, edecektir de. Evvelden açıklanan mevcut rakamlarda 40 bin öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti’nden geldiği belirtilmiştir. 20 bini ise yabancı uyruklu olmakta olup, geride kalanların yerli öğrencilerden oluştuğu açıklanmıştır. Ülke kalkınmasında önemli yer tutan üniversitelerimize gelen yabancı uyruklu öğrencilere de bilindiği üzere oturma izni de verilmektedir.

Bu noktada bazı konuşulan konuları dikkate almamızda fayda bulunmaktadır. Örneğin görüşmelerde adaya çalışmak için dışarıdan gelecek olanların rakamında sınırlamaya gidilmiş ve ¼ olarak düşünülmüştür. Bu oranın üniversitelere uygulanması ihtimali karşısında ortaya vahim bir sonuç çıkabilecektir. Her şeyden öte bugün Afrika’dan ülkemize gelen 7-8 bin öğrenciye Türkiye Cumhuriyeti eğitim bursu vermektedir. Bu öğrenciler anlaşmadan sonra gelebilecekleri yasal düzenlemelerin devamı şarttır. Nitekim bu öğrenciler hali hazırda kendi ülkelerinde bulunan TC Elçiliklerine başvurarak vize almakta ve ülkeye giriş yapabilmektedirler. Oysa olası bir anlaşma ve birleşme halinde Türkiye’den burs alan öğrenciler ya da diğer yabancı uyruk statüsünde tanınacak öğrenciler bulundukları ülkede Kıbrıs elçiliklerine gitmek ve vize almak durumunda kalacaktır. Kıbrıs elçiliklerinde görevli bulunanların fanatik Rum olması halinde vize başvurusunda bulunacak öğrenciye(AB ülkesi olmayanlar özellikle) kuzeye gideceği için vize vermeme yoluna da gidebilme ihtimali unutulmamalıdır. Hele ki halen güneyden kuzeye geçen Rumların kuzeyde alışveriş yapmalarının oldukça zor ve sınırlı olduğu bir ortam içerisinde, olası anlaşmadan sonra kuzey devletinin ekonomik anlamda güçlenmesini istemeyen taraflar da olabilecektir.

Kaldı ki bugün güneyde sadece 7000 öğrenci mevcuttur. Tüm bu hususları dikkate aldığımızda olası anlaşma modelinde eğitim alanında da Türk kurucu devletine bir geçiş süreci öngören 15-20 yılı kapsayan ve istisnai durum öngörülmesi gerekmektedir.

Unutulmamalıdır ki, bugün KKTC Ekonomisini ayakta tutan 1963’ten bu yana Türkiye’den gelen para, ekonomik kalkınma desteği, turizm ve eğitime katkı fonları yanında vize kolaylığıdır. Bundan dolayıdır ki, hem kuzey devletin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ekonomik anlaşma yapmaya muktedir olacağı bir yasal hakka sahip olmalı hem de eğitim ve turizm alanında istisnai durum şartı kabul ettirilmelidir. Bu hassasiyet içeren konular anlaşma metnine dahil edilmediği takdirde maalesef kuzeyin ekonomik yapısı ve toplumsal varlığı güney ekonomisi karşısında eriyerek yok olma durumuna mahkum olabilecektir. Kanaatimiz ve beklentimiz odur ki , gerek Sayın Cumhurbaşkanı Akıncı, gerekse müzakere heyeti tüm bu hassas konuları karşı tarafa ikna edeceği dik duruşu sergilemesi gerekliliğidir…
Bu haber 445 defa okunmuştur
  • AB Bir KKTC vatandşı  Kanada - 10.12.2015 Kıymetli yazarım ``Olası bir anlaşmada ise kuzeyin de AB ülkesi olarak yer alacağı dikkate alındığında`` diye yazdınız ve her yazar da bunu yazıyor. Bu AB nereden çıkıyor. Bize eşit davranmıyor verdiği sözü tutmuyor. AB sevdası referanduma sunulmadı bile. Bana anlatsanız çok memnun olurum.

:

:

:

: